722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | TÜM MAJİ SORULARI

Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Farklı İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

SON EKLENEN SORU        |        TÜM SORULAR        |        JANUS'A SORUNUZU İLETİN!        |        ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

24 Ocak 2022
Bilgileri beyne perkitme süreci (Maji ve Zaman)

Selam sevgili janus. Yeni ögrencin olarak, belki egitim sürecimde faydali olacak birkaç tavsiye alabilecegimi düsündüm :) Sorum su, ögrendigim yeni bilgileri beynimin düsünme sürecine daha iyi dahil etmek, bu bilgileri enstrüman olarak kullanip, baska düsüncelerimin yarattigi kalabiligi azaltmak, yani mümkün oldugunca bu bilgiler ile yasayip digerlerini tedavülümden kaldirmak hangi yollarla mümkün olabilir? Mesela öz-telkin yöntemlerini önerir misin? Simdiden çok tesekkürler :)

YANIT

Youtube'da bolca bulabileceğinize emin olduğum "gamma bineural beats" benzeri adı olan klipleri dinleyin; "Çabuk öğrenmenin yolu bulundu" benzeri ilanlarda yer alan ürünlere ilgi gösterin… kurslara katılın… diyecek değilim. :D

İşte gerçek yanıtımı veriyorum: Beyninizi çekip çevirmek için hiçbir şey yapamazsınız. Beyninizin doğal bir kapasitesi vardır; ona boyun eğmeye mecbursunuz.

Tabirdir ki maji eğitimi benzeri –UZUN VADELİ- bir çalışma sistemi beyin kapasitesi arttırılabilir, her şey gibi beynin temel düşünce biçimi değiştirilebilir; ancak bu sonucu çarçabuk elde edecek bir yöntem yoktur.

Bu şekilde adı "çağdaş" ama –sizi tenzih ederim- (içimden "şip-şakçı" demek geliyor) arzulara sahip olan kişiler seçtikleri eğitimde gerekli başarıyı zor gösterecek olabilirler. Bunun nedeni başarının en çok bir ortamda isteyerek uzun süre kalmakla doğru orantılı şekilde elde edilmesidir.

Makronun bir yapısı vardır ve hiçbir uyanık girişimci ya da "bilimsel" olarak empoze edilen yeni buluş bu yapıyı değil yok etmek; ona dokunamaz bile. Başarı, irade ve kararlılık kadar zamana da bağlıdır. Yani çok iradeli ve çok kararlı olsanız da gereken zamanı kısaltmaya imkan yoktur.

Konu hakkında gençlikte üniversite eğitimi alırken yaşadığım bir anıdan söz edeyim.

Bölümümde Cobol adlı zor bir dersi –genelde başbelası olarak tanınan- bir iş adamının vereceğini öğrendik. O devirde okuduğum bölüm o kadar yeni ki, ders verecek hoca bulunamıyor; bu konuda yurt dışında eğitim almış iş adamları –lütfen, lütfederek- eğitim veriyorlar.

[Bu yüzden –hiç unutmam- ders saatimiz gece 20:30'da başlıyor, 22:30'da sona eriyordu. Anlayacağınız böylelikle baskıcı aileme rağmen eve 23:30da rahatça dönebilmekteydim. ;-)
]

Bu adamın ünü vardı, ama o zamanlarda internet olmadığı için adam kimdir-nedir bilinmiyor, sadece hikayeleri ağızdan ağıza dolaşıyordu. Bizim okula hoca geldiğine göre artık herkes bu kişi neyin nesiydi öğrenebilecekti. Adamı okula transfer eden yakın arkadaşı bir öncel sufle verdi ve dedi ki, "falanca yerde 'Falanca Bar' diye bir yer var; kendisi oraya takılır". Tahmin edeceğiniz gibi ertesi gün bar tıklım tıklımdı.

Ama adam görünmedi.

Bir sonraki gün yine bar doldu, yine adam gelmedi… kısa sürede giderek bara ilgi de azaldı.

Ama asistanlardan biri barı gerçekten sevdi, oranın müdavimi oldu. Ve o adamı ilk ve tek kendisi gördü; böylece de okulda popülaritesini beşe katladı… Herkes kendisinden hoca hakkında bilgi almak için yarışıyordu. :D

İzninizle kendisinin çok sevdiğim ve hayatım boyunca kullandığım bir sözünü aktarayım. Söz bildik… ama onun kullanım biçimi, söze anlam katmakta bence: Derslerin zorluğu, ders saatlerinin garipliği ya da benzer konularda vızıldayan ve şikayet eden öğrencilere mantıklı, derin, analitik, ikna edici vb. yanıtlar vermek yerine, gözlerine bakıp iki kelime ederdi: "Hayat zordur". Anılan iki kelime arasında bir saniyelik boşluk olması söze mana katardı.

Bu noktada size ben de aynı vurgu ile benzer bir laf edeyim: "Maji zordur."

Başarı zamanla ilgilidir dedim; zaman vermek ve bundan gocunmamak ise ancak ortamı sevmekle elde edilebilir. Dersleri beyninize kolay almak için yöntem aramak yerine, dersleri okumayı severseniz (tercihen ders gibi çalışmayı severseniz), öğrenme zamanını tam realize edeceğiniz için başarıya daha kolay ulaşacak olabilirsiniz.

Ayrıca beyinde yer alan düşünce kalıplarını el çabukluğu ile silmek mümkün değildir. Bilakis, onları silmek için çabaladıkça, bu iş ters teper. Sizi tetikleyen "onları silmek" seklindeki bir arzu olsa da, onları silmeye çalışırken sürekli aklınızda onlar olacağı için (yani asıl düşünce temeliniz onlarla ilgili olduğu için) hepsi de yeniden eksite olacaklardır. (Psiko-terapi bu yüzden tarafımızda tutulan bir yöntem değildir.)

Biraz konu dışı ama, bu yanıtı okumakta olan kişilere ilginç gelebilir. Akıl dağılmasına engel olunamayacağı ve bu yüzden uzun zikirlerle çalışmanın anlamsızlığı hakkında bazı yanıtlarım vardır; yani akıl DAİMA dağılır. Hatta akıl ne kadar aktifse (ki, çağdaş insanın aklı, bundan yüz sene önce yaşayan atasından çok daha aktiftir) o kadar çabuk ve kolay dağılır. Bu yüzden –bana sorarsanız- zikirler ne kadar uzun olursa çalışma o kadar başarılı değil, büyük olasılıkla başarısız olur. Bu konu adına 10 Aralık 2021 Majide gama ile theta dalgaları ve kullanımı başlıklı yanıtımdan alıntı yapayım: "Uzun zikirle –geleneksel majide neye inanılırsa inanılsın- hiçbir dalgaboyunda kalamazsınız, beyninizi bir yere kilitlemek, hele ki çağdaş birey için (beynini aktif kullanmaya alışmış kişiler için) –bize göre- imkansızdır. Majikal literatürde hedef daima bu şekilde gösterilir, ama bence bu bir şehir efsanesidir. Dahası, bu bilginin empoze edilip durulması yüzünden anılan sonuca ulaşamayan pek çok öğrenci demoralize olmakta, kendini beceriksiz görmekte ve maji antrenmanlarından uzaklaşmaktadır.

Doğrudur; Shaolin manastırı rahipleri bu istedikleri dalgaboyunda kalabilmektedirler; Wisconsin Üniversitesindeki bir deney bunu göstermiştir. Ancak unutulmamalıdır ki onlar ekmek elden, su gölden ortamda, günde 4 saat meditasyon yapmatan başka da iş yapmamaktadırlar. ;-) Oysa hayatın ereği beyni gama ya da tethada bilmem kaç saat tutmak değildir. Doğrudur; bu başarıya erişen majikal başarıya da erişeceği için, istediklerine daha kolay sahip olur. Ama bir insan bir manastırda yaşamayı seçmişse, acaba elde ettiği beyin gücü ile daha iyi tın-tınlayan bir rüzgar çanından öte ne elde etmeyi isteyebilecektir ki? :D

Kendimden örnek vereyim: Bu yaşıma dek –diyelim 1000 adetlik zikirde- süreç boyunca tek bir kez bile aklımın dağılmadığını bilmem.

Özetle; bilgileri beyne sokuvermenin hiçbir yolu yoktur. Boşu boşuna böyle bir yolu ne arayın, ne de bulduklarını söyleyenlerin buluşlarına itibar edin. Beyninize bilgileri girecekse girerler! Onları çok severseniz, onlarla o kadar haşır-neşir olursunuz ki, bu iş kendi kendine (doğal şekilde, yani zaman içinde) olur. Ancak bilgileri aklınıza bir türlü sokamıyorsanız yanlış alanı seçmiş olabilirsiniz. Başarı, ulaşılması arzulanan hedefi sevmekle DEĞİL; hedefe ulaşmak adına geçirilen zamanı sevmekle ilgilidir.

Bu noktada da yine –ama bu sefer doğrudan kendimle ilgili- bir anı aktarayım: Çok uzun yıllar önce dans öğrencisiydim. Dengem çok bozuk olduğu için üçlü pirouette yapamıyordum. Merdivenlerden bile hızlı inemeyen biri olarak fırıl fırıl dönmek kadar hoşlanmadığım bir şey yoktu. Oysa kız öğrenciler point shoe'larla (parmak ucunda) ikiliyi yapmaktaydılar.

Yapamamak, okuldan atılmak anlamındaydı. Ama deliler gibi balet olmak istiyordum. Arkadaşlarımdan biri –gerçek bir olaydır- pas de deux de (bir balerin ile yapılan ikili dansta) partnerini rahatça kaldıramadığı için atılmıştı.

Sonunda bir çözüm buldum. Hocamdan özel ders alacaktım. Zengindim ne de olsa. Kendisine hayır diyemeyeceği bir teklif sunacaktım.

Ama hocam hayır dedi. :) "Sana ders vermemin anlamı olmaz" diye başladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiçbir hoca sana bilgileri hap yapıp yutturamaz. Bunları zaman içinde sen, sürekli tekrar ederek başaracaksın."

Sonunda diploma alamadım. Devlet Opera ve Balesine girmedim. Sadece aerobik hocası olabildim. : )

Ama hem başarılı, hem de mutlu oldum. Güzel paralar kazandım. Öğrencilerim tarafından sevildim. Türkiye'deki ilk aerobik gösterisini Etap otelinde düzenledim. Ben sporcu ruhlu bir erkektim. Klasik müziği çok sevsem de, disko ritimlerle aerobik derslerimde zıp-zıp zıplarken dansçı olamadığım için şanslı sayılmam gerektiğini sık sık düşünmüşümdür.

Ancak o olay bana paranın asla her şeyi satın almayacağını öğretti; beni "para kazan" ya da "şu işi yap, cebin bira para görsün" diye dostça yönlendirenlere ;-) söylediğim bir özlü söz yaratmama neden oldu. Beni sevdikleri ve kollamaya çalıştıkları için kendi doğrularını (ki, bu öneriler son derece yararlı şeyler de olabilirler) empoze edenlere hep şunu söylerim: "Para benim 3lü pirüet yapmama neden olmayacak ki!" ;-)

Aslında anaerkil kültürde bu söz çok doğru değildir. Para, 3lü pirüet yaptıramazsa da, bazı kapıları açabilir. Ama hala da pirüet yapmak için en önemli yollardan biri yetenek ise, ikincisi zaman, hem de uzunca bir zamanı –gerekli olduğu için kendini iradi olarak zorlayarak DEĞİL- FARK ETMEDEN vermektir. Sevdiğiniz iş, sevdiğiniz kadın gibidir. Ondan ayrılmak istemezsiniz. Onunla olmayı sevmek, onu sevmektir aslında.

Yanıtımı Bülent Kısa'ya ait –yine- bir anımla bir bitireyim. Kendi ekolümü kurduktan sonra Bülent'le olan sıkı dostluğumuz biraz gevşedi; daha nadir görüşmeye başladık. Bu süreçte birlikte olduğumuz bir gün onun öğrencisi olduğum günlerden ve geldiğim yerden söz ediyorduk. Beni başarılı bulduğunu söyledi ve şöyle devam etti: "O zamanlar maji konusu seni tam olarak OBSEDE ETMİŞTİ. Zaten başka türlü başarmanın imkanı yoktur."

Ben de değerli dostum, eski hocamın sözlerini size yansıtayım: Maji (ya da ilgi duyduğunuz başka bir konu, hatta üniversitede eğitim almakta olduğunuz bölüm veya mesleğiniz) sizi obsede etmemişse başarı beklemek zordur… maji konusunda ise –bence- imkasızdır.

Kanımca maji sizi obsede etmiş durumda, ama –bana kızmayacağınızı bildiğim için rahatça söyleyeceğim- acemi olduğunuz için işi nereden ele alacağınızı bilmiyorsunuz. Beyniniz –evet- dağınık. Kaygılanmayın. Siz iş ki obsede olun; hayat ZAMAN İÇİNDE ne yapmanız gerektiğini size, siz fark etmeden öğretecek.

Ben sizden gerçekten umutluyum… ama başta sizi hayli sıkıntılı günlerin beklediğini de söylememe izin verin. Beyin her yola girer… ama önceleri laf dinlemekte hayli isteksizdir. Bunun da en önemli nedeni "alışkanlık" adlı nice acıyı kolay göğüslememize yardımcı dosttur. Sakin olun… Zaman verin… Sitemizdeki maji kategorisindeki yanıtları daima izleyin.

Başarmamanız için neden yok.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -