722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | TÜM MAJİ SORULARI

Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Farklı İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

SON EKLENEN SORU        |        TÜM SORULAR        |        JANUS'A SORUNUZU İLETİN!        |        ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

2 Haziran 2022
Majikal Çalismalarda Basari Orani Nasil Arttirilir? (Bülent Kısa ve görüşleri hakkında)

Merhaba Janus. Web sayfanizi uzun süredir merakla takip ediyorum. (..) Yazilarinizdan okudugum kadariyla sizin majiyi daha çok bilimsel çerçevede ele almaya çalistiginizi gördüm. Ve bu yaklasim bana mantikli geliyor. Çünkü ben bilimsel bilgiler ya da veriler olmadan sadece maji ile ilgili degil herhangi bir konuda da yeterli inanci olusturamiyorum. Yaklasik 3-4 aydir Bülent Kisa'nin kitaplarindaki uygulamalari okuyup pratik etmeye çalisiyorum. Sizin de belirttiginiz gibi gerçekten sahip oldugu bilgileri paylasma konusunda çok cömert birisiymis. Yalniz kitabindaki örnek uygulamalarda sadece kisi isminin ebced hesabi aliniyor. Kisinin anne isminin ebcedi ile kisinin dogum tarihi hesaba katilmiyor. Bu tarz hadimleri yönlendirme çalismalarinda sayisal hesaplama nasil yapiliyor? Kitapda yazilan gibi sadece talib ve matlubun isimlerinin hesaplanmasi yeterli oluyor mu? Yazilarinizda belli bir dönem majiye ara verdiginizi belirtmissiniz. Majiye ara vermeden önce bu tarz çalismalar yapiyor muydunuz? Mesela çalismaya baslamadan önce tüm negatif tesirlerden korunma amaciyla ''el mütekebbir'' esmasini zikrediyorum. Bülent Kisa'nin kitabinda söz konusu esmanin yildizi jupiter oldugu için korunma amaciyla kullanmak bana mantikli geldi. Zaten kitapta esmanin yorumu kismindaki son cümlede koruma ve korunma yaziyor. Bende bu bilgilere güvendigim için psisik korunma amaciyla zikrediyorum. Fakat internette buna benzer bir konu hakkinda arastirma yaparken kendini enerji terapisti olarak tanitan birinin yazisina denk geldim. Yazisinda ''sürekli zikredilmesi tehlikeli olan esmalar'' basligi altinda birçok esmanin yanisira ''el kahhar'' ve ''el mütekebbir'' esmalarini da gördüm. Allah'in Mütekebbir sifatini sürekli zikretmenin ne gibi bir tehlikesi olabilir anlamis degilim dogrusu. Ayrica çalismayi uygulayan kiside asiri derecede korku/kaygi yoksa ve niyet de pozitif ise beyin elektrigi de pozitif olacagindan herhangi bir psisik tehlikeye maruz kalinacagini düsünmüyorum açikcasi. Siz bu konu hakkinda ne düsünüyorsunuz? Son olarak da kabalistik pratiklerden daha çok verim alinmasinin sebebi yapilan sayisal hesaplamalarin (gematria) bilimsel olmasi midir yoksa bir çalisma için çok sayida hesaplama yapilmasiyla beynin yapilan isi daha fazla ciddiye almasi ve buna bagli olusan inanç faktörü müdür? Sorularimizi yanitlama gayreti gösterdiginiz için ayrica tesekkürlerimi sunuyorum.

YANIT

Mesajınızda "tam bizden" sözler kadar, bizim cenaha mükemmel biçimde ters olan kelamlar da var. Ancak anladığım kadarı ile çalışma stili olarak birazcık bize uzaksınız. Bu bir ayıp değil, zararlı bir şey hiç değil. Yine de bu yüzden söyleyeceğim şeyler sizin inançlarınıza ters düşecek, sizi gerecek, ya da kaale almayacağınız laflar olabilir. Bu yüzden başta hoşgörü isteyeyim dedim.

Cümleleriniz üzerine konuşalım.

" Yazilarinizdan okudugum kadariyla sizin majiyi daha çok bilimsel çerçevede ele almaya çalistiginizi gördüm. Ve bu yaklasim bana mantikli geliyor. Çünkü ben bilimsel bilgiler ya da veriler olmadan sadece maji ile ilgili degil herhangi bir konuda da yeterli inanci olusturamiyorum."
Bizim sistemde (722de) bilimsel açıklaması olmayan pek bir şey yoktur. Örneğin çakralar yoktur. Kişisel EM alan olabileceği halde, bu konuda araştırmamız bulunmadığı için aura bile yoktur. Özellikle Manyetik Maji eğitiminde adamı sıkıntıdan bayıltacak kadar bilimsel takılma nedenimiz aferin almak değil, bir ay boyunca öğrenci beyninde "Bu kadar bilimsel kanıt varsa bu adamların dedikleri doğru" alanını yaratmak ve bu inanç ile ilerdeki derslerde sunulacak pratik çalışmalardaki başarı oranlarını arttırmaktır. Hiç inkar edilmesin; herkesin beyninde "Acaba maji gerçek mi?" kuşkusu vardır. Bu kuşkuyu giderip, yani inanç adlı –majideki EN ÖNEMLİ- argümanı aktive etmenin yolu öğrenciye kanıt göstermektir. Kanıtlar ise sadece bilim ile elde edilir. Hayır; kanıtlar başarı oranı ile elde edilemez; çünkü (atmasyonlara kanmayın) en birinci magus bile pek çok çalışmasında başarı yakalayamaz. Ancak bilimsel bilgilere hakim olmak, konuya hakim olmaktır. Bu durum beceriyi ve buna bağlı olarak başarıyı pozitif etkiler. Yani bilimsel bilgiler, çok da güzel şekilde zikrettiğiniz gibi bilim, sadece inanç adlı yakıt için değil, maharet için de şarttır.

" Yazilarinizda belli bir dönem majiye ara verdiginizi belirtmissiniz. Majiye ara vermeden önce bu tarz çalismalar yapiyor muydunuz?"
Evet, bir süre Kabalistik ve İslami usulle çalıştım. Amacımı elde etmede adamı güldürecek kadar başarısız oldum. Ben de çalışma sırasında sık sık güldüm. Havadan Yahveh'in gücünü yakalayıp elimdeki ışın kılıcı ile aşağı çekmek her beynin kolayca inanıp huşu işinde ifa edeceği bir şey değildir. :D

Senelerce korumalar, envokasyonlar, çemberler, ulvi müekkiller, "bıktıryalin" gibi –beni hala söylerken güldüren- adları olan şeylere boğulup çabalarken bu gün –hep yazarım- bebeği (köpeğimi) gezdirirken gördüğüm bir olumsuzluğu engellemek için, ayakkabımın bağını bağlar gibi eğilim maji yapabiliyorum. Maji aslında bir yöntem elde edip onu uygulayarak değil, beyni majikal ederek(!) yapılır.

" Yalniz kitabindaki örnek uygulamalarda sadece kisi isminin ebced hesabi aliniyor. Kisinin anne isminin ebcedi ile kisinin dogum tarihi hesaba katilmiyor. Bu tarz hadimleri yönlendirme çalismalarinda sayisal hesaplama nasil yapiliyor? Kitapda yazilan gibi sadece talib ve matlubun isimlerinin hesaplanmasi yeterli oluyor mu?"
Arkadaşım, sizi kırmadan ne diyebilirim bilmem ki? Benim söz ettiğiniz hadimlerle teşrik-i mesaim hiç yok. Onlarsız bunca yıl kazasız belasız, telefat vermeden idare ettik. Lütfen, lütfen dürüstlüğüme inanın; yıllar yılıdır ne bir kişinin adının ebced değerini bir çalışmaya ekledim, ne kimseye anne adı sordum, ne bir hesaplama yaptım. Doğrudur, ben 3. kişilere maji yapmam; ama yapsaydım da aynısı olurdu. Örneğin, köpeğime sağlık çalışması yaparken bu gibi şeyleri hiç kullanmadım.

İşte bilim; insanları bu gereksiz, bu Orta Çağ şeytan çıkarma benzeri teferruattan koruyan bir dosttur. Majide beyninizi kullanmayı öğrenmekten ve beyninizdeki inançtan başka pek bir şeye ihtiyacınız yok dostum. Ezoterik bilgiler ikincildir. Bu yüzden eğitimde öğrencilere kendi pratiklerini yaratmalarının yolunu da gösteriyoruz. Örneğin kendi sicillerini çizmelerini öğretiyoruz.

Ancak ne yazık ki insanların beynine bu fasa-fiso –dört yaşından başlayarak etkin olan ataerkil kültür ile- öylesine köklü yerleştirilmiştir ki, artık nice beyinde maji bunlardır. "Bunlara gerek yok" lafı insanların nicesine ya küfür gibi gelir ve bu kelamı edene adam katlen garez olur, ya da majiye ilgisini –daha kötüsü- inancını yok eder.

"Mesela çalismaya baslamadan önce tüm negatif tesirlerden korunma amaciyla ''el mütekebbir'' esmasini zikrediyorum. Bülent Kisa'nin kitabinda söz konusu esmanin yildizi jupiter oldugu için korunma amaciyla kullanmak bana mantikli geldi. Zaten kitapta esmanin yorumu kismindaki son cümlede koruma ve korunma yaziyor. Bende bu bilgilere güvendigim için psisik korunma amaciyla zikrediyorum."
Dostum; yukarıda diyeceğimi dedim. Bundan sonra "korunmaya gerek" yok dersem tam halt etmiş, hatta haltlar etmiş olurum. Örnek: Sizdeki bunca zamanlık çalışmalarınızla var olan alanı yıkabilirim, isteğinizi azaltabilirim, en kötüsü, rastlantısal olarak ters bir şey yaşarsanız, bunu önceki "korunma şart" bilgilerinize bağlanmanıza ve daha da korkmanıza neden olabilirim… bana garez olmanız olasılığından söz etmeyelim. :D Eş deyişle yukarıdaki cümlelerinize doğrudan yanıt vermeyeceğim. Mesajın tüm içeriği sanırım yanıttır.

[Bizi en tedirgin eden şey, bunca lafı ukalaca bir "en doğrusu budur" havası ile ettiğimizin düşünülmesidir. Sürekli "Sözlerimizin mutlak gerçekler olduğu hakkında en küçük bir iddiamız yoktur. Ancak onların mutlak gerçek olduğu hakkında İNANCIMIZIN bulunduğu da bir gerçektir" lafını bu yüzden söyleyip dururuz. Majikal alanda kendimize güvensek de, makroda yanılmamanın imkanı yoktur. Einstein kaç kez, Hawking sanırım iki kez yanılmıştır. Bizim mottomuz şudur: "Bizce, kesinlikle yanılmıyoruz. Ama tabi ki yanılıyor da olabiliriz." :D
]

Mütekebbir ne kadar korur? Bülent koruduğuna inanır. Benim beynim inanmaz; çünkü "büyüklüğünü her şeyde gösteren"in koruyacağı düşüncesi ucundan kenarından da olsa "güç" kavramını çağrıştırır ki, buradaki vurgulanan güç, kişilik gücü ya da beyin gücü değil; diğerlerine uygulanan, baskın bir etkidir. Zaten Bülent yorumunda bu esmanın "iktidar kazandıracağını" söylemiştir. Yani bu esma ile "iktidar kazandıracak bir güç" ve "koruma" olgusu arasında bağlantı kurulmaktadır. Oysa bize göre koruma ve gözetme (Allah'ın en bariz niteliklerindendir) gibi kutsal bir kavram ile iktidar gibi anaerkide hiç sevilmeyen bir kavramı eşleştirmek yanlış ata oynamaktır.

Biz korunmak için Hafiz'i kullanırız. Hafiz, "Hafize Ana" olarak öncel Kabe putlarındandır. Bizler öncel Kabe putlarının Yaratıcı'nın radyasyonlarının ilkel insan beyni ile ilk yorumlanışları olduğuna inanırız.

(Aşağıda Bülent Kısa'nın grubu bilgi kağıtlarından –tüm esmaların öncel Kabe putları olduğu hakkında- bir alıntı vardır.)

"Yazisinda ''sürekli zikredilmesi tehlikeli olan esmalar'' basligi altinda birçok esmanin yanisira ''el kahhar'' ve ''el mütekebbir'' esmalarini da gördüm. Allah'in Mütekebbir sifatini sürekli zikretmenin ne gibi bir tehlikesi olabilir anlamis degilim dogrusu."
Olaya yukarıdaki sözlerim zaviyesinden bakarsanız, Mütekebbir konusunda haklılık olabilir. Mütekebbir bizim de kullandığımız bir esma değildir.

Ancak diğer esmalar konusunda bence bütünü ile haklıdır. Bazı esmalar son derece zarar verici olabilirler. Bunların başında da Kahhar vardır. Anılan nedenle Mars esmalarına kesinkes dokunmamanızı öneririm.

Ayrıca YİNE BİZE GÖRE Allah'ın kahredebileceğini düşünmek dinsizlik bile olabilir. Kahretmek, "ezerek perişan etmek" demektir. Böyle bir nitelik, kötülük, ya da kötülük yaratma anlamındadır. Herşeyi iyiye, mutluluğa ve güzelliğe götürmek için kitap indiren bir gücün böyle niteliklere sahip olması en basit (dinsel ya da felsefi bile olmayan) bakış ile mantıksızdır. Bu gibi esmaları Yaratıcı ile eş görmek bizim sisteme uymaz.

Bizler Müslümanlık gibi bir sevgi dinine bunların İsrailiyat ile sokulduğuna inanırız. (Kuran'daki Tevrat'tan -birebir- alıntı gibi duran sözler dışında kalan içerik mutlak olarak "sevgi dini" olarak nitelenebilir.)

Ancak anımsatayım: Biz İslam araştırmacısı değiliz. Ayrıca paganız. Söz ettiğim "Müslümanlık bir sevgi dinidir" şeklindeki düşüncemiz bizi Müslümanlığa yaklaştırdığı için vaz geçecek değiliz. Bizim dünyada BİRLEŞTİREN her şey iyi ve doğrudur. Dilimiz döndüğünce Müslümanlığı –belki biraz farklı açıdan- methetme nedenimiz, kimseye inancını sorgulatmak DEĞİL, bizim kuşku ve rahatsızlıklarımız benzeri kuşku ve rahatsızlıklara sahip oldukları için bu güzel dine mesafeli kalanları –PAGANİZME DEĞİL- Müslümanlığa yönlendirmektir.

" Ayrica çalismayi uygulayan kiside asiri derecede korku/kaygi yoksa ve niyet de pozitif ise beyin elektrigi de pozitif olacagindan herhangi bir psisik tehlikeye maruz kalinacagini düsünmüyorum açikcasi. Siz bu konu hakkinda ne düsünüyorsunuz?"
Şimdi anlaştık. :) Kesinlikle sizin gibi düşünüyorum; bunun (bu rahatlığımızın) gerisinde de –işte yine- fizik bilimi vardır.

Konu önemli, biraz açalım.

Eğer sizin beynin EM alanı NEli değilse, NEli alan ile etkileşim içine girmez. Dalgaboyları benzer değilse rezonans olmaz. Ama eğer sizin beyninize "Majide kendimi falanca şekilde korunmazsan çarpılırım" benzeri bir bilgi yerleştirilmişse ve giderek benzer bilgiler almaya devam ederseniz, bu bilgi yığılması alanı güçlendirir. Söz konusu güçlenme sonuçta sizde inanç ve korku yaratırsa, o zaman istediğiniz kadar korunun, NE sizi vuracaktır. Dahası, her korumanın gerisinde bir korku, en azından endişe varsa, o zaman NE sizi korunduğunuz miktar kadar vuracaktır (çünkü bu durumda korunma miktarı, korku miktarına koşuttur).

İşte Kabala'ya ve benzer metotlara bu kadar –karakterlerimize ters düşecek kadar- karşı olma nedenimizin gerisinde insanların boşu boşun zarar göreceği inancımız vardır.

" Son olarak da kabalistik pratiklerden daha çok verim alinmasinin sebebi yapilan sayisal hesaplamalarin (gematria) bilimsel olmasi midir yoksa bir çalisma için çok sayida hesaplama yapilmasiyla beynin yapilan isi daha fazla ciddiye almasi ve buna bagli olusan inanç faktörü müdür?"
Bir majisyene üst otorite havalarında puan vermek haddim değil ama içimden "cümlenizin ikinci bölümü yüzünden size yıldızlı bir 100 puan" demek geldi. Siz olayı çözmüşsünüz. Bu düşünce beyninizde –siz doğruluğuna tam emin olmasanız bile- varsa, küçük dokunuşlarla gelişecek ve sizi gereksiz fasa fisodan kurtarıp, sadece beyninizle anlık maji yapmaya yöneltecektir. Evet; maji öncesi çok iş yapan kişi, yapılan işlerin aslı astarı olmasa da -çok güzel söylediğiniz gibi- "beynin işi ciddiye alması" yüzünden başarı sağlayabilir. :) (Cümlenizi not ettim; izninizle gelecekte kullanacağım. :) )

Ancak Kabalistik çalışmalarla daha çok verim alındığı düşüncesinde olmadığım gibi, bu çalışma metodunu tehlikeli de buluyorum; çünkü bu sistem Yahveh'e aittir. Hele ki talismanlarda onun adını -İbranice kullanıyor olsanız bile- zikretmek/yazmak, hazreti davetten başka iş değildir.

Gematria hakkında Bülent Kısa, Kblan Tragna ve Bilgi Kağıtları yanıtımdan alıntı yapayım:

" Gematria ve Temura'nin majide kullanildigini okumustum. Tabii nasil kullaniliyor ayrintili bilmiyorum sadece mantik yürütebiliyorum."
Bu konuda bilgisi olmayanlar için sözcüklerin karşılığını Wiki'den vereyim: " Temurah is one of the three ancient methods used by Kabbalists to rearrange words and sentences in the Bible, in the belief that by this method they can derive the esoteric substratum and deeper spiritual meaning of the words (the others are Gematria and Notarikon)." (Kendi İngilizcemle çeviri yapmak istemediğim için orijinal şekilde bıraktım. Merak edenler, çeviri yapan onlarca sitenin birinden yararlanabilir.)

Kişisel olarak her ikisinin de uydurma olduğuna inanıyorum. Ama bu sadece benim KANIM. Üzerinde zerrece araştırmamız yok, bu nedenle sözlerimin fazla üzerinde durmayın. İnancımın nedeni, Kabalistlerin Yahveh'lerini yüceltmek için onlarca yol icat ettiklerini bilmemdir.

Benim bildiğim fonon ve fonitondur ve her ikisi de bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Fonon, basitçe, sesin fotonudur. Foniton ise –dikkat buyurun- fononun bazı ortamlarda elektron ile ilişkisini kuran parçacıktır. Yani ses, elektronu etkilemektedir. Tüm evren elektronlardan yapıldığına göre varın gerisini siz düşünün.

Harfler ise seslerdir; bu nedenle –ezoterik olarak- her birinin bir fononu olduğu varsayılabilir. Özetle, sesler –kuantum düzeyinde- (ki, bunun anlamı "majinin yapıldığı yer olan astral düzeyde"dir) maddeyi etkilemektedirler. Bu nedenle belli seslerden (harflerden), belli amaçlarla kelimler üretmek ve bunları majikal amaçlı kullanmak Ortaçağ okültizmciliği sayılmamalıdır. (Bu konuda eğitimlerimizde bilgi var. Akrofonoloji dersinde enerji yaratma bilgilerine yer verdik.)

[Yine de eklemem gerek: Ses boşlukta (astralda) yayılmaz. Ses dalgalarının ilerlemeleri (etkin olabilmeleri) için havaya gerek vardır. O zaman –yüksek sesle düşünüyorum- acaba ses majide kullanılabilir mi? Dürüst olayım, tam kesin konuşamıyorum.
]

Ancak kullanılacak gerekli sesler toplayıp bildik kelimler, hele ki cümlelere ibla etmek mümkün müdür?

Doğrudur; mantıken bir cümlenin fonon enerjisi ölçülebilir. Seslerden (harflerden) amaca uygun majikal kelmeler yaratılarak bunlar çalışmalarda kullanılabilir. Ama karşımızda şu sorun vardır: Bu enerji nasıl ölçülecektir? Yani her harfin enerjisi nasıl anlaşılacak, ya da daha doğrusu, nasıl saptanacaktır?

Kabala ve İslami majide harf enerjisi harfin alfabedeki yerine göre belirlenir. Ancak her harf (ses) farklı alfabelerde farklı yerlerdedir. O zaman hangi alfabe doğrudur?

Daha ilerleyelim. Kimi zaman aynı alfabede tek bir harf farklı sesle okunmaktadır. Örnek vereyim: İngilizce G harfi ile yazılan girl, gift (kız, armağan) gibi sözcükler G harfi ile (görl ve gift diye) okunur. Oysa giraffe (zürafa) C harfi ile (cireef diye) okunur. C farklı bir sestir, G farklı bir sestir.

İsimlere gelelim.
Elieen adı "Ayliiin" diye, A ile okunur. Edward adı "Edvuırd" diye, E ile okunur. A ve E seslerinin enerji karşılıkları farklıdır.
Jeffry adı "Cefriy" diye, C ile okunur. Oysa dilimizde Jale adı "Cale" değil, J adlı bambaşka bir ses ile okunur.
Dilimizde Can adı, C ile okunur. İngilizce Cameron adı "Kemırın" diye, K ile okunur.

Sözün özü, isimdeki (ya da sözcükteki) harfi şekline göre mi, yoksa kullanıldığı isimdeki sesine göre mi algılanacağı belirsizdir.

"Sizin de belirttiginiz gibi gerçekten sahip oldugu bilgileri paylasma konusunda çok cömert birisiymis."
Bana kızacak çok kişi olabilir, ama onunla yirmi seneden fazla yakın dostluğumuz olduğu için bırakın bildiklerimi söyleyeyim.

Sosyal medya ile alakam yok, ama gelen sorulardan ona Kara Kahin falan dendiğini öğreniyorum.

Peki o "kara" mıydı?

Evet. Yani kendine pop kültürde (Yahudilik yüzünden) "karanlık" olarak nitelenen işleri pek yakıştırır ve bu kimlikte çok eğlenirdi.

Ama gerçekten kara (karanlık ruhlu) bir adam mıydı?

Öncelikle şunu diyeyim: Bizde karanlık lanetlenmez. Aman tanrı aşkına bu lafı satanizmle bağdaştırmayın; gerisinde yine fizik var. :) (Bu konuda bilgi edinmek adına ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR >> Temel İnançlarımız başlığında yer alan Karanlık kavramı hakkında linkine başvurabilirsinz.)

İkincil olarak, Bülent'in altın diyebileceğim kalbi (altında bakteri üremez) nedeni ile şeytani bir yanı olmadığını söyleyebilirim. Ancak o heyecan duymaya, harekete, hayata çalım atmaya, tehlikeye bayılan biriydi. Savaşmaya (yıkmaya değil, bir Olimpiyat sporcusunun sevdiği enerjiye diyeyim) bayılırdı. Sıradan olanla, basmakalıp olanı adamın burnuna dayayıp duranla hiç arası yoktu. Bağnaz olan her şeye –özellikle o devirlerde- karşı çıkmanın en gözüpek, gizemli, eğlenceli ve biraz da karizmatik yolu satanizmdi. Bana bir gün bu kimlikle spiritüalistleri delirtmeyi çok sevdiğini kendi söylemişti.

Oysa onun bilmediği bir satanizmi ben yaşamıştım; aradaki farkı ben biliyorum. Hep derim; ülkemde tanıdığım hiçbir satanistte gerçek kötülük sevdası görmedim. Bülent'te de yoktu.

O, inanılmaz yardımseverdi. İnanılmaz anlayışlıydı. İnanılmaz hoşgörülüydü.

O, çok önemli bilgileri anlatırken uyuyakalan bir arkadaşımızı görünce "sakın uyandırmayın, çok haklıdır uyumakta" demiş biriydi.

O, yazdım önceden, cebindeki son kuruşu (gerçekten son kurulmuş) vermiş biriydi.

O, bir grup üyesi hanım, annesi ile yaşamaya başladı diye "rahatsız olur" düşüncesi ile onu arayamayan biriydi.

O, birine güçlü bir kütüphanesi (kitapları) var diye lanetleme çalışması yapmayı isteyen grup liderine "Bize ne adamın kitaplarından" diye karşı çıkmış ve çalışmayı engellemiş biriydi.

O, buraya dikkat edin, Kahhar ve benzer Mars esmalarını çok kullandığım için beni "kırmızılara büründün, dikkatli ol" diye uyarmış biriydi.

Yahu bir düşünün; yıllarca ağzınızın içine bakan adam, bir gün ortaya size tam ters laflar ederek, hem de bir sistem ile çıkıyor. Bülent bunu bile anlamış -yazdım önceden- kitabında bize 2. ekol olarak yer vermiş biriydi.

Bu hoşgörü ve anlayışın katresi bende yoktur. (Beni okuyan arkadaşlar, sizler benim sürekli –hiç de maske ya da yalan OLMAYAN- sosyal kimliğim ile teşrik-i mesaidesiniz. Nasıl bir kişi olduğumu –örneğin kafam kızınca insanları ışık hızında hayatımdan nasıl sildiğimi- öğrencilerime ve hayatımda yer almış hanımlara sorun.) Şimdi o adam kara kahin, Janus bilge… öyle mi?

Geçiniz efendim, geçiniz. Bülent'i giderek Şeytan-ür racimin konumuna çekenlere –var ya- tam kılım.

Ama evet; Bülent tehlikeli bir düşmandı... Bizim gibi değildi. Biz tartışmayız. (Elimizden geldiğince düşman kazanmamaya, düşmanları kazanmaya çalışırız.) O tartışırdı. Kendine özellikle diklikle karşı geleni yıkana dek uğraşırdı… genelde yıkardı da…

Bence hak ettiği hayata bu yüzen hiç ulaşamadı.

Demek istediğim şu arkadaşlar: Özünüz pozitif olsa bile, bazı huylar, hak edilen kaderi engelliyor. Oysa benim gibi, özünüz negatif olsa bile, bilgi ve dikkatle (özveri ile) üretilen davranış ve düşünce modelleri ile şahane bir hayata atlamak mümkün. Makroda kaderler en çok anlık davranışlar (seçimler) ve genel düşünce modeli ile oluşuyor.

Özetle eğer satanizm kötülük yaparak enerjilenmek ise, Bülent satanist en olamayacak kişilerdendi. Ama satanizm, sonradan sokulduğu hali ile "her aspektinde yaşamayı sevmek ama bu sevgide biraz bencil (ben merkezci) olmak" ise, e, o zaman satanist olabilirdi. :)

Ancak bunlar benim düşüncem. Ben mutlak olarak doğru olduklarına inansam da, mutlak doğru oldukları gibi bir iddiam bunlarda da yok.

"Sorularimizi yanitlama gayreti gösterdiginiz için ayrica tesekkürlerimi sunuyorum."
:) Sağ olun, var olun güzel gönüllü arkadaşım. Hoşafın yağını kestiniz. :) Mest oldum yahu… Çabamın fark edilmesi beni mutlu ediyor.

Doğrusu o ki, bunu nasıl yaptığımı ben de bilmiyorum. Soruyu okuyunca transa girmiş gibi yanıtlıyorum. Genelde uzun da oluyor. :) Oysa lütfen fark edin: Zamansızlık nedeni ile para kazandığım bir iş olan danışmanlığı yapmıyorum. Yani derdim hiç de akıl vermek değil. Soru yanıtlarken eğlenmiyorum, bilakis yoruluyorum... ama kendime engel olamıyorum.

Ama bir açıklama yapmam gerek. Söz ettiğim çaba sadece bana ait değil. Konuşma hızında yazdığım için bir dolu yazım hatası ile hiyeroglife dönmüş yanıtımı Serdar deşifre ediyor; edebiliyor. (Microsoft, ondaki yeteneği keşfetse, ölünce beynini çalar ve bir şifre çözme programı yaratır. :DD ) Sonra yanıt Ergin'e gidiyor. O yanıtı dikkatle inceleyerek zülf-ü yâre dokunacak yerlerini tırpanlıyor. :D Önceki editör arkadaşımız Ali'ye "beni koruyan müthiş firewall" derdim; Ergin onu bastırdı, sitenin "en birinci zaptiye nazırı" oldu. :DDD Ardından metin HTMLye çevriliyor. (Ama yanıt yayınlanınca boşsam göz atmadan duramıyorum, bazen eklemeler yapıyorum. Bunlar redaksiyondan geçmediği için yine de yazım hataları olabiliyor.)

Yani okuduğunuz yanıtlar, bu işe gönül vermiş kişilerce –o kadar da kolay şekilde olmadan- size sunuluyor.

Hiç ama hiçbir karşılık beklentimiz yok… buna inanın. Yaptığımız; nedenini niçinini fazla sorulamadan ortaya koyduğumuz bir iş bu. Bu yüzden sunduğunuz güzel sözleri onlarla (sizin tanımadığınız, yaptıkları işleri bilmediğiniz o isimli kahramanlarla) da paylaşmama izin verin.

Yukarıdaki sözleri bana sorulacak sorularda teşekkür yer alsın diye yazmadım. Katre böyle beklentilerimiz yok. Rahat olun dostlar; böyle şeylere takılan adamlar değiliz. İçinizden gelen usûl, eğer korku ile yönlendirilmemişse, DAİMA en doğrusudur. Ama içinizden -tıpkı soruyu soran dostum gibi- teşekkür etmek geliyorsa, kaparsınız karma puanları… isteyen buna sevap da diyebilir. Yani teşekkür etmeyi KENDİNİZ İÇİN alışkanlık haline getirin. Yararını göreceksiniz. :)


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -