Siteye Üye Olun    |    Üye Girişi    |    İletişim


ADEPT MAJİSYEN (Üstat Büyücü) EĞİTİMİ    |    MANYETİK MAJİ EĞİTİMİ    |    POZİTİF ENERJİ EĞİTİMİ    |    DANIŞMANLIK              Eğitim Bedeli    |    Eğitime Başvurun

ANA SAYFA      |      Sorular      |      Astroloji      |      Kuantum ve Bilim      |      Ezoterizm      |      Filmlerimiz      |      Janus Kimdir?

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
İNANÇ ve BEYİN

2. Bölüm: YARATILAN EVRENLER

Yazı:

<< Önceki Bölüm

Diyelim ki inancı -yani dağı yürütmek için gerekli enerjiyi- sağladınız ve dağı yürüttünüz. Dağın yürümesi ile dünyada bir değişiklik olacak mıdır?

Bu sorunun yanıtı hem “evet olacak”, hem de “hayır olmayacak” şeklindedir; çünkü o dağ sadece sizin yarattığınız evrende yürümektedir!
- Evet, sizin evreninizde dağ yürüdü diye bir çok olay yaşanacaktır.
- Hayır, diğer kişilerin -kendi başlarına yarattıkları- evrenler farklı olduğu için onlar sizin dağı yürüttüğünüzün farkında bile olmayacaklardır.

Sözlerimi şöyle açıklayayım:

Bilindiği gibi fizikte bir durum ya da olayı gözlemlemenin mutlak şekilde olayı değiştirdiği öne sürülmektedir (Observer Effect - Wikipedia). Ölçüm, süperposizyonlardan (olasılıklardan) birini reel kılmaktadır.

Kuantum dünyasında her değişik durumun kendine özgü bir süperpozsiyonu vardır. Bu nedenle gözlemci de bir süperpozisyonun içinde yer almak zorundadır. Yani gözlemci de farklı gözlemcilerin dalga fonksiyonu içindedir! Ancak gözlemci bu durumu (kendinin de olasılıklardan biri olduğunu) fark edemez, sadece kendi seçtiği süperpozisyon içinde -bunun kesin gerçek olduğu bilgisi ile- yaşar. Ünlü Schrödinger’ın Kedisi adlı düşünce deneyinde, kedinin (kediye ait, kedinin gözlemine ait) süperpozisyonlardan birinde bu deneyi yapan bilim adamları bir kutunun içinde gayger sayacı ve bir zehirle bir deney konusu olabilirler.

Bohr’un modelinde dalga fonksiyonunu çöktüren ölçümdür… tamam; ama ölçümü meydana getiren nedir ve dalga fonksiyonu ne zaman çökmektedir? Teorinin bu yanı biraz “muallaktadır”.

Wigner’in modeline göre ise çöküşü yaratan ölçüm değil, bilinçtir! (Detaylı bilgi için von Neumann ve Wigner Kuantum yorumları incelenebilir.)

Bu durumu Wigner “Wigner’s Friend” adlı düşünce deneyinde vurgulamıştır.

Deneye göre bir laboratuvarda Schrödinger’ın kedisi kutusunun içinde, Gayger sayacı ve zehirle durmaktadır. Ancak laboratuvarda Wigner’ın bir arkadaşı da bulunmaktadır. Wigner ise laboratuvar dışındadır.

Bu durumda gerçeği oluşturan Wigner’ın arkadaşının “bakışı” mıdır, yoksa Wigner’ın “bakışı” mı? Eğer dalga fonksiyonu sadece kişisel ölçüm ile çöküyorsa işler iyice karışmış demektir.

Wigner bu karışıklığın aslında asla yaşanmadığını; çünkü herkesin kendi bilinci ile dalga fonksiyonunu birbirinden özgürce çöktürdüğünü söylemekte, çöküşü gözlemin değil, bilincin gerçekleştirdiğini vurgulamaktadır.

Bilincin ise çöküşü inanç doğrultusunda yaratmakta olduğunu söylemek hatalı sayılamaz.

Sonuç olarak eğer inançlı iseniz, yani dağın yürüdüğü süperpozisyonu realize edecek beyin enerjiniz varsa, inancınızla dağı yürütecek olsanız bile çevrenizdeki kişilerin çoğu -böyle bir şeyin olacağına inanmadıkları için- bu başarınızın bilincine varmayacaklardır.

Kendi evreninizi ise inancınız ölçüsünde ve de inancınız doğrultusunda yaratırsınız. Evren bu doğal yeteneğiniz yüzünden bir mucizeler diyarıdır. Ataerkinin öğrenmenizden en korktuğu gerçek de budur. Bin yıllardır bu gerçeği saklamak adına gösterdikleri çaba korkunun büyüklüğünün kanıtıdır.

Herkes inancı ile yarattığı evrende yalnızdır. Yanınızdaki kişiler, siz onların yanınızda olduklarını sansanız bile, kendi yarattıkları evrenlerde (belki sizinle, belki de başkaları ile) kendi başlarına yaşamlarını sürdürmektedirler. Bu sözler insanoğlunun yalnızlıkla ilgili taşımak zorunda olduğu korkunç bir gerçeği değil, sahip olduğu korkunç gücün varlığını göstermektedir.

Dahası, siz dağı yürütmeyi başardığınızda, paralel evrendeki doppelganger’ınız ataerkil engellerde takılı kaldı ise çevredekilere “Saçmalamayın, mantık diye bir şey var!” konferansları veriyor olabilir. Sizin evreninizde paralel ikizinize bile yer yoktur.

Peki, gün gelir, bazı Hollywood yapımlarında yer aldığı gibi bir kuyruklu yıldızın dünyaya yakın geçişi ya da yoğun bir ya kuzey ışıkları oluşumu sonucu iki dünyayı ayrı tutan decoherence ortadan kalkarsa ne olur?

Kişisel görüşüm -eğer SİZİN dağ yürütme kapasiteniz var ise- İKİZİNİZİN sizden dağ yürütme dersi almayı talep edeceği yönündedir.

  • Eğer şans faktörü diye bir şey yoksa, karşılaşılan olaylar (gelecek/kader) sadece ruh tarafından (beyin elektriği tarafından) var ediliyorsa, zaten benzer ruhlar benzer olayları celp edecektir.
  • Eğer şans faktörü gerçek ise, karşılaşılan şansa dayalı farklı olaylarla ruhun niteliği/gelişimi değişmez; ruh, hangi olayla karşılaşsa da onu yapısına göre yorumlar, gerektiği şekilde değişir ve eninde sonunda varması gereken yere varır. BU yüzden ikizinizle farklı olaylarla karşılaşsanız da, aynı yapıda olduğunuz için eninde sonunda ortak kaderi yaşayacaksınız demektir.
Sözün özü, doppelganger'ınızla karşılaştığınızda biriniz dağı yürütmeyi becerdi ise, diğeriniz de ya önceden inancı yaratarak çoktan yürütmüş, ya da yürütmeyi var edecek inancı yaratmayı özlemektedir.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -