Siteye Üye Olun    |    Üye Girişi    |    İletişim


ADEPT MAJİSYEN (Üstat Büyücü) EĞİTİMİ    |    MANYETİK MAJİ EĞİTİMİ    |    POZİTİF ENERJİ EĞİTİMİ    |    DANIŞMANLIK              Eğitim Bedeli    |    Eğitime Başvurun

ANA SAYFA      |      Sorular      |      Astroloji      |      Kuantum ve Bilim      |      Ezoterizm      |      Filmlerimiz      |      Janus Kimdir?

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>
REENKARNASYON ve KUANTUM MEKANİĞİ

2. Bölüm: QUANTUM MIND (QM)
(Kuantum Bilinci)
(Kısaltmaların açılımları için Sorular ana sayfa, sağ kolonda, DİKKAT başlığı altında yer alan YANITLARDA YER ALAN KISALTMALARIN AÇILIMLARI başlığına fare ile dokunun.)

Araştırma ve yazı:

<< Önceki Bölüm Sonraki Bölüm >>

Önceki bölümde “Kuantum mekaniği, gerçekliğin (içinde olduğunuz hayatın, evrenin) olmadığını, gerçekliğin sadece ölçümle var edildiğini deneysel olarak ortaya koymuştur” dedik. Bilim dünyasında ilk başta inanılmaz gelen, tepkiler alan, Einstein’a “Bakmıyor olsam da Ay oradadır işte” mealinde laflar söyleten ([I can't accept quantum mechanics because] "I like to think the moon is there even if I am not looking at it”) bu gerçek, günümüzde ortodoks konumdadır ve standartlaşmış durumdadır.

Artık kimi bilginler tarafından kuşku duyulan konu QM, yani kuantum olaylarının beynin içinde olduğu; evrenin ölçüm değil, bilinç tarafından, beyinde yaratıldığıdır. Söz konusu atölye ORch OR teorisine göre nöronların içindeki mikrotübüllerdir. Bernroider ise 2005 ve 2007de bilim dünyasına sunduğu raporlarla nöronlar arasında klasik etkileşim süreci olduğunu öne sürmüştür.

Bunlardan hangisi doğru olsa da aslında iki teori de aynı şeyi söylemektedirler. “Kuantum dünyası asıl beynin içindedir.”

Max Tegrmark (kendisi son derece karizmatik ve hala genç olan bir bilimcidir) bu teorilerin gerçek olamayacağını fizik hesaplarla göstermiştir; decoherence yani eşevresizlik yüzünden süperpozisyonlar yok olmakta, yani olasılıklar çökerek tek bir şeye, kütleye (bizim evrene) dönüşmektedir. Özetle, beyinde süperpozisyon (buna çok kabaca "çoklu olası kader" diyelim) oluşamamaktadır.

Ancak Tegmark ardından Fisher başka bir keşifte bulunur: Fosfor iyonlarında hem süperpozisyon vardır… hem de quantum entanglement yani "kuantum dolanıklığı" özelliği!

(Fosfor temelli Fisher teorisi hakkında bilgi edinmek adına BEYİN ELEKTRİĞİNDEKİ BİLİNÇ - 2. Bölüm: FOSFOR ve POSNER MOLEKÜLLERİ adlı yazımı okuyabilirsiniz.)

Quantum entanglement, yani "dolanıklık", iki parçacığın –aralarında akıl almaz mesafeler olsa da- nasıl olduğu anlaşılamayan şekilde birbilerine "dolanıp" aynı biçimde davranmasıdır. Bilime göre fosfor, “farklı olasılıkların denizi” adını verebileceğimiz süperpozisyon ve “kendi olmayan bir şeyle garip bağ” diyebileceğimiz entanglement özelliği taşımaktadır.

Ezoterizme geçelim: Ya bu özellikler başka “şeylerle” de oluşuyorsa? Beyindeki süperpozisyon ve entanglement özelliği taşıyan fosfor, "Ana Alan" adını verdiğimiz -Müslümalıkta Allah, paganizmde Ana Tanrıça/Baba Tanrı denen- gerçeklik ile de etkileşim içindeyse?

"Ana Alan diye bir şeyin varlığı kesin değildir, sizin teorinizdir, pek anlamı yoktur" şeklinde bir düşünce üretilebilir; o zaman anımsatalım ki bizim "Ana Alan" adını verdiğimiz varsayım -tabidir ki ezoterizmden arındırılmış bilimsel bakış açısı ile- "Sir" ünvanlı fizikçi Penrose tarafından Proto-Consciousness ve Fundamental Spacetime Geometry; Hameroff tarafından "Kuantum evreninde gömülü Platonik değerler taşıyan derin katman" ve Bohm tarafından Implicate Order şeklinde dile getirilmektedir. Eş deyişle, mistik açıdan QM, beynimizdeki makrokozmik yapının decoherence'a tabi olmadan, diğer alem diyebileceğimizi Ana Alan ile ilintisini ortaya koymaya başlayan fizik teorilerinden biridir.

Temelimiz ezoterizm olduğu için fosfor hakkında ezoterik açıdan bilgilenmeyi ister misiniz? Yanıtınız "evet" ise biraz konuyu dağıtmayı göze alarak fosfor hakkında konuşmaya başlayalım.

Fosfor1 (İngilizcedeki yazılışındaki şekli ile Phosphorus) mitolojide bir tanrıdır ve Sabah Yıldızı, yani Venüs’tür. Astrolojide mutluluk, güzellik, aşk, dostluk, uyum ve denge olarak nitelenen Venüs ise çok farklı uygarlıkların İlk Çağ mitolojilerinde daima evren yaratıcısı Ana Tanrıça’dır. Yahudilik ezoterizminde Lucifer’a çevrilmiştir. (Yahudilik gizemciliği tarafından Sabah yıldızı Venüs’ün nasıl Şeytan yapıldığı hakkında bilgi edinmek adına SELAMÜN ALEYKÜM ve ŞEYTAN - 3. Bölüm: Lucifer/Şeytan... Yani Venüs! adlı yazımı okuyabilirsiniz.)

Ancak tanrı Phosphorus, Venüs'ün sabah görünen halidir. Onun bir de Hesperus adlı kardeşi vardır. Hesperus da Venüs'ün akşamları görünen halidir.

Asıl önemli nokta ise şimdi başlamaktadır.

Heperus'un (akşam Venüs'ünün) kızları vardır. (Doğal olarak bu kızlar fosforun, yani makrokozmosa fosfor elementi olarak çömüş olan tanrı sabah Venüs'ı Phosporus'un yeğenleridirler.) Bunlara “Akşamın Kızları” ya da Hesperidler denir.

Hesperidler, dinlerde anlatılan “Cennet”e neredeyse tıpatıp benzeyen kutsal bir bahçenin bakıcılarıdır. Bu bahçede elma vardır, kutsal ağaç vardır, ölümsüzlük vardır ve bir yılan vardır. Benzerlikler bu kadar da değildir; elmaları yemek yasaktır, çünkü elmalar ölümsüzlük vermektedir. Ladon adlı dev yılan (ki, aslında bir ejderdir) ise Tevrta'taki (Eski ahit'teki) gibi lanetli bir aldatıcı değildir; bahçeyi gelen geçenin (hak etmeyenlerin) girişinden korumaktadır. Kuran’da yer almayan “cennetteki aldatıcı şeytan olan yılan” teması, Tevrat’a bu öyküden yansımıştır. Yılanın Tevrat'ta lanetlenme nedeni, Musa'nın popülarize etmeye çalıştığı yeni dinin sürekli "şifa ilahı yılan" tapımına yenilmesidir. (Yahudiler sanılanın aksine yeni dini -yüzyıllarca- kolay kabul etmemişler ve eski inançlarına dönmek için defalarca isyan etmişlerdir.)

Özetleyelim: Cennet olarak ifade edilen, bize göre “Öncel Evren” ya da “Ana Alan”, mistik açıdan “Tanrının yer aldığı diğer alem” diyebileceğimiz kuantum ortamı ile makrokozmos varlığı olan beyin etkileşimdedir. Bu etkileşimi kuantum dolanıklığını yapan, deceoherence’yi engelleyen, böylece beyindeki kuantum olaylarını var eden fosfor meydana getirmektedir. Fosfor, mitolojilerde Cennet olarak tanımlanabilecek bir mekanda yer alan kızların babasıdır; yani mekan ile ilintilidir.

Yeniden bilime dönüp, kaldığımız yerden ilerleyeyim.

Fosfor iyonları ruh halimizi meydana getiren NTlerin salgılanması ile ilgili Ca iyonlarını yönlendirmektedirler! Ruh halimizin iyi olmasına PE celbi, kötü olmasına NE celbi demek; PEyi "Ana Alan'ın frekansı", NEyi -mistik açıdan bakarak- "Şeytan'ın frekansı" şeklinde nitelemek bize göre yanlış değildir.

Toparlayayım: Adına ister Allah deyin, ister Ana Tanrıça/Baba Tanrı, ya da bazı bilim adamları gibi "derin ama mutlak pozitif kuantum alanı"; beyinde, mikrokozmosun en derininde yer alan, tümüyle pozitif (makrokozmosu yönetemeyecek kadar pozitif) bir alan ile gizli ve yok edilemez (ama zayıflayabilen) bir bağ vardır. QM teorileri, gerek ezoterizmde "diğer alem" denen yer, gerekse orada var olan, oranın kendi olan iyicil yaratıcı ile bilinç arasında bağ olduğunu da fısıldamaktadır.

Bu yapı reenkarnasyonun ilk adımıdır.



DİP NOTLAR

Fosfor anaerkide sevilmeyen ışığın hayırlı karşılığı olan gizemli “pırıltı” verir. (Bu konuda bilgi edinmek adına IŞIK HAKKINDA BİLMEK İSTEMEYECEĞİNİZ GERÇEKLER adlı yazımı okuyabilirsiniz.) Işığın girmediği, ama yaşamın başladığı derin deniz (mitolojilerde deniz de Ana Tanrıça ile aynı şeydir) diplerindeki canlılarda bolca bulunur.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -