722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | TÜM MAJİ SORULARI

Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Farklı İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

SON EKLENEN SORU        |        TÜM SORULAR        |        JANUS'A SORUNUZU İLETİN!        |        ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

9 Mayıs 2022
Yeni bir yasama sayfa ve Bülent kisa Zikir yöntemi

selam Jan :) burada sorulara verdigin cevaplarla hayatimda yeni bir sayfa açmis bulunmaktayim artik olaylara pozitif yönden bakmaya pe ile kontak kurup yoluma devam etmeye çalisiyorum peki bunun ne mi artisi oldu öncelikle küçük küçük belki tesadüf denilecek dönüsler almaya basladim. Aslinda klasik maji alaninda çalismalarim oldu fakat genel geçen çalismalari ve süpheci zihni birakarak senin dedigin sekilde kalpten hissederek yaptigim çalismalar da sunu fark ettim sanki belirli bir süre sonra çalisma yaparken bir alan ile kontak kuruluyor çok hafif bir irkilme ile fark edip farkli bir gerçeklikte hissediyorum. Çalisma sonunda kalpten inanirsam içime olumlu bir his geliyor. Artik 3d sekilde imajine edip kalpten inanip çok çalisarak yola devam ederek hayirlisi olanin gelecegini biliyorum. Dedigin gibi maji de her seyi yapmak mümkün degil hatta istedigimiz seyi tam olarak yapmak ta hep mümkün olmuyor ama o küçük dönütler dokunuslar bile bir mutluluk ve azim sebebi sanki önüme açilan bir köprü.

Simdi ikinci olarak Bülent Kisa nin havasin derinlikleri kisminda sonunda esmaül hüsna kismi var burada bazi esmalari birlestirmek ve sayi hesaplamak kismi anlatilmis Örnegin 1700 çikmis bir zikir sayisi var pekala ama bunu kaç gün yapmak gerekiyor yani 1700 ü 7 güne ybölmek mi ya da 3 5 10 gün seklinde her gün 1700 kere okumak mi bu kismi hiç aklim almadi. Esmalarla deneyimim çok yok bi kaç çalisma disina fakat güçlü olduklarini hissediyorum. Temel havas kurallarina uyarak çalisma yapmak istiyorum. Mesela bazi kimseler esmalar vefk ile çalisir ya da esmalarla çalismak için havass yolunda gitmek gerekir diyor bu konular da kafamda soru olusturuyor. Sizin sistemin eminim kendi çapinda açiklamalari vardir fakat kaç gün yapilacak ne kadar beklenecek vs kafam karisti. Bu klasik havas kurallarina göre nasil oluyor onu merak ediyorum

Mesela maji de teknikten çok inanç ve beyin gücünden söz ediyorsun bu sekilde temel klasik maji de çalisarak koltuk degnegi denilen sekilde bir yol çizsem nasil olur?

Bu arada Jan sen buradayken sana soru sormak ve cevaplarindan faydalanmak büyük bir firsat. Umarim herkes bu firsattan yararlanir. Senin içinde dilegim umarim hiç bu kadar beklemezdim seklinde güzellikler hayatina akmaya ve seni tatmin etmeye devam eder.

Saglicakla ve bizimle kal :)

YANIT

Sorunuzu havas uzmanlık alanımız olmadığı ve de araştırma konularımızın içinde yer almadığı için geri çevirecektik; ama "bu konularda ne desek kar" mantığı ile kabul ettik. Demek oluyor ki, söyleyeceğim şeyler sizi tatmin etmeyecektir; ama yine de bildiklerimi yansıtayım.

Ben İslami majiyi Bülent'in grubuna girdiğimde öğrendim. (Önceki yanıtlarda defalarca yazdığım gibi, uzun yıllar önce yurt dışında yaşarken "her şeyimi" diyebileceğim kadar çok şeyi yitirmeme neden olacak satanik bir gruba üyeydim.) İslami maji ortamına sadece birkaç yıllık deneyimim oldu. Konunun detaylarına hakim değilim.

Yine de, size biraz olsun beklentinizi verebilmek adına -sanırım, emin değilim, daha eski de olabilir- 1987 yılında bana getirilen "Esma-ül Hüsna Yorumu" başlıklı bilgi kağıdının görselini aşağıda bulacaksınız. Orijinal nüsha yıllar içinde çok silikleşmiş olduğu için çok kolay okunamıyor. Akif bu kadar düzeltebildi.

Kağıtta yer almasa bile, Bülent yaptığımız konuşmalarda zikir sayısını kişisel olarak belirleyeceğimiz çalışma gün sayısına bölebileceğimizi yanlış anımsamıyorsam söylemişti. Ama emin değilim. Sadece "Böyle hatırlıyorum" diyebilirim.

Şimdi asıl söylemek istediklerime geleyim.

Günümüzde bilimsel açıdan evrenin (gerçekliğin, yani kişinin içinde yaşadığı dünyanın) ölçüm, insan beyni, ya da farklı bir metotla var edildiği kuantum mekaniği ile ortaya çıkarıldı.

Gerçekliğin;
Bohr ve arkadaşlarının ortodoks teorisine göre sadece "bakış",
Wigner ve benzer düşüncedeki fizik dehalarının teorilerine göre sadece "insan bilinci"
ile oluştuğu ortaya çıkmışken "sonuç almak için bir esmayı kaça bölmem gerek" sorularına kafa yormak sağ kulağı sol ayak ile kaşımaya benziyor bence.

Sakın sizi kınadığımı, ya da küçümsediğimi düşünmeyin. Okültizmin baba adamları kuantum mekaniğine ilgi göstermez, hala bin yıllık metotlara yapışmışken, olağan öğrencileri nasıl kınayabilirim? Ama gerçekten zamanınıza yazık…

" Mesela maji de teknikten çok inanç ve beyin gücünden söz ediyorsun bu sekilde temel klasik maji de çalisarak koltuk degnegi denilen sekilde bir yol çizsem nasil olur?"
Çalışacağına inandığınız metot en iyisidir; bu kesin… ama neden –aslında sadece dediğimizi yapan bir organ olan- beyni, daha kolay sonuç alacağımız yollara yönlendirmeyesiniz ki?

Klasik maji diye bir şey yoktur kardeşim; klasik maji, kuantum mekaniği ile ortaya çıkartılan gerçeklerin, bu bilgilere haiz olmayan yüzyıllar öncesi insanları tarafından kırık dökük denilebilecek şekilde deşifre edilmiş halidir. Siz ise bu eksik (hatta ilkel) yapıya "temel" diyorsunuz. Demode, eksik ve yer yer hatalı bir mekanizmayı "temel" olarak görmek başarıyı engelleyici bir tutum değil midir? İnsanoğluna sunulmuş ve hayatını rafine edecek bir yöntem varken, bunun kullanılmayıp, tarafsızca bakarsanız "gülünç" olarak nitelenebilecek şeylerden medet ummak üzücü değilse nedir?

Söz konusu yanlış seçimin nedeni beyinlerin yaygın kültür tarafından etkilenmesi ile yaratılan alanlardır; insan beyni etki altında kalan (eğilimi olduğu alanlarla senkronize olan) bir organdır. Bu yüzden etrafta "maji budur" diye akıp duran düşüncelerle yoğrulmaktadır.

Farklı bir sözünüzü daha ele alarak bazı bilgiler vereyim: "Beyin gücü" diyerek majide beynin etkinliğini vurgulamışsınız. Sözünüz hem doğru, hem yanlış:
- Yanlış; çünkü her otistik birey, hatta komaya girmemişse her ağır hasta kişi, beyni ile an bazında (yani her an) evrenini (gerçekliğini) var etmektedir. Demek ki evren var etmek için Medusa Touch filmindeki gibi olağanüstü frekansta gama yayan bir beyne gerek yoktur.
- Doğru; bu gündelik (ama etraftan alınan etkilerle istem dışı yönlendirilen, biçimlendirilen) eylemi majisyen olup iradi şekilde uygulamak farklı bir –güç demeyelim de- bilgi ve egzersiz ister. Ancak evet; majisyen beyni aldığı bilgiler ve yaptığı egzersizlerle -bir anlamda- güçlenmiş bir beyindir.

[Gama dalgalarının neler yapacağını eğlence ortamında izlemek için size 1978 yılı yapımı olan Medusa Touch adlı kült filmi hararetle öneririm. Orada EEG cihazının nasıl çıldırdığı ve bu durumun ürkütücü sonuçları çok güzel (tabi ki Hollywood palavrası yüklü) şekilde anlatılmaktadır. (Filmin tanıtım afişine buradan bakabilirsiniz.
]

Bir kişi 1000lik zikir ile (evet, aklı dağılsa da) sonuç alabilir. Ancak bu sonucu yaratan bir kelimeyi ha babam yineleyip durması DEĞİL, 1000lik zikir ile sonuç alacağına inanmasıdır.

Esma, bir kuantum alanıdır. Teknik açıdan "zikir" dediğiniz yinelemelerle o alan ile kontağa uğraşmaktasınızdır. Oysa modern fiziğe göre TÜM alanlar gibi, onunla da nano saniyede kontak kurulur. (Yukarıda söylediğim gibi, evren her nano saniyede yeniden var edilmektedir.) Yani yeterli gamaya çıkabilirseniz, maji yapmak için (bilimsel açıdan "evreninizi yeniden var etmek için" ya da "paralel evrene atlamak için") nano saniye yeterlidir. Böyle bir kolaylık varken dileyen ve zamanına acımayan her gece oturup 1000lik zikir yapar. Yapmasına yapar da, anlık çalışma becerisini öğrenmek adına kendine şans tanımadığı için, gerektiğinde "ayaküstü" maji çalışma fırsatını da kaçırır.

(Sözlerim adept düzeyindeki majisyenler içindir. Eğitim düzeyinde zikir çalışmaları –bize göre- şarttır.)

İslami majide vefkle çalışmak için azimetler okumak, vefkin ulvi meleğini süfli meleğini saptamak, safranla mürekkepler yapmak, vefki gül ağaç dalına asmak gibi bir dolu işe gerek olduğu söylenir. Oysa aynı vefk, magical square adı altında, İslami majiden yüzyıllar önce azimetsiz-mazimetsiz kullanılmaktadır.

Söyleyeceğim şeylere ve bunları bir çeşit güç sergileme için dile getirmediğime inanmanızı rica ederek kendimden örnek vereyim. Köpeğimi gezdirirken bir uyarının geldiği, hemen bir ağaca dayanıp, ya da ayakkabımın bağcığını bağlamak için gibi eğilip, anında çalışma yaptığım ve birçok tatsızlığı solladığım yüzlerce (sayıyı abarttığımı sakın düşünmeyin, yıllardan bahsediyorum) durum vardır. Maji, bu mentalitede ise yararlıdır, ya da Beyaz Majidir. Maji, ilginç şeyler yapıp heyecan dolu bir hayata girmek olarak görülüyorsa sadece eğlenceli bir hobidir. Maji, TÜM insanlığa bile hayr yollamak için üstlenilmek isteniyorsa bizim metotlara yönelmek tek yoldur.

[Sakın ola eğitimlere kaynak kitle yaratmak adına dolaylı yoldan ekolümüzün reklamını yaptığımdan kuşkulanmayın. Açık ve net şekilde buradan sorun, uzun-uzadıya yanıtlayayım.

Bizler hem imanlı, hem de idealist adamlarız. Para kaybedeceğimiz şekilde olsa bile önceliğimiz eğlenceli, neşeli, coşku ve heyecan dolu bir hayatta –gerçeklikte- diğer insanlarla bir arada olmaktır. Bu konuda "global hayr" diyebileceğimiz çalışmalarımız vardır. Bize göre başarılıyız da, ama bunu asla kesin olarak kimse bilemez. Kesin olarak söyleyebileceğim tek şey, bu çalışmaların bize mutluluk, yani PE verdiğidir.
]

Arkadaşım, beni onurlandıran ve gerçekten mutlu eden bir dolu güzel söz etmişsiniz. Hepsine gönülden teşekkürler ediyorum. İnanın ki bu dileklerinizin hedefi aslında kendinizsiniz. Yani bana ne kadar iyi niyet yollasanız da, hatta kafanız kızıp "Senin geçmişiniiiiiğğğ… " diye başlayan niyetler yollasanız da, benim beyin dalgaboyumla senkronize olmayan dilekleriniz bana ulaşmayacaktır.

Ama siz o güzel sözleri söylerken –size o sözü söyleten, o sözü söylemenize neden olan- beyninizin içinde olduğu pozitif süredurum, çektiği PE ile size hayr getirecektir. İçten gelen bir tatlı dillilik, ya da gönül okşayıcı söz etme eğilimi, kişiyi kendine yollanan radyasyonlardan bu yüzden kale gibi korur.

[Müslümanlıkta tatlı dil ve güler yüzün önemi büyüktür. Bir ayet ve iki hadis örneği vereyim:
"Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler." İsra 53.
"Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!"
"Müslüman güler yüzlü ve tatlı dilli olur."

Pek çok kişinin varlığından haberdar olmadığı –tatlı dili, gülümsemeyi, güler yüzü kutsayan- bambaşka bir Müslümanlık vardır. İsrailiyat nedeni ile oruç, kurban, hac gibi konulara sıkıştırılan Müslümanlığın gerçek yapısı ve hedefleri pek çok "çağdaş" olarak nitelenen kişiye ulaşamamaktadır. Bizler Müslüman olmasak da; hedefler ortak olduğu için Müslümanlığın gerçek yapısını tanıtmaya uğraşıyoruz. Kendi inancımızı ön plana almama nedenimiz, yaygın olan metodun desteklenmesinin hayr getireceğine inancımızdan kaynaklanmaktadır.
]

Beni lanetleseniz de, en güzel dilekleri yollasanız da, ben kendi dünyamda, kendi dalgaboyumla senkronize olduğum radyasyonlarla (ki, bunlar -temelim negatif ise- lanetler, pozitif ise- iyi dileklerinizdir) kendi alemimi biçimlendirmekteyim.

Maji ise, tanrısal bozonlar ve/veya fotonlarla, yani iyicil yaratıcıdan alınan radyasyonlarla KENDİ aleminizi var etmekten başka bir şey değildir. İşleyiş temeli/yöntemi/mantığı tektir; ama o akışa/oluşuma/düzeneğe müdahil olmak için seçilecek yol kişiye aittir. Dileyen kulağını ayağı ile kaşır, dileyen kısa ve pratik yolu tercih eder.

Bu tercihler ise –bizce- kişinin sahip olduğu PE veya NE oranı ile yapılır; çünkü yeniliklere uyumsuz, değişime isteksiz, pratiğe/güncele uzak olan beyinde NE varlığından kuşkulanılabilir.

Ve bu noktada feedback mechanism'i anımsayalım:
Bir alan, bir sonuç var ediyorsa; anılan sonucu iradi biçimde var etmek, alana ulaşmaya neden olur.
Demek oluyor ki, PE adlı alan, yeniliklere ve güncele adapte olmaya, değişim isteğine neden oluyorsa; yeni ve güncele adapte olmak ve değişmeyi becermek ile PEye ulaşmak mümkündür.

Tabi ki tersi de…

Bu yüzden belki de metot seçerken çok-çok dikkatli olmalı. ;)

" Saglicakla ve bizimle kal :) "
İstenmek ne rahatlatıcı bir duygu. Hele ki ömmrü hayatında hep "kara koyun" olmuş benim gibi biri için. :) Sağolun, varolun.

Şimdilik buralardayım. Azgın-azgın yaşamaya devam ediyoruz. ;-)

[Ama önemli açıklama:

Kendime "azgın" dediğimde bazı arkadaşlar bu sözün içeriğinin "cinsel açıdan aşırı istekli" olduğunu düşünmüşler; bunu durumu rastlantı eseri öğrendim.

Oysa bu düşünce doğru değil!

Sözlerimin açılımı "Kimseye değil zarar vermeden (tedirgin bile etmeden) genelgeçer kurallara bol-bulamaç yan çizerek yaşamak"tan öte anlaşılmamalıdır. Cinsel erk propagandası yapacak biri gerçekten değilim. Hiçbir zaman kendime "güçlü majisyen" demediğim gibi.

Yanlış tanınmak beni üzer dostlar.
]


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -