722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

JANUS

SORULAR ANA SAYFA | TÜM JANUS SORULARI

Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Farklı İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

SON EKLENEN SORU        |        TÜM SORULAR        |        JANUS'A SORUNUZU İLETİN!        |        ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

27 Ekim 2021
Hosgeldin :) (Janus'un yeni işi ve "Gözyaşı ile Kahkaha" hakkında)

Janus! Döndügüne çok sevindim :) O kadar üzüldüm ki, istemsizce aglamaya basladim, bu kadar üzülecegimi ben de bilmiyordum gerçekten. Sonra sakinlestim ve dedim ki gerçek bir bag kopmayacaktir, yani bu hayatimizda bir daha iletisim kuramayacak olsak da bir sekilde arka planda iletisimini devam edecek. Çünkü çok ilginç bir sey oldu, yazin basinda tatil için ara verdiginizi söylediginizde bu yazin senin - ve kendim için de ayni seyi hissettim- için bir seyleri degistirecegini hissetmistim, senin için de kendim için de bu yeni yolculukta mutluluk ve cenneti bu dünyada yasamayi diledim, bunu hissettigimde köpeginle attigin bir fotografta hos bir hanim da gördüm, hissettigim huzurlu ve tutkulu, kalici bir ask enerjisiydi ve bunun seni bulacagini hissettim. Bunlari sana yazmayi düsündüm ama o an her sey o kadar hizli akti ki yazamadim ama sana bir sekilde ulasacagini hissettim. Seninle vedalastim, bu hayatta karsilastigimiz için, yol gösterdigin için mutlu oldugumu söyledim, bu hayatta bir daha iletisimimiz olmazsa sen de istersen yeniden ruhsal olarak iletisim kurmak istedigimi ama bunu nasil yapacagimi bilemedigimi söyledim. Ve bu bir çalisma degildi, yani oturup had bunu yapayim demedim, birdenbire bunlar içimden geçmeye basladim sadece. Ve bunlardan sonra geçen zamandan sonra ilk okudugum sey siteden ayrildigindi. Üzüldüm ama kopmamasi gereken baglarin kopmayacagini biliyordum.

Belki de bu yol ayrimina gelmenin sebebi siteyle, sana deger veren insanlarla baginin ne kadar güçlü oldugunu, sevildigini görmendi. Lütfen seni mutlu eden, sana iyi gelen, bu dünyadan ayrilacagin zaman iyi ki yapmisim diyecegin her seyi yap. Çok mutlu ol ve bundan sonraki hayatin, bambaska bir boyutta, bu dünyada, belki çok sevdigin çok sevecegin bir hanimla, cenneti yasayarak birbirinize cenneti yasayarak geçsin! Cenneti burada yasamanin mümkün oldugunu bize deneyimleyerek göster, her sey gönlünce olsun. Bunu yaparken zamanindan, enerjinden kendini yormayacak, ruhunu sikmayacak kadar bizimle de paylasirsan çok güzel olur :) Bence sen bu ikisini birbiriyle uyumla götürebilecek bütün yeteneklere sahipsin, biliyorum :) Kendine çok iyi bak, pasa gönlünün istedigi gibi yasa! Kendini bir daha "Hadi ben gittim" diyecek kadar yorma ki bizi de üzme :) Hosgeldin :)

YANIT

Bu ne güzel bir mesaj böyle!.. Tam da idealize ettiğimiz "Venusien kadın" modelinde… Venüs, astroloji dahil tüm ezoterik ekollerde mutluluktur; tıpta ve tüm ezoterik ekollerde dişidir. Bu gerçeklerden yola çıkarak kadının Venüs kimliği ile mutlu olacağı kadar, kadınların mutlu cins olduğunu da savunmaktayız.

" Belki de bu yol ayrimina gelmenin sebebi siteyle, sana deger veren insanlarla baginin ne kadar güçlü oldugunu, sevildigini görmendi."
Bunu ben de çok düşündüm. Bu kadar değer verildiğimi –yalana gerek yok- hiç mi hiç tahmin etmezdim. Arkadaşlarla "Yahu biz iyi bir yapıyormuşuz be!" aşamasına geldik. Valla biraz gururlandık… ama dolu-dolu ruhen ısındık. Sevilmek çok değerli… Kim "değil" diyebilir ki? Ama bence "ihtiyaç duyulması", sevilmekten, hatta saygı duyulmasından daha muhteşem şeyler hissettiriyor. Bazen bunalarak, kimi zaman düşülen çıkmazlardan çıkmaya uğraşarak geçen o çalışma süreçlerinin boşuna olmadığını gösteriyor. Ve bizi daha da mutlu eden bir şey, gönderilen mesajların (ve de site açıldıktan sonra gelmeye başlayan sevinç ifade eden mesajlar) çok farklı kişilik modellerinden, sosyo-kültürel sınıflardan gelmekte olması. Bu da geniş bir yelpazede okunduğumuzun kanıtı... Bence bu bir zenginlik...

" Cenneti burada yasamanin mümkün oldugunu bize deneyimleyerek göster.
Değerli öğrencim, gelin, "Cennenti yaşama" sözlerini biraz yoğuralım ve "Makro, mucizeler evrenidir" kalıbına dökelim. Böylece size bu iddiamızın kanıtını –şu yeni işim bazında- sunayım.

Nasıl karşılanır bilmem, karizmayi çizdirir miyiz, yoksa topekun "hak ile yeksan mı ederiz", pek belli değil. Ama bazı şeylere sizi (sizleri) inandırmak adına elimi taşın altına sokacağım ve yeni işim hakkında ifşaatta bulunacağım. “Yeni hayatım” diyorum ya; birden ticarete atılmadım, ya da dünya seyahatine çıkmaya karar vermedim, yelkenlide de yaşamayacağım, bar da açmayacağım.

Ben artık dans ediyorum!

Çılgınca, değil mi? (Bence değil, ne yapacaktım yani? Kitap mı okuyacaktım? :DDD ) (Bu konuda bu yanıtımda ipuçları veriyordum.)

Yetmişime yakınım ve bir stüdyom var. Bir yıldan fazladır site ile birlikte götürmekteydim, birkaç ay evvel işler yoğunlaşınca siteden (Janus olmaktan) uzaklaşmaya karar verdim… olmadı. :)

"Adam ikinci baharını yaşıyor", ya da "ihtiyarlardı, hayata sarılıyor" veya benzeri teoriler lütfen kimse geliştirmesin, hayatım yirmi senedir (anaerkil ezoterizme geçeli) azgınca. Bu dans işi sadece son azgınlık. :D

Aylardır günde iki defa antrenmanım var. Koreografiler yapıyor, kıyafetler yaratıyor, müzikler seçiyorum. Pek yoğunum. :D (Eskiden bu sözü söylediğimde gözümün önüne okumam gereken raporlar, danışmanlık öğrencilerime vermem gereken yanıtlar gelirdi; şimdi ise müzik ve hareket... :- )

Ve bu işi –eğer bir yerimi kalıcı şekilde sakatlamazsam, bir kemiği filan kırmazsam, ya da artroza yenik düşmezsen :DD (aman yanlış anlamayın, öyle bir derdim yok) geliştirmeye, mature insanlara, ya da gençlere gelecek yaşlar için ümit olmaya, ya da PEnin gücünü (ki, bende pek cılızdır, celp etmeyi bu kadar becerebildik :D ) ve de majinin gerçekliğini göstermeye çabalayacağım.

Hasıl-ı kelam, gerçekten güzel (eğlence dolu) kaderler var. Bu durumu "Cennet'i görmek", ya da "bu evrende mucizeler olduğuna inanmak" şeklinde yorumlayabilirsiniz. Bu cennet manzaralı kaderlerde zorluklar yok mu? Valla var. Dolu-dolu var. (Haftalardır tek bacağımdaki sakatlığın ağrısı geçmiyor. :DD ) Ama onlarla –size uygun bir kaderde bulunduğunuz için ve bu nedenler yüzünden başa çıkma isteğiniz fazla olduğu için- başa çıkmak kolay… Coşku ve heyecan, adama kocaman bir güç veriyor.

Mutluluk bize göre geçici bir duygu… o bir ödül. Doğru davranışlarımız sonrasında Cennet ile (ona Tanrı da diyebilirsiniz) kontak sonucu geliyor. Ama hayat durağan değil, süreçte hep ilerlemek zorundayız. İlerleme de dümdüz gitmiyor, bir sürü hata yapıyoruz. Bu hatalarla Cennet ile kontak arada kopuyor; mutluluk uçup gidiyor. Bu işleyiş nedeni ile sistemimizde elden kaçması son derece mümkün (hatta kesin) olan mutluluğu değil, rahat ve keyif duygusunu ön plana çıkarıyoruz.

Rahatlık ve keyif adlı duygular insan tarafından üretilebiliyor bize göre. Örneğin kendini mutlu etmek kolay olmasa da, gözlerini kapatıp gevşeme öğrenilebiliyor (ki, bu rahatlık). Ayrıca bir sigara yakmak (günde sadece iki-üç, rakam ile 2-3 tane), bir arkadaş ile iki kadeh parlatmak, komşu ile güzel bir Türk kahvesi içmek (tanrı aşkına batılı granüle kahveye yekun çekin, kültürümüzün –işlenmemiş- kahvesine yoğunlaşın), veya bir başına hoş bir manzara izlemek keyfi getirebiliyor.

Ayrıca bu iki duygunun diğer değerli iki duygu olan “heyecan ve coşku” yarattığını savunuyoruz. Rahatlık (geniş bir ruh) ile sorunlar minimize algılanmaya başlayınca, kımıltılar, kıpraşmalara geçiyor beyin… ki, bu gıdıklanmalar ise heyecan ve coşku… Yani beyninde "rahatlık ve keyif" süredurumlarını yaratmayı öğrenmiş kişilerin heyecan ve coşku düzeyi artıyor. Kişide heyecan ve coşku yoksa (mutluluğu hasına sahip olsa bile) dünya adlı yaşam ortamında “çürüme ve kokuşma” meydana geliyor. Heyecan ve coşku bir çeşit yüksek oktanlı benzin. Makronun varlık nedeni ise değişim, yani ilerleme… Rahat ve keyifli kişilerde daha kolay meydana gelen "heyecan ve coşku" adlı yakıt yoksa, olduğun yerde (mutluluk olarak nitelenen şartlarda olsa da) durduğun anda çürüme başlıyor. Maksat insanı ilerletmek… :) çünkü Cennet makro ötesinde.

Şimdi de sevgili öğrencim, ağlamanıza geleyim.

Buna tabi ki üzüldüm, ama duygusallığınız için sevindim. Duygusal insanlar bence fazla (uzun ömür anlamında değil, yoğun manasında) yaşarlar; çünkü onlar bir kez olağan şekilde (herkes gibi) yaşarlar, bir kez de duyguları ile aldıkları ek hislerle…

Birkaç –sizin gibi çok sevdiğim- öğrencim daha gözyaşları akıttıkları hakkında mesajlar gönderdiler. Özellikle biri çok güçlü bir hanımdı. Çok güzel ve şık bir Amazon! "Senin etrafta yürümen bile bilgi paylaşımı" deriz ona. Ondan duyduğumda çok şaşırdım açıkçası.

Kadın böyle bir şey... Sizlerin gücü, sizleri bizlere göre ekstra yaşatan duygusallığınızda. Sakın korkmayın bundan… Sakın vazgeçmeyin. Gücünüz duygularla azalmaz. En güçlü ses tonu ya da ifade ile “Ben duygusalım… Ağlarım” deme cesaretini gösterin. Sergileyin bunu! (Sakın ola tuzağa düşüp "Ben akılım, erkeklerle yarışırım"a soyunmayın.) Duyguları zayıf olanlar belki de az tat alanlara, koku duygusu zayıf olanlara, kulakları ağır işitenlere, gözleri az görenlere benzerler. Öyle bir güç vardır ki gözyaşlarında, onlar katı kalpli erkekleri bile kimi zaman yumuşatabilir.

Ağlamaktan korkmayın; ama üzüntüyü uzatmaktan, acıya döndürmekten kesinlikle geri durun. Bir şeye üzülünce KISA SÜRE gözyaşı dökmek küçük bir orgazmdır. Ama sakın ola işi uzatmayın. Unutmayın ki beyin bir anda -babamın değimi ile- “güldürmekten ağlatmaya” atlamayı becerecek bir organdır.

Bizlere göre biraz "Ekstra yaşamanız"a neden olan bir diğer gücünüz kahkahanız. Erkeklere -kadınlara oranla- daha kolay ulaşan ataerki bizlere sık kahkaha atmayı nasıl da yasakladı asırlarca… Oradan anlayın kahkaha atmadaki pozitiviteyi. (Hazretin "aman haa, ayıptır" diyerek yasakladığı her bir şeyde PE vardır.)

Bu yüzden içinizden gelince biraz gözyaşı dökün… ama kısa sürede kendinize (tıpkı "günde 2-3 sigaradan, "1-2 kadehten fazlası yok!" der gibi) "Buraya kadar şekerim, artık toparlanma zamanı" demeyi becerin. Ama iş kahkahaya (büyük orgazma) gelince "Buradan ötesi de var şekerim, bir tane daha patlat bakalım" demeye alışın.

Hem ağlayın, hem gülün… yaşamak belki de sadece duygulanmaktan ibaret. Bu işin uzmanı da sizlersiniz. ;-) Tadını çıkarın.

" Bunu yaparken zamanindan, enerjinden kendini yormayacak, ruhunu sikmayacak kadar bizimle de paylasirsan çok güzel olur :)"
Rezil olmayı göze alarak, yaptığım çılgınlığı afişe ettik işte. :DDD Şaka bir yana tatlı hanımefendi, umarım birilerine yaşlılık ve/veya PE celbi hakkında umut olabilirim.

Gençler; genç olmanız ile övünüp, yaşlıları küçümsemeyin. Değerli bir şeye GEÇİCİ olarak sahipsiniz ve kaçınılmaz gerçek "yaşlanacak olmanız"dır. Bu yüzden elde tutulamayacak bir şey yerine, yaşlılığa (geleceğe) yatırım yapın. Eğer gençliği gözünüzde büyütürseniz, kaçınılmaz yere geldiğinizde kendinizi pek yoksul bulacak olabilirsiniz.

Ama yaşlılıktan korkmayın; çünkü yok böyle bir şey! Var olan sadece –doğal olarak- biraz eskimekten öte değil. Eskimek kaçınılmaz olsa da, oranı size bağlı. Müzik hep çalıyor (hayat hep akıyor) ama volümünü yükseltip azaltmak ve bas-tiz ayarını yapmak kişinin elinde.

"Bence sen bu ikisini birbiriyle uyumla götürebilecek bütün yeteneklere sahipsin, biliyorum :)"
"Canım benim" diyebilir miyim size? (Yahu şimdi artık ben ağlayacağım.) Nasıl da cesaret veriyorsunuz! İnanın, en çok istediğim –siteyi, eğitimi, para kazanmayı boş verin- sorulara yanıt verecek zaman ve gücü bulmak.

Yardım edebilmek muhteşem bir şey, harika bir duygu veriyor adama; ama dedim ya, bence bunun gerisinde "ihtiyaç duyulma gereksinimi" var. Bu durum insanın başını göğe erdiriyor… acayip güç kazandırıyor. Demek istediğim şu ki; diğerlerine yardım etmek, belki de aslında kendine yardım etmek anlamında; çünkü kişiliğe ek boyutlar, katıyor ve onu güçlendiriyor. Ben de elimden geldiğince güçlenme çabama ara vermemeye kararlıyım.

Bu güzeller güzeli mesajınız için teşekkürler eder; benzersiz bir beyefendinin1 size en uygun biçimde "tez vakitte" ulaşmasını dilerim.

Ben dilerim de, asıl siz de kendi kendinize yardım edin… kolları sıvayın ve majikal çalışmaya başlayın efendim.

Peki imajinasyonunuz ne olacak? Altında Ferrari olan ve Brad Pitt'a "hık demiş" kadar benzeyen bir hunk ile fotoğrafçı vitrinlerindeki gelinlik pozlar mı?

Hayır!

İmajinasyonunuzda (bu sözlerim tüm majikal çalışmalar içindir) detay vermeyin; yerine, yanınızda sizi çok seven pozitif bir bey ile (her kim ise, her ne ise) "uyum ve denge" içinde yaşadığınızı görümleyin. Denge için biraz almanın ve biraz VERMENİN gerektiğini unutmayın. Uyum ve dengeyi becerirseniz, mutluluk sık-sık hayatınıza sızacak, giderek akacaktır.

Eşi olmayan arkadaşlar; her alanda uyum ve dengeye oynayın. Çektiğinizi PE size aşkı da getirecek olabilir. PE bohçasında aşkın ve eşleşmenin bulunmaması mümkün olabilir mi hiç?



DİP NOTLAR

Umarım beyefendinin kalbi kadar, cebi de dolu olur. Sivri dilimi idare edin; ben paganistim ne de olsa. Ve bizim burada -tıpkı Müslümanlıktaki gibi- para kutsaldır; Hıristiyanlık ve Yahudilikteki gibi "tüüü kaka, pis dünyasal şey" diye lanetlenmez. :D


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -