722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

TÜM MAJİ SORULARI
1 Kasım 2019
Majikal Gruplar

Öncelikle merhaba Janus, daha önceki yanitlarinda dedenin Spiritüalist ve mason oldugunu, gençliginde bir majikal grupa katildigini daha sonra ise satanist oldugunu söylemistin, bu nasil oldu? Bir yazinda ise Bülent Kisa adli majisyenin politikacilar ile icli disli oldugunu yazmistin. Her halde bu tur majikal gruplar Türkiye'de cumhuriyet öncesine kadar varlar ve önemli olaylarda rol oynamislar. Sizden istegim GERÇEK majikal, kabalist, satanist, spiritual ve okult gruplari nereden bulabilecegim ve aralarina nasil katilacagimi açiklamaniz.

1-2 yildir okult konularla ilgileniyorum ve hala teorikte kalip pratige gecemedim. Galiba bir tur inisiyasyon sart. Kullandiginiz 722 sistemi ise bildiklerime biraz ters ve benim için fazla bilimsel. Önerileriniz ne?

YANIT

“Bu nasıl oldu?” derken sanırım majikal gruba nasıl girdiğimi soruyorsunuz.

On bir yaşında bile maji çalışmaktaydım. Gençliğimde, Kıbrıs Barış Harekatı zamanında bombalanacağımız korkusu taşırken, ters bir durumda “kapıp kaçılacaklar” bohçamda cüzdanım, nüfus kağıdım (o zamanlar kimliğe bu ad verilirdi) ve üç maji kitabım vardı. Ancak hala da -belki de sizin gibi- eğer bir gruba girersem çok daha güçleneceğimi düşünüyordum. Bir yere ait olmak insanlara daima bir rahatlık ve güven verir.

Bir gün bir gazetede çıkan bir haberi kovalayarak haberi yapan gazeteciye ulaştım, haberdeki kişilerle tanışmak istediğimi söyledim, bayağı da baskı yaptım. Sonunda onay geldi.

Sanırım istekliliğim hoşlarına gitmişti.

Uzun süre dış circle’da kaldım. Sonra giderek kapılar açılmaya başladı. Bülent Kısa ile bu süreçte tanıştım; giderek dost olduk.

“Her halde bu tur majikal gruplar Türkiye'de cumhuriyet öncesine kadar varlar.”
Sizi düş kırklığına uğratacağım, ama ben böyle bir şeyin var olduğunu hiç sanmıyorum. Bence Bülent’in grubu olan T.. grubu bu konuda tektir. Başka grup varsa (umarım dürüstlüğüme inanırsınız, varlar mı, yoklar mı, hiç haberim yok) bence birkaç arkadaşın toplandığı hobi grubunun ötesinde değildir. Ancak ben uzun süredir fazla da okültist sayılmam. Bu konularda forum var mı, kim ne der, ne yazar, haberim yok. Neredeyse 20 yılıdır, iki kişi bile yan yana gelip bir çalışma yapmışlığımız yoktur. Gelsek, beni gülme tutar. :)

Maji, dalga fonksiyonu olarak kuantum uzayına yayılmakla yapılır. Yanında 30 kişi olsa ne yazar; Crowley’in kendisi olsa ne yazar? Parmak izi kadar beyin elektriği vardır ve daha önceki yanıtlarımda söz ettiğim gibi, bunları senkronize etmek neredeyse imkansızdır. Majikal gruplar -bence- bir çok Kabalisitin milleti korkutarak kimlik kazanma çabasının ürünü olan bir düşünceden doğmuştur. Bu -bence- komik şeyler kuantum mekaniği halka yansıdıkça birer ikişer yok olacaktır. Adeptler tarafından an bazında yapılır maji kardeşim; ritüel neymiş?

Hadi diyelim en az on beyin elektriği bir mucize oldu senkronize edildi. O zaman da -bunları da daha önce yanıtlarımda yazdım- imajinasyonlarının tıpa tıp aynı olması gerekir. Bu da bütünü ile imkansızdır.

Aziz Nesin’in bir öyküsünde söz ettiği gibi, “bütün bildikleriniz unutun”. Maji TEK KİŞİLİK bir uğraştır. Bülent’in kendi, çok güçlü majisyenlerden meydana gelmiş (tanıdığım hepsi rahmetli oldu) bir grup kurduğu halde, çokluk “Ben yalnız çalışmaların adamıyım” derdi. Yani bu grup işi, ego okşayan bir eğlenceden öte -bence- anlam taşımaz.

Sözlerime kanıt olarak yine Bülent’in bir diğer sözünden bahsedeyim: Az önce söylediğim gibi grup olarak güçlü adamlardı. Aralarında hacı-hoca takımından kimse yoktu. İşin ilmine değil, bilimine yatkındılar. Okuyan, düşünen, araştıran kişilerdi. Bu adamlar bir gün ünlü birine çalışma yapmışlardı. Sonuç hakkında ise Bülent’in kendisi gülerek “ya ne beceriksiz adamlarız, çalışma hep çevresindekilere etkin oldu” demişti.

Bu durumun nedeni yukarıda söz ettiğim imajinasyon farklarıdır. Diyelim 10 kişilik bir grubunuz var. Ve bir elmayı ağaçtan düşürmek istiyorsunuz. Bu çalışmada herkesin elmanın ağaçtan düştüğünü imajine etmelerini istiyorsunuz. Sonuçta yine de bunu başaramazsınız; çünkü herkes için elmanın ağaçtan düşme mizanseninin ağırlığı bambaşka olacaktır. Beyinler, yani beyinlerdeki brain map’ler aynı olmadıkça (ki, aynı olmasına imkanı-ı ihtimal yoktur) imajinasyonlar -majisyenler sözde aynı şey imajine edilmiş olsalar da- farklı gelişecek ve çalışma her kesin başka tarafa çektiği bir enerji içerecektir.

Şevkinizi kırmış olmayayım; bildiğiniz yoldan ilerleyin, arayan bulur. Ancak ararken sözlerimi de sürekli anımsayın ve tek başınıza çalışmaya DA ağırlık verin.

“Galiba bir tur inisiyasyon sart.”
Sizi korkarım ki yine de düzelteceğim: Gerekli olan inisiyasyon değil, bilgidir. İnisiyasyon riskli bir şeydir. Bir kişinin beynini bir diğerine vermesi doğru değildir. Bu iş kitap okumak gibidir. Yazarın kim, ne olduğunu, laflarının yarar değer düzeyini asla bilemezsiniz. İnisiyasyonda (ve kitap olurken) beyninizi birine “Al bunu yoğur” diye veriyorsunuz. Bu bence çok yanlış bir iştir. BU yüzden biz eğitim tanıtımında “öğrenci” ve “eğitim” lafının bile hatalı olduğunu vurguluyoruz. Birine bir şey öğretmek de doğru olmayabilir. Sorular yanıtlanır. Bilgi akıtılır. Ama bu bilgiyi öğretmek değil, paylaşmaktır. Paylaşmakta alıcının alma, ya da reddetme özgürlüğü vardır. Öğretmekte yoktur. Paylaşılan bilgide, bilginin kabul edilememesi imkanı vardır. Oysa öğrenci öğrenemezse başarısızlık gibi kırıcı bir niteleme ile suçlanacaktır. Hayatı böyle kasmak çok saçmadır bana göre.

Kimse kimseden fazla bir şey bilmez aslında. Herkesin sahip olduğu bilgi kendine yeter. Bu sahip olunan bilgi, kişiye kimden, neyi, ne kadar alacağını fısıldar. Ama adamı eğitimdi, inisiyasyondu diye bir sürece sıkıştırırsanız… ne bileyim… bence iyi olmaz.

Bu yüzden sözlerinizi söyle değiştireyim: “Sorularınızı yanıtlayacak bir odağa ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz”. Soru yanıtlamak ise inisiyasyon değildir; çünkü sorunun içeriğini/biçimini kişisel bilinç belirler ve kişisel bilinç, hangi soruyu sorması gerektiğini sezer.

“Kullandiginiz 722 sistemi ise bildiklerime biraz ters ve benim için fazla bilimsel.”
Ne bildiğinizi bilemiyorum ama size öğüdüm, bildiklerinizi öğrendiğiniz kişilerin yaşamına, dahası genel ruh durumlarına, bir göz atın. Bilginin değerini, onu paylaşanın yaşamına bakarak ölçmek mümkündür.

Ayrıca araba kullanmak için direksiyon “sallamayı” bilmek yetmez. Yetmediği için ehliyet eğitiminde sadece aracı kullanmak değil; mekanik, trafik kuralları ve sağlık bilgilerinden de sınav vermek zorunluğu vardır. Bizim yönteme “fazla” demek, ehliyet eğitimini fazla gördüğü için mahalledeki bir abiden vites geçirmeyi öğrenerek caddeye çıkmaya benzer.

Maji, gerçekliği iradi (arzulara göre) “bükme” olayıdır. Gerçekliği bükmek için yola çıkan, gerçekliğin nasıl oluştuğunu bilmek zorundadır. “QFT, gerçekliğin temel işleyişi hakkındaki en iyi tanımdır.” David Tong. Biz de eğitimde zaten bunu öğretiyoruz. Ayrıca “canının istediklerini gerçekleştirme” gibi ürkütücü bile olabilecek bir ereğin bilim ile ilgisi olmayacağını düşünmek biraz saflık ve aşırı iyi niyet içeriyor bence. Maji, bir hobi gibi sevilebilse de, hobi olmayacak kadar ağır bir iştir.

Bence artık değişme -ataerkil (kadını dışlayan, herşeyi kurallaştıran, bu kuralları herkese empoze eden vb.) Kabala kalıplarının yerine kuantum mekaniğini koyma- zamanı gelmedi mi?

İşin kolayına kaçmayın. Bu dünyada kolay çıkış yok. ;-)


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -