722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Majikal Eğitim Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

MAJİ

SORULAR ANA SAYFA | TÜM MAJİ SORULARI

Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Farklı İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

SON EKLENEN SORU        |        TÜM SORULAR        |        JANUS'A SORUNUZU İLETİN!        |        ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

8 Ağustos 2022
Maji ile her insan istedigini yapar mi (Majisyene gerekenler)

Merhaba janus bey insan her istedigini maji ile yapabilir mi tesekkürler

YANIT

Size "Her şeyi tabi ki yapabilirsiniz, ama bu 'her şey' sözünün içeriği önemli" gibi bir "kıvırtma" cümlesi ile yanıt vermeyeceğim ve diyeceğim ki "Maji ile aklınıza gelen, hatta gelmeyecek kadar çılgınca olan her şeyi yapabilirsiniz. Örneğin bir evren bile yaratabilirsiniz!"

Bu cümlemi duyunca büyük olasılıkla içinizden "Amma da palavra attı" demişsinizdir. Haklısınız. Ama hayır; düşüncenizde haklı değilsiniz, palavracı değilim. Ancak siz böyle düşünüyor olabilmekte haklısınız; çünkü hem majnin ne olduğunu bilmeyebilirsiniz, hem de beyniniz doğum anınızdan başlanarak belli şekillerde düşünmeye koşullanmıştır.

Size akıl dışı gelmiş olabilecek cümlemi iki argümanla kanıtlamama izin verin:

1 - Evren zaten sizin tarafınızdan var edilmektedir!
2 – Maji ise zaten evreni iradi olarak (canınızın istediği biçimde) var etme sistemidir.

Şimdi bu iki önerme hakkında konuşalım ve evrenin var edilmesinden başlayalım.

Kuantum mekaniğinin ortaya çıkarttığı, ne yazık ki henüz pek çok kişiye yansımamış gerçeğe göre "mental retardasyon" :) (geri zekalı demek ayıp, mental retardasyon demek aydın olmaya kanıttır ataerkide; :D "salgın" sözcüğünü kullanmak kalitesizliktir; kaliteli ve de aydın olamk için "pandemi" denmelidir :DD ) sahibi kişilerden, ölüm döşeğindeki hastalara; çoklu zeka sahibi erişkinlerden, agu bebeklere dek her insan kendi evrenini –standart görüşe göre ölçümle- kendi var etmektedir. Deneysel ortamda bu ürkütücü gerçek kanıtlanmıştır. Nobel ödüllü Niels Bohr'un 1920de her şeyi alabora eden Kuantum Kopenhag yorumu der ki "Bir parçacık (evrenin pikseli) bir durumda, ya da başka bir durumda değil; aynı anda her durumdadır (süperpozisyondadır). Bunu tek duruma indirgeyen (çöktüren, maddeleştiren) ölçümdür."

Söz konusu gerçeği bilim adamları bilgisayar oyunlarına benzetmektedirler: Bilgisayar oyunlarında sadece mouse ile işaret ettiğiniz bölgeler program tarafından var edilir, diğer yerler yoktur. Evrende de sadece baktığınız yerler gerçektir; eğer sırtınızda gözünüz yoksa, ya da bir ayna ile sırtınızın gerisine bakmamaktaysanız, arka tarafınızda evren yoktur. :) Bu yüzden evrenin henüz ölçüm yapılmamış yerlerinin (uzayın derinlerinin) var olmadığı; bu bölgeler bir teleskop ile gözlenebildiği anda oluştuğu tartışılmaktadır.

Bu "oluşturma sistemi" insanoğlu bilincine varmasa da, evrenin işleme mekanizmasıdır. Geri zekalıların (bu sözlerim bir küçümseme olarak zikredilmemiştir) ya da zekası henüz olgunlaşmamış çocukların bile evren var edebilmelerinin nedeni budur. Bakışın evreni var etmesi –tıpkı bitkilerin klorofil üretmesi, Güneşteki patlamalar, kütlelerin uzay-zamanı bükmeleri benzeri- kendi kendine olmaktadır. Eğer bu sisteme müdahil olabilirseniz; yani zaten her nano-saniyede geri zekalıların bile fark etmeden var ettiği evreni, canınızın istediği gibi biçimlendirmeye girişirseniz, maji yapmış olursunuz.

Ancak majisyen olmak için işler tabidir ki o kadar da kolay değildir. "Sisteme müdahil olmak için" bazı ek bilgelere gerek vardır.

Maji yapmak için gereken "ek bilgiler"in en önemlisini hemen dile getireyim: Bu bilgi "İnanç her şeyi var eder"dir. Yani bir kişinin majisyen olması için önce İNANCIN önemine İNANMASI gerekir. :)

İkinci olarak evren var olurken etki eden (katkıda bulunan) bazı şeyleri tanıması lazımdır. Söz konusu "şeyler" evrenin nasıl var olduğu bilgisinden (kuantum mekaniğinden), beynin nasıl çalıştığına (nörobilime), hatta evrenin gizli yapısına dair bilgilere dek bazı malumatlardır.

Gizem konusuna düşkün, majiye bu yüzden yakınlık duyan kişilere müjdemi vereyim: Evet, evrenin –bilim adamlarının bilemediği- bazı yapısal özellikleri vardır. Bunlar bilim adamları tarafından henüz deşifre edilmedikleri için "gizem" olarak nitelenirler. Gelecek iki yüzyılda bilimce ulaşıldıklarında artık gizem-severlerin "Ama bu fizik! Üff ne sıkıcıııı…" diyecekleri fizik gerçeklere dönüşeceklerdir. :)

Bana "Peki, 'Evrenin gizli yapısı bilgileri' dedin; onlar nedir?" mi dediniz? Hemen açıklıyorum: Onlar, "Var etme prosesi"ni güçlendirecek yardımcılar: Renklerdir, sayılardır, bazı şekillerdir, bazı planetlerdir, hatta bazı bitkiler, bazı planeter konumlardır. Onların evren var etmedeki katkıları henüz bilimce bilinmemektedir.

Peki; o zaman hepsi bu kadar mıdır? Yukarıdaki bilgilere sahip adept majisyenler canları isteyince yeni evrenler var edebilmekte midirler? Ya da adept majisyenler farklı evrenler var etmektedirler de siz mi bunu bilmemektesiniz?

Doğrusu ben bu yaşıma dek yeni bir evreni geçin, yeni bir galaksi, ya a nebula bile var eden bir majisyen ne gördüm ne de duydum. Açıkçası böyle bir sonucun olamayacağını da varsayıyorum; çünkü bence böyle bir gücü olan majisyen olsaydı, evren var etmek gibi hiç de rantabl olmayan bir sonuca değil, bildik evrenin liderliğine oynardı. Madem ki evren hala da İmparator Ming benzeri tek bir kişi tarafından yönetilmiyor; o zaman hala da hiçbir majisyen gereken ölçüde "enerjiye" ulaşamadı demektir. :) Yani maji için yukardakilere ek olarak başka bir şeye daha gerek vardır: O da "bir çeşit enerji"dir.

Peki nedir bu enerji? Nasıl bir şeydir bu her şeyi var ettirecek olan enerji? Ya da farklı bir söyleyişle: Neden bu enerjiye gerek vardır?

Ha, şimdi gelini biraz ciddi konuşalım ve öncelikle "Nedir bu enerji?" sorusunu yanıtlayalım.

Majide kullanılan enerji, beyin dalgalarından gama dalgasıdır.

(Bu konuda bilgi edinmek adına BEYİN DALGALARI, GAMA DALGALARI VE MAJİ adlı makalemi okuyabilirsiniz.)

Konu biraz karmaşık; hafiften açalım.

Önce gama dalgaları nedir, onu anlayalım.

Beyin elektriğini kendi (bazı bio-kimyasal olaylarla) imal eder. Bu konuları eğitimlerde anlatıyoruz. Bu –aksiyon potansiyeli adı verilen- elektrik, nörondan nörona geçerek beynimizi işletir.

Ancak nöronlar birbirlerine bağlı değildirler ve aralarında sinaps denen boşluklar vardır. Elektrik, sinapsları NTlerin salgılanması ile geçer. (Konumuz dışı olsa da ekleyeyim: NTler, ruh durumumuzu belirleyen kimyasallardır.) Farklı bir söyleyişle, NTler nöron tarafından üretilen elektrik uyarısı (electric impulse) ile hem üretilirler, hem uyarıyı diğer nörona iletirler. Beyin dalgaları; söz konusu elektrik uyarılarının (daha değişik bir söyleyişle "elektrik atımları" veya "elektik röşarjları"nın) EEG (electro-encephalogram) adlı cihaz ile algılanmasıdır. Cihaz, saçlı deriye metal plakaların konması ile anılan elektriği algılar, algıladığı elektriğin atım hızına göre dalgalı çizgiler şeklinde kağıda döker.

Aslında "dalga" sözcüğü pek doğru değildir; çünkü ilerleyen bir elektrik yoktur, her nöronda üretilen ve o nöronda son bulan bir elektrik vardır. Bu durumu futbol maçlarındaki –herkesin ilerlemeden sadece durduğu yerde kollarını kaldırarak kalkıp oturduğu, ama uzaktan bakınca ilerleyen bir dalga varmış görüntüsü yaratan- stadyum dalgalarına benzetebiliriz.

Beyin bizler uykudayken bile elektrik üretir; yani uykudaki kişinin beyninde de beyin dalgası vardır. Ancak her farklı ruh ve eylem durumumuzda nöronların elektrik üretim hızında farklılar bulunur.

Beynimizi bir anlamda ful kapasite çalıştırıyorsak beyin gama dalgaları üretir.
Frekansı 30 Hz ve üstündedir.

(Değişik beyin dalgaları hakkında bilgi edinmek için BEYİN DALGALARI, GAMA DALGALARI VE MAJİ adlı makalemi okuyabilirsiniz.)

Maji yaparken beynimizde yaratmamız gereken dalgaboyu gamadır.

Maji yaparken gama dalgaboyuna gerek olması ise gerçekliğin nasıl var olduğu hakkındaki ünlü kuantum yorumu Orch OR (Orchestrated Objective Reduction) ile ortaya atılmıştır.

Bu teori bilincin nöronların içindeki mikrotübül adlı bölümlerde kişi (beynin sahibi) tarafından gama senkronizasyonu ile var edildiğini ortaya çıkartmıştır. Gama dalgaları nöral senkronizasyon (birden fazla nöronun aynı anda ateşlenmesi) yaratmakta ve bilinci oluşturmaktadırlar. Singer ise bu durumun gerçekliği meydana getirdiğini teorize etmiştir.

The “conscious pilot”, dendritic synchrony moves through the brain to mediate consciousness - Stuart Hameroff
Penrose ve Hameroff'un modeline göre bilinç, dendrit ağında yer alan mikrotübüllerdeki gama senkronizasyonlu kuantum işlemleridir.

Enlighten Next - Stuart Hameroff - 11 Eylül 2012
Roger ve benim modelimize göre Singer’ın gama senkronizasyonu, beyin mikrotübüllerinde saniyede 40 kez olan kuantum durumu çöküşlerinin kanıtıdır.

"Kuantum durumu çöküşleri" sözü "dalga fonksiyonundaki süperpoze gerçeklik olasılıklarından birinin seçimi" yani maddeye dönüşmesi, daha açık ifade ile "bildiğimiz, gerçeklik dediğimiz şey olması"dır.

Şimdi bu bilimsel sözlere ezoterizm açısından bakalım ve konuyu daha net anlayalım. Ancak konuya yine bilim alanından girmemiz şarttır.

QM teorilerine göre gerçekliği yaratan bilinçtir (beyindir).
Orch OR teorilerine göre bilinç/gerçeklik beyindeki gama senkronizasyonu ile var edilir.
Fizik bilimine göre nerede elektrik varsa, orada EM meydana gelir.
ETC teorilerine göre beyindeki elektrikle meydana gelen EM alan bilinçtir.

Daha kolay anlamak adın yukarıdaki gerçekleri farklı biçimde dile getirelim.

Gerçekliği yatan bilinçtir. (QM teorileri)
Gerçeklik gama dalgası ile var edilir.(Orch OR teorisi)
Gama elektrik olduğu için EM alanı da vardır. (Standart fizik bilgisi)
Beyindeki EM alan bilinçtir. (ETC Teorileri)

Böylece majinin beyin ile, ya da bilinç ile, daha doğrusu beyindeki gama gücü ile yapıldığı, alınan sonucun üretilen gama dalgasının hertzine (frekans yüksekliğine) koşut olduğu anlaşılabilir.

O zaman beynini her yüksek gamaya eriştiren kişi majisyen midir?

Hayır değildir. :)

Bu güne dek deneysel ortamda (laboratuvar ortamında) elde edilen en yüksek gama Tibetli Budist rahiplere aittir. Bu konu hakkında eğitimden bir alıntı yapayım.

Pozitif Enerji Eğitimi II. Dönem
2 - İmajinasyon > 2.3 - Gama Dalgaları ve Meditasyon
2004 yılında Wisconsin-Madison üniversitesinde sinirbilimci Prof. Richard Davidson1 ve ekibi sekiz Tibeli Budist rahip ve 10 gönüllü öğrenci ile çok ses getiren bir deney2 yaptılar. Katılan Budist rahipler 1989 yılında Nobel Barış Ödülü'nü almış olan Dalai Lama tarafından özel olarak seçilerek yollandı. Budist rahiplerin 10.000 ile 50.000 saatlik, 15-40 yıllık meditasyon deneyimlerin karşılık, gönüllü öğrenciler sadece bir haftalık eğitimden geçmişlerdi.

Hepsine bir ağ bağlantısı şeklinde 256 elektrik sensör yerleştirildikten sonra meditasyon yapmaları istendi ve beyinsel faaliyetleri elektrotlarla saptandı.

Öğrencilerin gama dalgalarında sadece küçük ölçülerde artış görülmesine ve 40 hertz'de kalmalarına karşın, bazı rahipler nöro-bilim literatüründe yer alan en yüksek gama dalgası değerlerinden çok daha güçlü dalgalar yaydılar... yaydıkları dalgalar 100 hertz'di! Ayrıca dalga hareketleri son derece organize biçimde, koordinasyon içindeydi.

Ancak Budist rahiplerin maji yapabildiği duyulmuş şey değildir.

Yani demek istediğim odur ki; maji yapmak için yüksek gama şarttır; ama yetmez. Majsiyen olabilmek için yukarıda söz ettiğim "var etme prosesini güçlendirecek yardımcılar" ve "evrenin gizli yapısı" (bilim tarafından deşifre edilememiş bilgiler) hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Maji eğitimi zaten budur.

Gamaya çıkmak, KİŞİSEL çaba harcamak (çalışmak) ve zaman vermek ile ilgilidir. HERKES yüksek gamaya çıkabilir. Örneğin pek çok kişi tehlike anında (örneğin bir kaza sırasında) birkaç saniye için bile olsa, zamanın ağır aktığını yaşamıştır. (Bu olayı kendimin de yaşadığını söylemek isterim. İçinde olduğum araç devrilip taklalar atmaya başladığında ön camın parçalara ayrılması slow motion film çekiminde gibi izledim.)

Konuyu toparlayayım:

Arzuları elde etmek adına majisyen olmak için gerekenler –önem sırası ile- şunlardır.

  • İnanç,
  • Var etme prosesini güçlendirecek bilimsel bilgiler,
  • Var etme prosesini güçlendirecek ezoterik bilgiler,
  • Yüksek (100 üstü) gama.
Bu kalemlerdeki güç ve yoğunluk bir majisyenin istediğini elde etme miktarını gösterir. Dört şıkkın dördüne de büyük hakimiyetiniz varsa… evet, evren yaratabilirsiniz.

Ancak moralinizi bozmak istemesem de söylemem gerek: Evren yaratılamama nedeni ilk şarta (inanca) hiçbir zaman yeterli oranda sahip olunamamasıdır. Evren yaratmak için, evreni yaratabileceğine %100 inanmak gerekir.

Now You See Me (Sihirbazlar Çetesi adlı Fransız İnterpol ajanı Alma Dray “Bizde bir söz vardır: İnsan isterse dağları yürütür” der. Evren yaratmaya soyunacak majisyenlerin de önce bir dağı yürüterek inanç katsayılarını test etmeleri gerekir. Dağı yürütemeyenler, bizler gibi kendi beyinlerine "keyifli olma çalışması" yapmakla iktifa etmelidirler. :D

Ataerki bu yüzden, söz konusu sonucu yaratabilecek gücü yok etmek ve evren yaratma (daha doğrusu pozitif evren yaratma) tehlikesini bertaraf etmek için vardır. Bu engelleme ise tabidir ki sadece evren yaratmayı engellemek amacında değildir. Maksat, insanoğlunda doğuştan bulunan bu güce set çekmektir.

Mantıkçı Pozitivistlerin yıllarca "Sadece görünen gerçektir" ittirmeleri aslında dünya kuruldu kurulalı beri onların benzeri tiplerce var edilen envai çeşit "izm" ile yapılandırılmaktadır.

[August Comte, Bertrand Russel, John Stuart Mill gibi pozitivist adamlar kuantum mekaniği ile fena fosladılar; çünkü kuantum bilimi makrokozmosun (bizim evrenin) görünmeyen mikrokozmos ile meydana geldiğini ortaya çıkartı. :DD Bu kadar da değil: Her bir şeyin yapı taşı olan elektron bile canı istediğinde "dalga fonksiyonuna" geçiyordu, yani maddeliğini yitiriyordu!

Bu gerçeği okültistler, witchler, warlocklar (erkek witchler) zaten hep söylediler. Ama onlar yakıldı; pozitivistler yüce ilan edildi. Neden? Basit: Makro bölünmüş bir yerdir ve ataerki yönetir buraları.

Ne yazık ki insanların beynini ağdalı lafları bulandırmaların hesabının hazretlerden sormanın artık olanağı yok; hepsi de görkemli mezarlarındalar. Onların kitaplarına gömülüp "Üff… Hayran oldum. Ne adam… Ne laflar…" diye değerli ömrünün saatlerini harcayanlar… valla iyi tufaya düşürülmüş oldular. :DD Bundan sonrakilerde dikkatli olurlar ümit ederim.

Kimse kızmasın, bu kişizadelere inananlara gülmeden edemiyorum. Adamlar apriori bilgi yoksa, bişi yoktur dediler; bir allahın kulu da ortaya çıkıp "İyi dedin de, senin laflarının da aproirsi yok?" demeyi akıl edemedi. :DD

Yandığım o ki, yukarıda söz ettiğim tufaya düşenler takımının en önde giden enayi pilakilerindenim. Gençlikte o kalın felsefe kitaplarına gömüldüğümü düşündükçe zır ifrit eksiliyorum. Gerçi ailem tarafından pek beğenilirdim. Onları okuyorum ya; vatana millete müthiş yararlı olacağıma inanılırdı. :) ama kazın ayağı hiç de öyle çıkmadı. :D

Bana inanın, en kalınlarının (isim verip yazarlarına saygısızlık etmem) beş tanesini atmıyorum ve geri bıraktığım tek kütüphanenin (yıllar önceki evimde iki duvar kütüphaneydi) en üst rafında tutuyorum; harcanan yıllarımı unutmamam ve bir daha aynı kazığı yememem için. Ekleyeyim: Şimdiki kütüphane 50cm. genişliğinde. Oradaki atamadığım, ya da veremediğim kitaplar hatırat-ı acizanem olanlar. :)

Yaşam, yani YAŞAMAK, sokakta, denemekte, yüzleşmekte, yanılmakta, tökezlemektedir. Madem ki parmak izi kadar bilinç sayısı vardır; BİZLER DAHİL, kimilerinin bir diğerine "mutlak doğru budur" diye kitap kakalaması pis bir iştir. İnsanlar, kendilerine hiç de uygun olmayan laflardan etkilenecek olabilirler.

Her insan kendi iyi ve doğrusunu –eğer rahatsa- sezecek, bulacak, seçecek kapasite ile doğar. Bu yüzden tek bir erek vardır hayatta; O DA RAHAT OLMAKTIR.

Ama durun; bir şeyi eklemem gerek: Maji kişilere rahatlık da verebilir; Beyaz Maji budur. Bize göre adeptler sadece beyaz maji yaparlar. Bilgelik de budur! Çünkü: Beyin pozitifse, yani "MAJİ İLE pozitive edilmişse", zaten evren pozitif olarak var olacak; her şey kişinin önceden kestirmeyeceği kadar KENDİNE UYGUN şekilde meydana gelecektir.

Bu geçekleri neredeyse 50 yaşından sonra (anaerkil ezoterimzle) öğrenmem biraz yazık oldu… ama ne keder? Yaşlılıkta gelen keyifler, bana inanın, bir başka oluyor.

Bana –eğer bu devirde hala kaldı ise- pozitivistler de inanabilir; çünkü sözlerim apriori bilgi sayılabilir. :DDD
]

Ümidinizi hiç bir konuda sakın yitirmeyin. En ümitsiz anlarda bile yitirmeyin: Bu yaşamda "Evren var edebilirdim, inancım elimden alınarak engellendim, ama hala da iyi bir majisyen olabilirim; kendime -evren yaratmak yanında daha mütevazi olan- ama belki de daha eğlenceli ve bana uygun bir hayat var edebilirim" hedefi için çabalayın. Eğer bunu başarırsanız, bir dahaki enkarnasyonunuzda pozitivist benzeri kişiliklerin yer almadığı bir hayatta çökeceğiniz (kuantum çöküşü, yani bedenlenme) ve koca bir evreni istediğiniz gibi var edeceğiniz muhtemeldir. :)

Hayır; insanlar –tanrının parçaları oldukları için- özde iyidirler. Rahat olan kötü olamaz… yani kötü evren yaratmaz. :)

(Negatif enerji taşıyan ise rahat olamaz. ;-) )



DİP NOTLAR

[1] Wisconsin-Madison üniversitesi psikoloji ve psikiatri profesörü, "Waisman Laboratory for Brain Imaging and Behavior" yöneticisi, "Center for Healthy Minds" merkezi kurucusu.

[2] Long-term meditators self-induce high-amplitude gamma synchrony during mental practice - A. Lutz, L.L. Greischar, N.B. Rawlings, M. Ricard, R.J. Davidson


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -