722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MÜSLÜMANLIK

SORULAR ANA SAYFA | Maji | Astroloji | Fal / Tarot | Kuantum | Ezoterizm | Müslümanlık | Pozitif/Negatif Enerji | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi
İlişkiler | Özel İlişkiler | İş Hayatı | Janus

TÜM MÜSLÜMANLIK SORULARI
17 Temmeuz 2019
Cennet eşleri huriler

CEVABINIZDA CENNET EŞLERİ DEMİŞİNİZ.BU NU AÇIKLARMISINIZ.
Önceki (15 Temmuz 2019 tarihli) soru ile arasındaki bağlantının kopmaması adına sorunun yanıtlanmasına öncelik verilmiştir.

YANIT

Müslümanlıkta “cennetteki gerçek eşler” olarak nitelenen varlıklardan (hurilerden) ve bu dünyadaki eşin gerçek olmadığından söz edilmesinin gerisinde önceki yanıtımda yansıttığım görüşlerin basitleştirilmiş hali olduğuna inandığımı söylemek isterim. Eşdeyişle yanıtımda “Cennette ruhların eşleşmesi” ve “diğer yarıyı bulmak” şeklinde söz ettiğim hipotez Kuran’da yer alıyor olabilir.

Tekvir suresinin 7. ayeti "Ruhlar eşleştirildiği zaman” şeklindedir.

Türkçe Dinayet İşleri mealinde, ayeti "modernize etme" çabası ile "Ruhlar (bedenlere) eşleştirildiği zaman” gibi bir yapı vardır, yani ayete parantez içinde "bedenlere" sözcüğü eklenmiştir. Böylece anlam tamamen değişir. Artık ayetteki farklı ruhların eşleşmesi bilgisi yok olmuş, kişinin ruhunun bedenine bağlanması söylenir olmuştur.

Oysa bu ayetin Arapça karşılığı "Ve izen nufûsu zuvvicet”’dir.
Ve izen: Ve zaman,
Nüfusu: Nefs, yani ruh,
Zuvvicet: Eşleşmek
anlamındadır.

"Beden" sözcüğü ayette yoktur ki...

Elmalılı Hamdi Yazır Hasan Basri Çantay, İbni Kesir, Ömer Nasuhi Bilmen, Tefhim-ül Kuran benzeri bazı yorumcuların çevirilerinde ve kimi metinlerde ise ayet olduğu gibi, orijinal hali ile yer almaktadır.1

Tur 20 ise “Onlara, 'Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için' denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir." şeklindedir.

Bu ayetin olduğu gibi (bazı bilgi dipnotlarına sahip olmadan) okunması sonucu pop kültürde, Kuran’ın erkekleri “kayırdığı” ya da cennetin erkeklere özgü bir yer olduğu düşünceleri yaygınlaşmıştır. Oysa huri, erkekegemen anlayışın öne sürmeyi çok sevdiği gibi cennetteki genç kızlar değildir! (Kuran’da cennet, erkeklere özel bir mekan olarak tanıtılmaz.) “Huri” cinsiyetsiz bir sözcüktür, “temiz ve güzel” manasındadır.

Kuran’da her şey erkek temelli (müzekker, eril) şekilde anlatılır. Örneğin cehennemliklerden de erkekler temelinde söz edilir. Dişil kelimelere, sadece kadınlarla ilgili özel bir konudan söz edileceği zaman yer verilir. Bu yaklaşım o dönemin yaygın konuşma stilidir.

Hurilerle ilgili gerçeğe bir diğer kanıt Duhan 54’de yer alır. Söz konusu ayetin geleneksel yorumu: "Böyle işte ve onları evlendiririz iri gözlü hurilerle." şeklinde olsa da, birçok yorumcu (örneğin Bayraktar Bayraklı, Edip Yüksel, Mahmut Kısa, Mehmet Türk, Mustafa İslamoğlu) bu ayeti mealen “Aynı şekilde onlara çok güzel eşler veririz" olarak çevirmektedirler.

Ayetin orijinali “Kezâlike ve zevvecnâhum bihûrin”’dir ve zevvecnâhum sözcüğünün kökü “eşleştirmek” anlamına gelen Zevvecnâ’dır. Huri sözcüğünün gerçek anlamından da yukarıda söz ettim. Bu yüzden söz konusu ayetin erkekegemen bakış ile “güzel kadınla evlenmek” olarak algılanması yanlıştır.

Özetle -önceki yanıtlarımda defalarca değindiğim gibi- Müslümanlık, cennetin tasvirini -bize göre- en başarılı şekilde yapan dindir. Kuran’da, bölünmüş evren teorisinde söz ettiğimiz ve yitirilmiş diğer yarı ile -cennet olarak ifade ettiğimiz- öncel evrende yeniden buluşulacağı düşüncesine de yer verilmektedir. (Ve bu yapısı nedeniyle “de” Yahudilik ve Hıristiyanlığa benzemediği söylenebilir.)



DİP NOTLAR

[1] Ülkemizdeki bu “modernize etme” eğilimi yüzünden ayet ve kutsal tekstlerdeki çeviriler bazı ciddi bilgi kirlenmelerine neden olmaktadır. Bu sorunu mitoloji metinlerinde çok yaşarız. Söz konusu metinlerin çevrildiği tarih genelde 12 Eylül öncesi sol düşüncenin baskın olduğu zamanlardır. O zaman dilimizdeki Arapça sözcükler yerine yeni kelimeler uydurulması eğilimi çok yaygındı. Bu yüzden Enuma Eliş’ten Theogonia’ya, nice metini Türkçe’den değil, İngilizce’den okumak zorunda kalıyoruz... çünkü Türkçe bazı kelimeleri anlamıyoruz. Ayrıca, araya sol düşünce ile sokulan (o zamanların köylü modasına etkisinde) bazı sözcükler ise gülünç olabiliyor. Örneğin bazı tanrılar sözlerinde şarkı yerine “türkü” sözcüğünü kullanıyorlar, kardeş yerine “kardaş” diyorlar. : ) Ayrıca metindeki küçük kelime oynamaları (orijinal sözcüğün beğenilmediği ya da saçma bulunduğu için yerine çağdaş bir sözcüğün konması) tüm kilit ve gizli anlamı yok edebiliyor.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -