Siteye Üye Olun    |    Üye Girişi    |    İletişim


ADEPT MAJİSYEN (Üstat Büyücü) EĞİTİMİ    |    MANYETİK MAJİ EĞİTİMİ    |    POZİTİF ENERJİ EĞİTİMİ    |    DANIŞMANLIK              Eğitim Bedeli    |    Eğitime Başvurun

ANA SAYFA      |      Sorular      |      Astroloji      |      Kuantum ve Bilim      |      Ezoterizm      |      Filmlerimiz      |      Janus Kimdir?

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
TANRI PARÇACIĞI HIGGS BOZONU

Yazı:

Higgs bozonu, diğer adı ile "tanrı parçacığı", ilk olarak Profesör Peter Higgs tarafından 1964 yılında ortaya atılmış bir atom altı parçacıktır. Lakabın nedeni sanıldığı gibi onu bulunca tanrının deşifre edilebileceğine atıf değildir. Sözün kaynağı Peter Higgs'in sıradan okurlara standart fiziği ürkütmeden anlatmaya çalıştığı kitaplarından birinde şaka yollu kullandığı "Şu tanrının belası parçacık da bulunamadı gitti!" cümlesine dayanır. Gerçekten de kolay bulunamamış, değim yerindeyse "deliler gibi" aranmıştır Higgs bozonu.

Bu büyük tutkunun özünde evrenin nasıl/neden yaratıldığı hakkındaki ortak insan merakı vardır. Aslında bu merakın gerisinde ise "biz kimiz, neden buradayız?" sorusu bulunur... denilirse yalan olur bence; çünkü aslında "Neden acı çekiyoruz? Neden istediğimiz yaşamı süremiyoruz?" gizli çığlığının ittirmesidir çabalamalarda etkin olan.

Bilim adamları -belki bilinç altlarında aynı çığlığı attıkları, belki de sadece bilimsel bazlı bir meraktan- bu soruyu sormuş ve de yanıtın Big Bang (yani evreni oluşturan "Büyük Patlama") gerisinde olduğuna inanmışlardır.

"Big Bang sonrası, saniyenin milyonda biri süresinde, etrafa büyük miktarda parçacık yayılmıştır ve bu parçacıklar saf enerjidirler, kütleleri yoktur."

Standart anlatım bu şekildedir. Buraya dek herşey "yolunda gitmektedir" bir anlamda. Ancak bundan sonra asıl yanıtlanamayan sorular kapıya dayanır:
"Neden maddenin kütlesi vardır; yani neden kimi parçacıklar ağır, kimileri kütlesizdir? Bu fark neye göre belirlenmektedir?"

Bu iki soruyu toparlayıp, tek soru şekilnde soralım:
"Nasıl olmuştur da maddenin temel yapısı enerjiden başlayarak kütleye dönüşmüştür?"

Daha da mı açık soralım? Peki:
"Madde, yani siz/biz dahil herşey nasıl oluşmuştur?"

Bilim adamlarının bu kritik sorunun yanıtının Higgs bozonu adlı (bir kuark olan) atom altı parçacık ile verileceğine inanmaları ile arayış (hengame mi demeli?) başlar.

Merak içinde yanıtı beklenen soruya Higgs bozonu temelinde cevap verebileceğine inanılan teori şöyledir: "Uzay, sanıldığı gibi boş değil, kütlesiz parçacık olan Higgs bozonları ile (daha doğrusu Higgs bozonlarının oluşturduğu Higgs alanı ile) kaplı durumda. Parçacıklar Higgs alanından geçerken Higgs bozonu ile etkileşime giriyorlar. Böylece atomların yapı taşları olan atom altı parçacıklar meydana geliyor. Atomaltı parçacıklar atomları, atomlar ise evreni (yani sizi/bizi) yaratıyorlar. Higgs alanı standart bir yapıda olmadığı için her alanda değişik etkileşim oluşuyor. Yoğun bölgelerde yoğun etkileşime girenler ağır, zayıf bölgelerde zayıf olarak etkileşime girenler hafif oluyorlar."

Teoriyi oluşturmak işin kolay yanı... zor olan ise kanıtlamak... Hele ki konu Higgs bozonlarıysa... çünkü Higgs bozonları etkileşime girdiklerinde yok oluyorlar! Yani bizlere kütle sağlayanlar, etkileşim oluşunca yok olan bu kütlesiz parçacıklar! Onları bulmadaki asıl zorluk "görülemez" olmalarından kaynaklanmakta. Bu ortamda yıllar boyu (aslında bilimsel gelişim ivmesine göre "göz açıp kapama" süresinde) aranıp durmuştur Higgs bozonu.

Araştırmalar ilk başladığında doğal olarak bulunamaz o günkü olanaklarla. Sonunda iki modern "üs" kendi bünyelerinde arayışa başlarlar: Fermilab1 ve CERN2 ... Aslında ortam hiç de soğukkanlı biçimde realize olan bir arayış ortamı değildir. Yaşanan tam da bir kapışmadır; çünkü Higgs bozonunu bulan -değim yerinde ise- "malı götürecektir".

CERN, 2008 yılında "Atlas Deneyi"ni başlatır Higgs bozonunu bulmak adına ve sonunda, tam 4 Temmuz 2012 yılında, yani tam kırk sekiz yıl sonra CERN genel direktörü Rolf Heuer açıklar: "Higgs Bozonu teorisine uygun bir parçacığa ulaşıldı!"

Bu habere doğaldır ki en çok "aileme şampanyayı buzdolabına koymalarını söyleyeceğim” şeklinde tepki veren Prof. Higgs sevinir; çünkü yıllar boyu radikal bilim adamları ile çarpışıp, haklı olduğu sonucunu gören ender bilim adamlarındandır. (Einstein'ın "zaman herkese göre farklı hızda geçer" şeklindeki teorisi bile ancak 1971 yılında bir atom saatinin jet uçağına konması, diğerinin yerde olması ve jet uçağı yere inince uçaktaki ve yerdeki saatler arasındaki farkın görülmesi ile kesinlik kazanmıştı.) Sonuç olarak Peter Higgs (ve François Englert) Cern deneyi sonuçları ile 8 Ekim 2013 tarihinde Nobel Fizik Ödülünü kazanırlar. Mart 2016'da ise artık bilim adamları sonucun kesinliğinden neredeyse emindirler.

Olayın akışı böyle. Yani gerçekleşme hikayesi... Ama işin bir de farklı yanı var. Bu farklı yan ise çok kişinin aklına takışan şu soru ile başlıyor: "Bulunduktan sonra ne oldu?" sorusuyla...

Bulunması ardından çok kişinin beklediği devrim niteliğinde olaylar yaşanmadı; dünya aynı, eski hızı ile dönmeye, acılar aynen yaşanmaya devam etti. Ne tanrının kimliği deşifre edildi, ne ölüme çare geliştirildi. Hatta "neden buradayız" sorusuna değil yanıt, yeni bir teori bile gelmedi; çünkü ortam -her ne kadar arayış serüvene benzetilse de- kurallara bağlı, ağır ve emin adımlarla ilerlenilen bilim dünyasıydı.

Aslında bulunduktan sonra -pek açıkça görülmese ve bilinmese de- tabii ki çok önemli birşey de oldu: Büyük meblağlar bazı ceplere akmaya koyuldu.

Nereye akıyordu bu büyük meblağlar?

Muhakkak ki sonucun alınmasında en önemli rolü üstlenen aktöre...

Peki kimdi bu en önemli aktör?

Dünyanın en büyük atom parçalayıcısı olarak bilinen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (Large Hadron Collider [LHC]) mıydı?
Yani "alet işliyor ama el mi övünüyor"du?

Çarpıştırıcının 10 milyar dolar değerinde olması mıydı?
Yani baş aktör "bilimin nasıl işlediğini görmek için parayı izleyin" sözünde mi gizliydi?

Yoksa olayın yükünü çeken inançlı ve idealist kimseler miydi?

Baş aktör, bence 3. gruptakilerdi; çünkü aleti yapan da, işleten de, bu alet için fon avına çıkan da onlardı.

Peki de, acaba bu baş aktörlere büyük meblağlar aktı mı?

Doğrusu ya, burası çok kuşkulu; çünkü onlar tıpkı aradıkları ve buldukları Higgs bozonu gibi sonucu var edip, yok oldular.

Yine de şu gerçek unutulmamalı:
"Higgs bozonu, maddeye can verip ortadan yok olsa bile, asıl güç ve gerçek yaratıcı olan daima onun çabası, enerjisi... yani varlığıdır."

"Parayla, pulla ilgili bulunmayan", yaratıp yok olan elemanlar: İdealistler.
İdealistlere maddesel destek veren para ortamında var olan elemanlar: Şirketler.

Higgs bozonu belki de evrenin gerçek işleyiş dinamiğinin (dengesinin) kısa özeti!..

DİPNOTLAR

[1] Amerika Birleşik Devletleri'nde Chicago kenti yakınlarında yer alan bir parçacık fiziği laboratuvarıdır. Fermilab'ın ev sahipliği yaptığı Tevatron parçaçık hızlandırıcısı 6,28 km'lik çevresiyle CERN'de yer alan Büyük Hadron Çarpıştırıcı'dan sonraki en büyük parçacık hızlandırıcıdır. Vikipedi.

[2] "Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi". Merkezi Cenevre'de bulunan, İsviçre ve Fransa sınırında yer alan dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarıdır. 21 tam üyesi ve 2 tam üyelik adayına ilaveten, 1 de ortak (asosiye) üyesi (Türkiye) vardır. Vikipedi.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -