Siteye Üye Olun    |    Üye Girişi    |    İletişim


ADEPT MAJİSYEN (Üstat Büyücü) EĞİTİMİ    |    MANYETİK MAJİ EĞİTİMİ    |    POZİTİF ENERJİ EĞİTİMİ    |    DANIŞMANLIK              Eğitim Bedeli    |    Eğitime Başvurun

ANA SAYFA      |      Sorular      |      Astroloji      |      Kuantum ve Bilim      |      Ezoterizm      |      Filmlerimiz      |      Janus Kimdir?

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
BASİTLEŞTİRİLMİŞ KUANTUM MEKANİĞİ

(Yazıların sıra ile, atlamadan okunması önerilir)

7. Bölüm: Çift Yarık Deneyi

1- Giriş | 2- Süperpozisyon | 3- Dalga Fonksiyonu | 4- Dalga Fonksiyonunun Çökmesi | 5- Kopenhag Yorumu | 6- Schrödinger'in Kedisi
7- Çift Yarık Deneyi | 8- Eşevresizlik (Decoherence)

<< Önceki Bölüm Sonraki Bölüm >>

Yazı:

Kuantum Mekaniğinin en popüler konularından olan bir deneydir Çift Yarık Deneyi (Double Slit Experiment)... ve kişilere sunduğu "Gözlemci yoksa, madde de yok" cümlesi ile özetlenebilecek olan sonuç, bir bilimkurgu romanından alıntı gibidir. Bir yanlışlık, yanlış okuma/basım, ya da klavye hatası yoktur bu sözlerde. Evren, sadece ona bakan (bilimsel tabiri ile "ölçen") bir bilinç varsa gerçekleşmekte, gerçeğe dönüşmektedir!

Söz konusu deney atomaltı dünyada yapılır; ancak ilk safhası atomüstü dünyada, yani içinde yaşadığımız bildik dünyada oluşturulur: Atomaltı dünyada (yani atomları oluşturan/var eden/meydana getiren ortamda) parçacıklarla yapılacak deney için, ön safhada bilyeler kullanılır.

İlk safhada bilim adamları bilyeleri -önlerindeki bir yüzeyde açılmış olan- bir yarıktan rastgele fırlatırlar. Yüzeyin arkasında bir düzlem bulunmaktadır ve yarıktan geçen her bilye arka yüzeyde bir iz bırakmaktadır. Amaç ise yarıktan geçen bilyelerin yüzeyde meydana getirecekleri deseni görmektir.

Doğal olarak bazı bilyeler yarıktan geçmez, geri seker, geçenler ise arka yüzeyde -yüzeye vuran bilye sayısı iyice artınca- noktalı ama dik bir iz yaratırlar.

Bundan sonra yarığın yanına bir yarık daha koyulur ve bilyeler bu iki yarıktan geçecek şekilde fırlatılır. Arka yüzeyde bu kez de iki adet noktalı ama dik iz çıkar.

Bir sonraki adımda iki yarıkdan boyalı bir su dalgası geçirilir. Arkadaki yüzeydeki izler bu sefer farklıdır, önceki gibi iki adet -noktalı ve dik- iz oluşmamıştır doğal olarak.

Bu hazırlık safhasından sonra aynı deney atomaltı düzeyde yapılır. Bu kez -atom altı dünyada oluşturulan çift yarığa- bilyeler yerine parçacıklar (örneğin elektronları) fırlatılır. Ancak elektronlar (yani minicik bilyeler) parçacık oldukları halde, arka yüzeyde dalgaların bıraktığı izleri bırakırlar!

Uzun süre nedenselliği anlaşılamayan bu deneyde fizikçiler söz konusu garip sonucun nedenini küçük parçacıkların birbirine çarpmalarına bağlarlar. Anılan çarpışmanın dalga izini yarattığını düşünürler. Bu nedenle elektronların birbirlerine çarpmalarını önlemek adına onları sıra ile atarlar.

Ama sonuç değişmez... arka yüzeyde yine sadece bir dalganın bırakabileceği izler oluşmuştur.

Böylece kaçınılmaz olarak şu sonuca varılır: Elektron bir parçacık olsa da, dalga gibi davranmakta, yani bir dalga olmaktadır! Oysa bu durum dünyamızın bildik fizik kurallarına göre olanaksızdır.

Bilim adamları -olayın tüm inkar edilemez kesinliğine karşın- ikna olmazlar. Elektronların yarıklardan geçerken akla gelmedik bir olay sonucu "dalgalaştığını" düşünürler. Ne olup bittiğini anlamak için ortamı gözlemeya karar verirler ve özel bir "gözleyici" düzenek oluştururlar... yani yarıkların başına bir ölçüm aleti yerleştirirler.

Sonuç ise öncekinden de şaşırtıcıdır: Bu kez arka yüzeyde bir dalganın değil, sadece bilyelerin bırakabileceği bir iz oluşmuştur! Elektronlar, yarıkların başında bir "gözlemci" olduğunda "mantıklı" (içinde yaşadığımız dünyaya uygun) davranmaktadırlar! Ölçüm, ya da ölçüm yapan bilinç olduğu zaman herşey normale dönmekte, gerçek hayattaki gibi olmakta, olaylar bildiğimizi şekilde ceryan etmektedir. Yani "gerçek" dediğimz yaşam, ölçümle, bakma ile meydana gelmektedir... bakılmadığı zaman ise -bizim anladığımız anlamda- gerçek yoktur!

Gözlemci olunca elektron nasıl oluyor da -tıpkı izlendiğini bilir gibi- olağan şekilde, yani bizim bildik atomüstü dünyamızdaki fizik kurallarına uygun şekilde davranmaya başlamaktadır? Elektronlar yeri gelince farklı şekilde davranma bilincine sahip değildir ki, bakan olunca bunu anlayıp farklı davransınlar?

Bu soruya asla yanıt verilememiştir.

Richard Feynman1: "Elektronların ve ışığın nasıl davrandıklarını artık biliyoruz. Onlar kendilerine özgü, benzeri olmayan bir şekilde hareket ederler. 'Kuantum mekaniği davranış biçimi' diyebileceğimiz bu davranış daha önce görülen hiçbir şeye benzememektedir. Elektronlar ve fotonların ikisi de aynı şekilde acayiptir. Bunun eden böyle olduğunu ise kimse bilememektedir."

Dipnotlar:
1 Richard Philips Feynman (11 Mayıs 1918 – 15 Şubat 1988). 1965 Nobel fizik ödülü sahibi Amerikalı fizikçi.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -