Siteye Üye Olun    |    Üye Girişi    |    İletişim


ADEPT MAJİSYEN (Üstat Büyücü) EĞİTİMİ    |    MANYETİK MAJİ EĞİTİMİ    |    POZİTİF ENERJİ EĞİTİMİ    |    DANIŞMANLIK              Eğitim Bedeli    |    Eğitime Başvurun

ANA SAYFA      |      Sorular      |      Astroloji      |      Kuantum ve Bilim      |      Ezoterizm      |      Filmlerimiz      |      Janus Kimdir?

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
KARA DELİKLER (Sanal Varlıklar Mıyız?)

2. Bölüm: KARA DELİKLER NEDİR?

Araştırma ve yazı:

<< Önceki Bölüm Sonraki Bölüm >>

Karadeliklerin varlıkları ilk olarak Einstein, Genel Rölativite denklemleri ile matematiksel olarak ortaya atılır. Oysa onların gerçekten var olacağına öncelikle Einstein inanmamıştır. (Birçok gerçek, deneysel ortamda kanıtlanmadan çok önce, matematik ile ortaya çıkartılmıştır. Bu yüzden bilimsel çevrelerde evrenin temelinin matematik olduğu hakkında yaygın bir inanç vardır.)

Ancak sonunda kara delikler gözlemlenirler ve gerçek oldukları anlaşılır. Dahası; galaksimiz Samanyolu’nun tam ortasında yer alan bir “öz karadeliğimiz” de vardır. (Zaten karadelikler genelde galaksilerin ortasında olmaktadırlar.)

Einstein’un Genel Rölativite kanununa göre her obje, kütle yoğunluğuna göre uzayı (çağdaş bilime göre “uzay adlı kumaşı”) büker (çöktürür). Newton’un yanılarak her şeyin birbirini çektiği sandığı ve “yer çekimi” adını verdiği teorinin -kütle çekiminin- gerçek hali uzayın çöküşü ile oluşur. Kütleler, kendilerinden yoğun (büyük) kütlelerin uzay bükümlerine “takılırlar”. Uzay bükümünün (kütlelerin uzayda yarattığı çökmenin) büyüklüğü, kütlenin yoğunluğu ile doğru orantılıdır.

Temelde karadelikler büyük bir kütle, yoğun şekilde küçük bir uzay parçasına öbeklenince, uzayzamanın (uzay-zaman adlı kumaşın) aşırı derecede kuvvetle bükülmesi ile oluşurlar. Bilim ortamında buna “çökme” denmiştir.

Bu durum ise genelde bir yıldızın ölümü ile meydana gelir: Bir yıldızın varlığına neden olan nükleer füzyonu oluşturan sistem sona erince (yıldızı yıldız yapan yakıtı yaratan ortam bitince), yıldız kendi içine çöker, bir süpernova meydana gelir. Ardından kütle çekimi giderek artar, içine çöken yıldız daha da çöker; sonunda singularity, yani “tekillik” adı verilen sınırsız yoğunluktaki tek bir noktaya ulaşır ve böylece bir karadelik oluşur.

Karadeliklerin kütlesi ve kütle çekim kuvveti ise neredeyse sınırsız ölçüde büyük olduğu için karadelikler sadece yıldızlarıdeğil, güneş sistemlerini bile içlerine çekerler, bir diğer deyişle yutarlar. Onların inanılmaz çekim gücünden ışık bile kaçamaz! Evrenin hakimi ışık hızının hükmü, karadeliklerde sona erer. (Meraklısına not: Evrende Yahveh’in sevgili sınırlayıcısı “ışık”a kafa tutabilen yegane varlıklardır kara delikler.) Bu yüzden onlar benzersiz bir siyahlıkta izlenmektedirler. Evrende siyah renk yoktur; ışığın olmaması vardır. Işık ne ölçüde yoksa, siyahlık o kadar kesiftir.

Karadeliklerin dış sınırına “olay ufku” adı verilir. Bu sınır karadelikleri evrenin geriye kalan bölümünden tamamen ayıran yüzeydir. Bilim adamları olay ufkunun gerisinde, içerlerde, derinlerde, çok farklı bir dünya (evren/gerçeklik) olduğundan emindirler; ama bu dünya nasıl bir mekandır? Bu konuda hiçbir bilgi yoktur.

Bu durumun nedeni ise karadeliklerin çekim gücüdür. Bir kez olay ufkunu geçen bir şeyin, bir daha çekim gücünden kaçamaması, geri çıkamaması yüzünden kara deliklerin içinde neler olup bittiği bilinememektedir.

Matematik bu noktada devreye girer… karadeliklerin içinde ne olup bittiğini bize fısıldamaya koyulur.

Duyduklarımız ise pek de hoşumuza gidecek şeyler değillerdir.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -