722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | TÜM MAJİ SORULARI

Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Farklı İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

SON EKLENEN SORU        |        TÜM SORULAR        |        JANUS'A SORUNUZU İLETİN!        |        ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

19 Ocak 2022
Bu konular hakkinda bilgi edindikçe kafam karisiyor (Majikal Başarı)

: Öncelikle merhaba Janus umarim günün güzel geçiyordur. Siteniz ve özellikle yaptiginiz bu uygulama için size tesekkür ederim. Cidden kendimi iyi hissetmedigim zamanlarda bana yardimci oldu.
Söylemek istediklerime gelirsek su an 17 yasindayim ve bu tür konularda yaklasik olarak 2 sene önce o zamanlar anlam veremedigim bir çekimle kendimi buldum fakat bazi sebeplerden dolayi sonrasinda uzak kaldim. 5 6 ay önce bir sey arastirirken tesadüfen sizin sitenize tikladim ve bu ise tekrar baslayip gerekli emek ve zamani vermemde sizin yardiminiz önemsenmeyecek kadar fazla oldu. Sorularimi direkt sormak yerine edindigim bilgileri sindirmek için kendime zaman tanidim çünkü ilk basladigim zamanki bilgilerimle uzaktan yakindan alakasi yoktu ama zamanla bazi seyleri anlamaya basladim. Aklima takilan sorulara da zaman ayirarak cevap verirsen gerçekten mutlu olurum.
Maji kendimce uzun zamandir ugrastigim bir sey fakat çalismalar sirasinda ne yapacagimi tam olarak bilmiyorum ve bu konu hakkinda su ana kadar ulasabilecegim bi kaynak bulamadim. Sürekli acaba dogru mu yapiyorum böyle olmasi mi gerekiyo ikilemine düsüyorum ki bu da yaptigim çalismanin basarisiz olmasina sebebiyet veriyor. Eskiden çabuk sinirlenen ve öfkelenen duygularina hakim olamayan biriydim ki bu bana direkt NE ile geri yansiyordu. Simdi ise ciddi anlamda her konuda hissizlestim ne sinir ne üzüntü ne de sevinç içimde bir duygu kalmadi bu da bana olumsuz yansiyip inanç konusunda problem yaratiyor. Hayatimda kendi yaptigim hatalar yüzünden etrafimda kimse kalmadi. Kendi kendime yetebilen biriyim ama bazen insan baska birinin varligina ihtiyaç duyuyor. Bu konular hakkinda görüsleriniz nelerdir. Simdiden tesekkur ederim iyi haftasonlari

YANIT

Aslında sorularınıza sağlıklı yanıtlar verebilmek için benim size bazı sorular yöneltmem gerek; ancak ne yazık ki bu iş, şu an için mümkün değil; çünkü karşımda değilsiniz.

"Simdi ise ciddi anlamda her konuda hissizleştim" cümlenizdeki "şimdi" sözcüğünün belirttiği zaman öncesinde ne oldu da değiştiniz?
Bu değişimin nedeni sizin aldığınız bir karar mı? Yoksa yaşanan bir olumsuz olay mı sizi bu şekilde beyin süredurumuna itti?
Bu durum (değişim) neden inanç konusunda problem yarattı?
"İnanç" olarak ifade ettiğiniz sözcük majinin varlığına inanç kapsamında mı alınmalı; yoksa dinsel inanç olarak mı?

Gördüğünüz gibi size işe yarayan laflar etmek için bazı ek bilgilere gerek var. Bence şöyle yapalım. Canınız isterse bana sorunuzu daha kapsamlı olarak gönderin; yeniden konuşalım.

Yanıtlayamadığım durumları bir kenara bırakırsak ilk söylemek istediğim şey " Hayatimda kendi yaptigim hatalar yüzünden etrafimda kimse kalmadi" cümlesini hangi hisle yazdığınızın önemine dikkat çekmektir. Bu bir gözlem mi; yoksa kendini suçlama mı? Eğer suçlama ise, yaptığınızı varsaydığınız hataların size verdiği acı ya da sıkıntıları hayatın farklı alanlarında, değişik biçimlerde de olsa yaşayacağınızı garanti edebilirim. Şöyle açıklayayım: Yaptığınız hataların nedeni büyük olasılık hatalı bir insan olmanız değil, çektiğiniz NEdir: Sizin, siz olarak kaldığınızı ve bazı olaylarla karşılaştığınızı varsayalım. Bu olaylara tepkiniz pozitif olursa söz ettiğiniz ve yalnız kalmanıza neden olduğunu düşündüğünüz hataları yapmaz; ama negatif tepki verirseniz (olayı büyütmek, fazla zaman acı çekmek, aşırı önemsemek vb.) o hataları yaparsınız. Yani hataların (ya da hatasız kalmanın) nedeni an bazındaki tavır ve çekilen enerjidir.

Daha ileri gidelim; tepkinizin negatif olduğunu ve NE celp ettiğinizi, bu yüzden hata yapmayı sürdürdüğünüz varsayalım. Kendinizi –sözlerimi anımsayıp- topladığınızda (olaya gereken önemi verdiğinizde, unutmayı seçtiğinizde, hatalara fazla takılmamaya karar verdiğinizde) ve belki (majisyenseniz) an bazında minik bir çalışma ile beyin elektriğini pozitive ettiğinizde celp olan PE tüm rahatsızlıkları giderecek, hatalı karardan döneceksiniz.

Bilmem mekanizmayı anlatabildim mi?

Hataları tarafsızca değerlendirip hataları müşahede etmek ve yeniden aynı yanlışa düşmemeye gayret etmek ile, kendini suçlamak bütünü ile farklıdır.

" Kendi kendime yetebilen biriyim ama bazen insan baska birinin varligina ihtiyaç duyuyor."
Kendi kendine yetmekten daha önemli hiçbir şey yoktur bu yaşamda. Değişim üzerine kurulu olan makroda ne arkadaşlık, ne eşleşme, ne de başka bir şey kalıcıdır. Kalıcı olan tek şey "siz ve kendiniz" ile kurduğunuz rahatlık bazlı bağlantıdır. Biz buna eğitimde "Tek kişilik balo salonu" deriz. Orada şahane bir balo gece-gündüz sürmektedir. Ama makro yasaları gereği oradan sıklıkla ayrılmak zorunda kalırız. Bunun nedeni yeni bir sevgili olabilir, yeni bir arkadaş grubu olabilir… Ancak bunlar bir gün sona erecektir. O zaman yapılması gereken o baloya koşarak geri dönmektir. İnsanoğlu ataerkinin kakaladığı gibi –moda tabirle- "sosyal bir varlık" DEĞİLDİR. Tabidir ki başkalarına çok, ama çok ihtiyaç duyar; iyisi ve doğrusu budur. Ancak bu başkaları ASLA o balo salonuna giremez. Bu kuralın nedeni makronun yapısıdır. Yalnız doğup yalnız ölmek, işte bu yüzden değiştirilemeyecek bir yapıdır. Bu kadar lafı şu yüzden ediyorum: Bu balo salonunu bulan ve oradaki partiye katılabilen herkes acı adlı şeytan pisliğini hayatından kapsamlı şekilde silmeyi başarandır.

Yine de not düşeyim: Makro yapısı gereği diğerleri ile iletişimde olmak da kaçınılmaz bir şarttır; hayat, salonun içinde DEĞİL, dışında akmaktadır. "Yaşamak" adlı "farklı bir cümbüş" için sıklıkla o dışardaki akışa da katılmak şarttır. Bu nedenle o partide uzun süre kalmak da hiç iyi bir şey değildir. Anlayacağınız, "sokaktaki cümbüş" ile "tek kişilik balo salonundaki parti" farklı mekanlarda, farklı dinamiklerle sürmektedirler.

" Maji kendimce uzun zamandir ugrastigim bir sey fakat çalismalar sirasinda ne yapacagimi tam olarak bilmiyorum"
Bu sözünüzle de ne kastettiğinizi tam anlayamadım. Acaba yanlış yapmaktan korktuğunuzu mu söylemektesiniz; yoksa hangi yöntemi seçeceğinize mi karar veremiyorsunuz.

Soruyu anlamasam da, bir "ortaya karışık" yanıt vereyim.

Majide en büyük başarı kendi yarattığınız metottur… Tabi ki beyninizde "Cık, ben kimim ki metot yaratıyorum. Ben ne anlarım bu işten, aklımı başıma alıp fazla havalara girmeyeyim, uçmayayım" diye bir kalıp yoksa… Kendi metodunuz –eğer kendinize sakince güveniniz varsa- beyninizin size özel yarattığı (yani ona yüklediğiniz "ben bunları severim, bunları yaparken rahatım" kalıpları ile, aldığınız majikal bilgileri sentezleyerek meydana getirdiği) sistemdir/yoldur. Bunun da ötesinde, eğer inanıyorsanız –bence gülünç- Kabalist metotlar bile işe yarayacak olabilir. ;-) İnanç (iman değil, yapılan şeyin doğruluğu yönündeki kesinlik içeren thought form) büyük bir "volüm transmisyonu" yaratır.

Bu gama dalgasıdır! : )

Müslümanlığa antipati duyan aprentisler en çok kullanılan, en popüler esmalarla başarısız olabilecekleri halde; bir roman falcı teyzenin "Abe, isteğinin olması için üj kere huroz gibi ütüp, iki dafağ sula döğn, sonram dört kere kahkaha patlat" sözlerine inanıp bunları ifa eden amatör kişi, dalga fonksiyonunu arzusu yönünde çöktürecek olabilir.

Konu hakkında bir anımı aktarmama izin verin.

Çocukluğumda evde bir şeyimi kaybettiğimde bulması için hemen babaanneme koşardım; çünkü ona hiçbir başvuruşumda eli boş dönmemiştim. Ama hayır; cerbezeli, cevval ve hamarat bir girişkenlikle evin altını üstüne getirip kayıp eşyamı bulduğu yoktu. Yerine; sihirli bir yöntem kullanırdı! Ona ricacı gittiğimde (ki, bu ricacılık konumunu ergenliğimde bile sürdürmüşümdür) yaptığı "Falanca atam; üç göbek atam" şeklinde başlayan, ne yazık ki devamını unuttuğum bir tekerlemeyi şişman parmaklarını şakırdatıp kalçasını sallayarak söylemekti sadece. Bu "falanca" sözcüğünün yerinde aklımda kalmayan bir isim vardı, "atam" sözcüğü ise palavra atmak, ya da bir şeyi fırlatıp atmak değil, o unuttuğum isimdeki zatı bir "ata" olarak gördüğünü ifade ederdi. Böylece kısa sürede kayıp eşyamın bir şekilde bulunduğunu ekleyeyim.

Ne yazık ki bu –sihri tarafımdan denenerek kanıtlanan- tekerlemeyi kendim söylediğimde aynı sonucu hiç alamadım. Bunun nedeni tekerlemeyi söyleyip hareketleri yaparken kendimi ahmak gibi görmem, bu yüzden beynimde volüm transmiyonu yaratılamamasıydı. Oysa beynimde söz konusu transmisyon, babaannemin o tekerlemeyi söylemesi ile – sözler ve hareketler gülünç olsa da, kendisine inandığım için- aktive olmaktaydı.

Elinizde bir metot varsa çekinmeksizin onu eğin… bükün… deneyin…

"Sürekli acaba dogru mu yapiyorum böyle olmasi mi gerekiyo ikilemine düsüyorum ki bu da yaptigim çalismanin basarisiz olmasina sebebiyet veriyor"
Yukarıda anlattığım gibi, inanç yoksa maji de yoktur. Kaygı ise inancı yok eder.

Bize eğitim almak adına başvuran kişilerin bir kısmı sıfırdan başlayarak majiyi öğrenmeye istekli kimseler oldukları halde; diğer bir grup "eskinin başarısız majisyenleri"nden müteşekkildir. Bu kişilerin ise neredeyse ortak diyebileceğim bir portresi vardır: Onların ezici çoğunluğu maji öğrenmenin gizeminin, ya da farklı bir söyleyişle, "majikal başarının sırrı"nın, çalışan bir metot bulup bunu uygulamak ardında saklı olduğunu sanmaktadırlar. Onlara göre bir yerlerde gizlenmiş olsa da, ele geçirilip uygulandığında sonuç verecek bir metot, ya da bir çalışma mutlak olarak vardır. Sorun, onu ele geçirememektir.

Oysa bu inanç bir şehir efsanesidir.

Söz ettiğim kişilerin başarısızlık nedeni, bu efsaneye İNANMALARI, yani beyinlerinin bu şekilde (bu inancı yaratacak, bu inanca bağlanacak şekilde) çalışmasıdır. Bize başvurma nedenleri majiyi öğrenmek değil, "Bir de bizim metodu denemek"ten öte değildir.

Andığım arkadaşlara genelde "majideki en önemli argüman inançtır" postulasını kabul ettiremeyiz. Bu gerçek, onların beyindeki maji kalıbına bütünü ile terstir. Oysa "İnsan isterse dağları yürütür."1

Sözün özü, gayet güzel müşahede ettiğiniz gibi, kaygınız başınıza dert açmakta, başarınıza engel olmaktadır.

Ancak başarısızlık nedeninize bir ekleme yapmama izin verin: Sizin yaşınızda bir kişi majikal hayatta –abartıyorum biraz ama yine de temel sağlam- kundak bebeğidir. : ) Masalları, efsaneleri, mitleri –yani gerçeklerin süslenmiş hallerini- anımsayın. Orada maguslar, druidler genelde ihtiyar ve sakallı adamlardır. Bu sembolizasyon gerçeklerden ciddi esintiler taşır.

Öncelikle "güçlülük " ile eşleştirilmiş majisyenlerin hep erkek olması gözden kaçmamalıdır. Kadın büyücüler genelde kötücül karakter ile yorumlanan cadı adlı kimliklerdir. Bu abartılı ve ataerkil görüş de aslında gerçektir; çünkü "büyü" diye "kakalanan" pek çok şey tutucu erkek beyni yaratısıdır. Üzülerek söylemem gerekir ki, günümüzde HALA aynı görüş –hatta daha baskıcı şekilde- hakimdir.

Kadınlar ise bu –af edersiniz- "palavralara" pabuç bırakmamış, kendi yöntemlerini -dikkat edin- "doğada" (doğal ortamda) yaratmışlardır. Bu gün elinize aldığınız herhangi bir witchcraft kitabında acayip enyokyence dualarla değil, basbayağı, sudan denilebilecek İngilizce şiirlerle karşılaşma nedeni budur. Bu "lanetli" diye Yahveh emri ile çoluk çocuğun gözü önünde, panayır havası içinde yakılan kadınların o devirlerde kullandıkları otlar, bitkiler, çağdaş ilaç/kimya sanayiinin göz bebekleridir.

[Kendi kültürel geçmişini (Osmanlıyı) beğenmeyen arkadaşlara (bu sözlerim bir küçümseme içermez) konu ile ilgisiz bir dipnot düşeyim: Osmanlı'da böyle (suçlu kadınları anadan doğma, çoluk çocuk önünde yakma/asma benzeri) rezillik görülmemiştir.

Osmanlı'nın Batı kültürüne üstün yanlarını ve Ulu Önder Atatürk'ün Osmanlı'ya DEĞİL, -kendi çalışma arkadaşları DAHİL- bağnaz ve yenliklere ayak bağı HER KİŞİ VE YAPIYA karşı olduğunu anlattığım bir yazım var. Bu konuda bilgi edinmek adına OSMANLI ve ATATÜRK adlı makalemi okumanızı (sıkılmazsanız sonuna dek okumanızı) rica edebilir miyim?
]

Ancak mitler erkekleri pek bir matah kişilikler olarak görme tutaraklarına sahip olsalar da, Magusları, Druidleri yaşlı olarak nitelemelerinde haklıdırlar. Yıllar; majisyenlerin en büyük dostudur.

Oysa siz bu dostla henüz pek tanışmadınız. ;-) Demek istediğimi anladığınıza eminim; ancak yine de dile getireyim: 17 yaş majikal başarı ummak için biraz erkendir.

Size "başarısız olmak şimdilik kaderiniz" demiyorum. Tabi ki başarılı olabilirsiniz. Her genç aprentis başarılı olabilir… Beyninizde özel yetenek varsa çok daha başarılı olabilirsiniz. Yine de elde ettiklerinizi –yaşadığınız azıcık yılı unutmayarak- "büyük başarı" olarak görmeye çalışın. Söz konusu bilgiyi benimsemek sizi rahatlatacağı için, başarı daha kolay gelecektir.

Çok çalışın. SABREDİN. Yılmayın.

İnsan adlı canlısınız ve bu canlı türünün tipik beynine sahipsiniz. BU NEDENLE çok çabuk olmasa da, eninde sonunda, kapasiteniz ve seçtiğiniz çalışma yöntemine koşut biçimde (o oranda) başarı elde edeceksiniz.

" Siteniz ve özellikle yaptiginiz bu uygulama için size tesekkür ederim. Cidden kendimi iyi hissetmedigim zamanlarda bana yardimci oldu. "
Bu sözlerinizle bu "soru yanıtlama" işini karşılıksız yaparak (para kazanacağım ortam olan Danışmanlığı yapmaktan vaz geçtiğim halde yaparak) iyi bir iş yaptığımı bir kez daha anladım. İnsanları rahatlatmaktan öte Cennet'i garantileyen kaç iş var ki? Beni bu konuda bilgilendirerek mutlu ettiğiniz için teşekkür ederim.

Ancak SİZ, bu cümleyi zikrederken DE cennete giden araçta güzel bir yer ayırttınız; çünkü beyninizde bu güzel teşekkürü edecek dalga boyu var. :)

Yapılan iyilikler, en çok bir insanı mutlu ettikleri için DEĞİL; iyilik yapanın, iyilik yaptıran beyin elektriği yüzünden cennete bilettirler. Bu yüzden Cehennem korkusu ile stres içinde uygulanan dinsel kurallar adamı cehennemlik yapabilecekken; keyif alarak yapılan iyilik, kişi imansız olsa bile, cennete uzanan yolda Repsol kullanmak gibidir. ("Herif bunadı, ilaç önerdi" diyeceklere açıklama: Repsol ilaç adı değil, race motor markası. :DD)

Ama yalana gerek yok; bu iyiliği iman ile taçlandıran daha keyifli tiptir; bunu da söylemesem rahat edemem. :)

Nasıl? "Atma be, somut kant ver, kanııttt" mı diyorsunuz? Tamamdır. Bu konuda bilgi edinmek adına bi zahmet SEROTONİN, İNANÇ ve MUTLULUK adlı makaleme göz atıverin. ;-)

DİP NOTLAR

Now You See Me (Sihirbazlar Çetesi), Fransız İnterpol ajanı Alma Dray.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -