722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | TÜM MAJİ SORULARI

Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Farklı İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

SON EKLENEN SORU        |        TÜM SORULAR        |        JANUS'A SORUNUZU İLETİN!        |        ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

10 Aralık 2021
Majide gama ile theta dalgaları ve kullanımı

Sevgili Janus Merhaba Öncelikle siteye döndüğünüz, soruları aktive ettiğiniz için teşekkür etmek istiyorum, sizi yeniden okumak çok güzel :) Meramımı anlatmaya çalışırken lafı çok uzatırsam kusura bakmayın lütfen, dilediğiniz gibi kısaltabilirsiniz sorumu : )

Gerek maji eğitiminde gerekse sorulara yanıtlarınızda maji için gereken frekansın gama olduğunu belirtiyorsunuz. Dua ile maji arasındaki farkı açıklarken de beyin dalgasına dikkat çekiyor ve duanın ya da meditasyonun frekansının theta, majinin frekansının gama olduğunu ifade ediyorsunuz, umarım doğru anlamışımdır. Diyorsunuz ki, doğru ifade edemezsem kusura bakmayın lütfen ‘beyni uzun süre thetada tutmak mümkün değildir ve maji için gerekli olan beyin dalga boyu gama hertzidir’ ezcümle; uzun zikirlerle thetada kalamıyoruz ve gamaya da çıkamıyoruz, yani geri dönüşün olması imkansızdır.

Ben yıllardır esmaül hüsnalarla çalışırım ve bir alışkanlığım var. Sizin yönlendirmenizden sonra uzun zikirleri bıraktım ve önerdiğiniz biçimde anlık-kısa süreli konsantrasyonlarla ve esmaları kullanarak maji pratiğine başladım. Başladım ama devam ettiremedim. Ne yalan söyleyeyim bana bir tat vermiyor, daha kötüsü geriyor. Yapabilecek miyim, doğru mu yapıyorum, evrene yayılıyor muyum, frekansı yakaladım mı derken sinirlerim bozuluyor. :)

Ancak öteki halde, uzun zikirler ve meditasyonlarda mutluydum. Zira neyi başarıp başaramadığımdan çok içinde bulunduğum hali seviyordum ve yıllardır ara dönemler hariç (bazen belirli sürelerle bırakır ama sonra büyük bir özlemle dönerim) gece meditasyonuma, zikre oturduğum saatler benim için mutluluk verici zamanlardı. Bu çalışmaları aynı zamanda belirli niyetler, hedeflerle yaptığım için son derece nokta atışı sonuçlar da yakaladım. Theta, alfa ya da gama umurumda olmadan, arada tabii ki konsantrasyonumun sıklıkla bozulmasına karşın belirli bir mutluluk, haz coşku yakalıyordum ve şimdi bunu da kaybettim :) Sizce ne yapmalıyım, iki yöntemi birleştirmek mümkün mü, maji ve spiritüel çalışmalar birbirinden bu kadar ayrı yollar mı gerektiriyor, birleştirilemez mi?

Yanıtınız için şimdiden teşekkürler :)

YANIT

Yine cümleler üzerinden konuşalım.

" Diyorsunuz ki, doğru ifade edemezsem kusura bakmayın lütfen ‘beyni uzun süre thetada tutmak mümkün değildir"
Ben böyle bir şey demedim ki… Acaba dedim de unuttum mu? Yoksa acele yanıt verdiğim için hata mı yaptım? Bilemedim. Ancak bu cümle doğru değil. Beyni theta'da değil, herhangi bir dalgaboyunda uzun süre tutmak zordur. Bunun da ötesinde tek bir dalgaboyunda kalırken akıl -bir anlamda- dağılabilir. Bir diğer deyişle; theta'da kalırken beyninizdeki pek çok farklı alan eksite olabilir; ama hala da da theta'dasınızdır.

" uzun zikirlerle thetada kalamıyoruz ve gamaya da çıkamıyoruz,"
Uzun zikirle –geleneksel majide neye inanılırsa inanılsın- hiçbir dalgaboyunda kalamazsınız. Beyninizi bir yere (bir düşünceye örneğin) kilitlemek, hele ki çağdaş birey için (beynini aktif kullanmaya alışmış kişiler için) –bize göre- imkansızdır. Majikal literatürde hedef daima bu şekilde gösterilir, ama bence bu bir şehir efsanesidir. Dahası, bu bilginin empoze edilip durulması yüzünden anılan sonuca ulaşamayan pek çok öğrenci demoralize olmakta, kendini beceriksiz görmekte ve maji antrenmanlarından uzaklaşmaktadır. Böylesi öğrenciler için moral olması babında kendimden örnek vereyim: Bu yaşıma dek –diyelim 1000 adetlik zikirde- süreç boyunca tek bir kez bile aklımın dağılmadığını bilmem.

Doğrudur; Shaolin manastırı rahipleri istedikleri dalgaboyunda uzun süreli şekilde kalabilmektedirler; Wisconsin Üniversitesindeki bir deney bunu göstermiştir. Ancak unutulmamalıdır ki onlar ekmek elden, su gölden ortamda, günde dört saat meditasyon yapmaktan başka da iş yapmamaktadırlar. ;-) Oysa hayatın ereği beyni gama ya da tetha'da bilmem kaç saat tutmak değildir. Yine doğrudur; bu başarıya erişen beyinler majikal başarıya da erişecekleri için, istediklerine daha kolay sahip olurlar. Ama bir insan, bir manastırda yaşamayı seçmişse, acaba elde ettiği beyin gücü ile daha iyi tın-tınlayan bir rüzgar çanından öte ne elde etmeyi isteyebilir ki? :D

Ancak gamaya çıkAMAMAK tatsız bir meseledir ve evet; gamaya çıkmayan fazla majikal başarı elde edemez. Ve yine evet; "gamaya çıkışım iyidir" desem, kendime haksızlık etmiş olurum; çünkü gamaya çıkışım, çok, çok iyidir. Uykumun arasında gelen bir uyarı rüyası sonrasında bile aniden gamaya çıkıp, majikal çalışma yapabilirim. Bu sözleri kendi reklamımı yapmak için değil; ciddi maji öğrencilerinin ultimate aim'lerinin ne olması gerektiğini göstermek için dile getirmekteyim.

Sözlerim ve gösterdiğim yol –genelde okült ortamda fazla sevilen- "Bu böyledir, o kadar" tipi bir cümle değildir ve gerisinde bilim vardır. Kuantum Orch OR yorumu, gerçekliğin beyin nöronlarının bir alt kısmı olan mikrotübüllerde, SADECE GAMA SENKRONİZASYONU İLE çöktüğünü, bu lokal çöküşün gap junctions'lardan quantum entanglement ile TÜM BEYİNE yayıldığını ortaya koymuştur.

Bizler bu bilimsel gerçekten ezoterizme atlamakta ve şöyle demekteyiz: "Gama dalgasını belli bir seviye üzerine (örneğin 30 hertz üzerine) çıkartırsanız, beyinde kendi kendine (siz farkında varmadan) gerçeklik yaratan bu eylemi tekelinize alır, çökmeyi iradi biçimde meydana getirir, kaderi istediğiniz gibi yazarsınız."

Diğer yandan bizler gama senkronizasyonunu (yani gama dalgasının TÜM BEYİNE YAYILMASINI) inanç ile (iman değil, kişisel inanç mekanizması ile) eşleştirmekteyiz. İnanç bir "volüm transmisyonudur". Bu nedenle majikal çalışmalarda lokal bölgelerde 50 hertz gibi seviyeye ulaştırılabilen bir dalgaboyu bile, eğer gap junctions ile gama senkronizasyonuna çevrilememişse (tüm beyine yayılmamışsa, inanç yaratılamamışsa) başarı var edemeyebilecektir.

" Ben yıllardır esmaül hüsnalarla çalışırım ve bir alışkanlığım var. Sitede gama dalgası ve majkal başarı hakkında okuduğum yönlendirmenizden sonra uzun zikirleri bıraktım ve önerdiğiniz biçimde anlık-kısa süreli konsantrasyonlarla ve esmaları kullanarak maji pratiğine başladım. Başladım ama devam ettiremedim. Ne yalan söyleyeyim bana bir tat vermiyor, daha kötüsü geriyor. Yapabilecek miyim, doğru mu yapıyorum, evrene yayılıyor muyum, frekansı yakaladım mı derken sinirlerim bozuluyor"
Bu çok farklı bir söylem… İnsanları sevdikleri alışkanlıklarından ayırarak onları olumlu yönde ilerletemeyeceğinizin bir kanıtı bile sayılabilir. Öncelikle –bu sözüm sadece size değil, herkesedir- neyi seviyorsanız onu yapmanız gerekir. Bu sözümün çıkış noktası "Benzer benzeri çeker" şeklindeki Sempatizasyon Yasasıdır. Öğrencilerime daima "hoşunuza giden, yakınlık duyduğunuz esma ile çalışın" şeklinde önerilerde bulunurum. Bir esma ne kadar güçlü olsa da, beyinde çekim (sevgi/sempati/hoşa gitme) yaratamıyorsa gücünü yitirir.

Bu yüzden bizim eğitimde, batı tradisyonundan gelmiş, batı kültürüne yakın bazı öğrencilerim, esmalar Arap kültürü ve İslamiyet çıkışlı oldukları için onlara yakınlık duyamamış ve başarı elde edememişlerdir.

"Yapabilecek miyim, doğru mu yapıyorum, evrene yayılıyor muyum, frekansı yakaladım mı?" şeklindeki kuşkularınızın nedeni sevdiğiniz sistemden ayrılmış olmak, yani sempatizasyon ilişkisini yitirmektir. Bu ilişki sona erince celp olan NE anılan kuşkuları ve daha başka benzerlerini yaratır, giderek sisteme öfke duyacak bile olabilirsiniz. Yani sizin yaşadığınız olayın nedeni, size sevdiğinizden başka bir şey empoze edildiği hakkındaki inancınız ve bu durumdan kaynaklanan negativitedir. Yapmayı istemediği şeylere zorlananlar daima direnç gösterirler.

" evrene yayılıyor muyum," şeklinde bir endişeniz olduğunu belitmişsiniz; ancak bizlerin "gama ile evrene yayılırsınız" benzeri bir görüşümüz yoktur. Evrene theta ile yayılırsınız; meditasyonun temeli bu gerçeğe dayalıdır. Bu tutum da –özellikle "ruhsal şifa" şeklinde ifade edilebilecek olan- son derece yararlı sonuçlar var edebilir; ama hala da maji değildir. Zaten olumlu sonuçları elde etmenin yegane yolu maji değildir. Maji, iradi olarak belli, spesifik, sınırları kesin çizilmiş bir modeli çöktürmekle (elde etmekle) ilgilidir. Diğer yandan ruhsal şifa, psikolojik rahatlık gibi sonuçları pek çok kişi theta ile majiye oranla daha kolay elde edebilir. Kültürel ortam, genetik kodlama, alışkanlık benzeri kalemlerin yarattığı bir inanca bağlıdır bu sonuç.

" Ancak öteki halde, uzun zikirler ve meditasyonlarda mutluydum. Zira neyi başarıp başaramadığımdan çok içinde bulunduğum hali seviyordum "
Yukarıda ben de bundan söz ettim zaten. :)

" Bu çalışmaları aynı zamanda belirli niyetler, hedeflerle yaptığım için son derece nokta atışı sonuçlar da yakaladım."
Bu cümle yine farklı bir gerçekten söz ediyor. "Nokta atışı sonuç yakalama" olarak ifade ettiğiniz gerçeği izninizle ben "Size başarı veren yegane anlar, hatta nano-saniyeler" olarak okuyayım ve yine ekleyeyim: Bu başarınızın nedeni arada gamaya ulaşmış olmanızdır. Zaten yüksek hertzli gamada uzun süre kalmak hem pek, ama pek çok beyin için, mümkün değildir; hem de fazla sağlıklı olduğu iddia edilemez.

" Theta, alfa ya da gama umurumda olmadan, arada tabii ki konsantrasyonumun sıklıkla bozulmasına karşın belirli bir mutluluk, haz coşku yakalıyordum ve şimdi bunu da kaybettim"
Bu çok üzücü bir cümle… Ya hatalı söz ettiğimiz, ya da bizi yanlış anladığınız için "bir çuval incir berbat olmuş". İçinde olduğunuz ruh durumunu şiar edinerek TÜM MAJİ ÖĞRENCİLERİNE –olayı basite indirgeyerek- ORTAK DUYURU YAPAYIM:

Nasıl çalışmaktan mutlu iseniz o yönde çalışın! Kendinizi rahat hissetmeden (sistemimizde "rahatlık" olarak basite indirgeniş beyin süredurumuna erişmeden) HİÇ BİR KONUDA çarpıcı başarılar elde edemezsiniz. Rahatlık, "kaykılıp" gevşemiş halde manzara seyretmek değildir; detayları eğitimimizde verilmektedir. Bu beyin süredurumunu kabaca "kendini iyi hissetmek" olarak özetleyebilirim.

" Sizce ne yapmalıyım"
Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi "bildiğinizi okuyun". :)

" iki yöntemi birleştirmek mümkün mü?"
Hayır, bu olanaksızdır. Ancak söylediğim gibi theta'da arada gamaya çıkmak mümkün olabilir.

Bu durum ne kadar pratiktir peki? Pratik değildir; ancak sizin sisteminiz bu ise, ki anlattıklarınızdan böyle olduğu açık, o zaman sizin -en pratik olmasa da, en iyi" (size yarar verecek olan) sisteminiz budur.

Burada beni biraz üzen nokta ise bu yapıdaki bir beynin (yani nokta atışı ile başarılı sonuç alabilecek ölçüde gamaya çıkan bir beynin) belki de dinsel kültür yönlendirmesi ile bu sonucu ancak zikirler, hoş ortamlar, mutlu olunan meditasyon halleri gibi çerçevede elde edebiliyor olmasıdır. Ama yine de önemli olan sonuçtur, sonuç aldığınıza göre fazla da düşünmek ayağa bağ olur. ;-)

Maji hocalığından danışman kimliğime atlayarak sizi biraz eleştirmeden de duramayacağım: "Ne yalan söyleyeyim bana bir tat vermiyor, daha kötüsü geriyor" cümlesi hedonist bir bakış açısını gösteriyor olabilir. Maji eğitimini geçin, makroda hiçbir alanda kendini DOZUNDA, zorlamadan, yani STRES ALTINA GİRMEDEN başarı elde edilemez. Siz şanslıymışsınız, sağ kulağı sol elle kaşıyarak başarıya ulaşmışsınız... ama ulaşamayabilirdiniz de… Bizlerin rahatlığı ve keyfi ne kadar savunduğumuzu bilirsiniz. Bu yüzden sık sık yanlış da anlaşılırız. Oysa biz keyif ve rahatlık kadar, hatta bu iki kavramdan daha da fazla olarak, "istemediğin şeyleri yapmak"a inanırız. Oysa sizinki ölçüsünde "gevşek" yaşamak (bu sözüm kesinlikle bir küçümseme içermemektedir, yanlış anlayacağınızdan korkarak hemen farklı şekilde dile getireyim: "Bu kadar ya Basit ile kontakta yaşamak") kapasitenizi bütünü ile kullanmanıza ve gerçekten hak ettiğiniz başarılara erişmenize engeldir.

Peki bu bir gereklilik midir? Kesinlikle hayır! En iyi olanın "kendini zorlayarak ful kapasiteye ulaşan" olduğu inancı gerçekleri yansıtmaz.

Önceki yanıtlarımda söz ettiğim gibi –ataerkide küfür olarak kullanılan- "yeşil çayırlarda koyun gibi otlamak" da (dahi anlamında) bizde kutsaldır. Anaerkide tutulmayan tek yaklaşım "yalın kılıç cenge gitmek" ve bu yaklaşımın yüceltilmesidir. "Kendini makul ölçüde zorlayan" ile "savaşçı" diye kakalanan modeller birbirine en küçük benzerliği olmayan iki yapıdır.

[Bizler Osmanlı'nın şanlı dönemlerinden çok, durakladı, geriledi olarak anılan dönemlerindeki enerjiyi seçeriz. Bu dönemlerde padişahların kadınlar lehine, içki kullanımı lehine ne çok yasa çıkarttığı; bu dönem padişahlarının sanata yakınlığı gözden kaçıyor olabilir mi? Osmanlıya bazı aydınlar tarafından antipati ile yaklaşılma nedeni "cengaver" dönemlerin "yüce kahramanlıklar" başlığında sunulmasıdır belki de… Oysa fark edilmeyen, Osmanlı insanının, yani atalarımızın (batıdan gelen kültürel baskı öncesi, en savaşçı dönemlerde bile) "ürkünç savaşçılar" değil, son derece nazik, hatırnaz ve "çelebi" kimlikler olmalarıdır.
]

Kimleri ise yarışarak –ama durun- SADECE KENDİ KENDİLERİ İLE YARIŞARAK PE elde edebilirler. Söz ettiğim seçimde de bir yanlış kesinlikle yoktur.

Yanlış olan tek şey, kişinin yapısına uygun yöntemi bulamaması, bunu hissetse de ataerkil aldatmacalara kanıp küçümsemesi ve bu yöntemde de KAÇINILMAZ BİÇİMDE VAR OLACAK OLAN bazı kayıpları kabul edememesidir.

Biraz çabalayarak (kendini zorlayarak) daha iyiye gitmenin önemi kadar; size en iyi gelenle kontağı kopartmamak da bir gerekliliktir evrim yolunda.

" Meramımı anlatmaya çalışırken lafı çok uzatırsam kusura bakmayın lütfen, dilediğiniz gibi kısaltabilirsiniz sorumu : )"
Soru ne kadar uzunsa o kadar rahat ediyorum; çünkü soruyu daha iyi anlamış oluyorum. Yine de inceliğiniz ve düşünceli yaklaşımınız için teşekkürler.

Ayrıca size ve sizin nezdinizde -bizlere teşekkür eden herkese- bizlerden de özel teşekkürler...


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -