722 Sistemi Majikal Eğitim
Pozitif Enerji Eğitimi
Astroloji Eğitimi
DANIŞMANLIK
SİTEYE ÜYE OLUN
Güncellemeleri hemen haber alın,
üyelere özel sayfalara girin.
ÜYE GİRİŞİ

BU SAYFAYI PAYLAŞIN! >>

Pozitif Enerji Eğitimi Alın | Eğitimin Programını İnceleyin

JANUS'A SORUNUZU İLETİN!

POZİTİF ve NEGATİF ENERJİ

SORULAR ANA SAYFA
Maji | Pozitif/Negatif Enerji | Kuantum ve Bilim | Ezoterizm | Ruhsal Sorunlar | Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi | Astroloji | Fal/Tarot
Müslümanlık | Çeşitli İnançlar | Yaşam ve İlişkiler | Özel İlişkiler | Janus

TÜM POZİTİF ve NEGATİF ENERJİ SORULARI
3 Ocak 2020
insanlar benimle alay ediyor hakaret ediyorlar.

Aptal ve ezik biriyim. Insanlar benimle hep alay ediyor. Bana bazen açiktan bazen imali hakaret ediyorlar. Millet ne güzel hayatini yasarken ben asosyal bir hiç olarak becerrksiz bos biri olarak yasiyorum. Benim mutlu olamadigim bir kâinatta kimse mutlu olmaz. Bu yüzden kuantum mekanigini kullanarak evreni ve bütün kainatlari yok etmeye karar verdim. Ne yapabilirim ?

YANIT

:)

Önce bir özlü söz paylaşayım, sonra konuşmaya koyulalım:

"İnsanlar sana ancak tek bir şekilde davranırlar... senin onlara izin verdiğin biçimde.” Anthony Robbins.

Ve başlayalım…

Evrenleri yok etme arzusu, karşımızda kompakt -çoktan var olmuş- bir evrenin varlığı ile mümkündür… ki, böyle bir yapı yoktur. Evren, kuantum mekaniğinin deneysel şekilde kanıtladığı gibi nano saniyede yeniden yapılır. Bir diğer deyişle evren ilk başta yapılıp bu yapıda ilerlenen DEĞİL, “an-be-an” yeniden yapılandırılan bir mekandır.

Rich Terrile benzeri fizikçilerin çok güzel şekilde örnekledikleri gibi evren külliyeten de yaratılmamaktadır! Nasıl ki bilgisayar strateji oyunlarında mouse’u nereye yönlendirirseniz orası yaratılıyorsa (oyundaki tüm mekanı böyle dolaşmaktasınız, mouse ile işaret etmediğiniz yerler yoktur); evren de standart kuantum mekanikçilerine (örneğin Bohr) göre ölçüm; von Neumann, Stapp, Wigner benzeri fizikçilere göre ise beyin içinde (bilinç ile) sadece o parçanın var edilmesi mantığı ile meydana gelmektedir. Bu yüzden insan bilincinin henüz algılayamadığı ışık yılları ötesindeki uzayın var olmadığı bile tartışılmaktadır. Somut deneylerin (örneğin Çift Yarık Deneyi) ortaya koyduğu gibi arka tarafınızda sandığınız mekan yoktur. Anlayacağınız haberler kötü: Değil kainatLARI, içinde olduğunuz odada, bakmadığınız yerdeki uzayı bile yok etmeye olanak bulunmamaktadır... çünkü orası zaten yoktur! Özetle; kuantum mekniği kuralları ile işleyen bir evreni (makrokozmosu) ölmeden (ya da beyninizi durdurmadan) yok etmenize olanak bulunmamaktadır.

Yukarıdaki sözlerim kimi kişileri ölüm ötesine geçmeye (intihar etmeye) yönlendirecek olabilir. Oysa bize göre (ölüm ötesine gidip gelme şansı bulamadığımız için sözlerimizin fazla kesinliği olmasa da biz yanıldığımızı düşünmüyoruz) intihar eden kişiler, yaşayarak beyin elektriği frekanslarını pozitive edemeden (zamansız) diğer aleme geçtikleri için senkronizasyon ile tıpkı öncekine benzer bir kadere çekilecekler, daha kötüsü, bu kaderi en baştan (bir kez daha bebeklikten başlayarak) yaşamaya koyulacaklardır. Oysa terk ettikleri yaşamda yolu yarılamışlardır.

Peki; sizin değiminizle “kainatları”, ama aslında kişisel kaderinizi, yok etmek için ne yapabilirsiniz? Fazla bir şey yapmanıza gerek yok, bunu çoktan başardınız; bu kötümserlikle “yok etmek” sözcüğü ile yansıtılan tüm can sıkıcı olayları var ettiniz bile… :)

Şimdi kuantum mekaniğinden, kişisel beyin elektriğinizin yapısına, yani size, gelelim.

Hiç, ama hiç kimse (doğum anında genetik yapı ve diğer yaşamlardan getirdiği yeteneklerin ortaklığı ile var olmuş) özgün yapısı sonucu “aptal, ezik, boş, beceriksiz… hatta hırsız, namussuz, seri katil vb.” olarak DOĞMAZ. Göz okuma uzmanları (ben dahil) bebeklerin göz enerjisinin genelde pozitif olduğuna bakarak, gelinen yerin güzelliğinin altını çizerler. Doğum (makrokozmosta bedenenme); önceki bilgilerle (kazanımlarla) dolu yeni bir sayfa, temiz bir başlangıçtır. Olumsuz sonuçlar ise kişinin bizzat kendi tarafından, hatalı seçimlerle SONRADAN var edilmiş yapılardır (önceki yanıtlarımda defalarca anlattığım gibi kompakt bir kader yoktur). Söz konusu sonuçlar NE celbi ve giderek daha çok celbi ile zaman içinde var olurlar.

Biz hiç kimsenin (belki de en popüler kötülerden olan Hitler’in bile) özde kötü denecek şekilde olduğuna inanmamaktayız. Ancak bu yöne bir eğilim ile var olmak farklı bir şeydir. Yani önceden enkarne olmuş her alan (ruh) belli pozitif yetenekler sahibidir. Bu yetenekleri kullanmak ya da kullanmamak ona bağlıdır. İyi haber şudur ki evrim asla geri gitmez. Herkes yaşamının sonunda öncekine oranla evrimselleşmiştir. Bazı kişiler “Zaman sadece armutları olgunlaştırır” benzeri yaşlıları küçümseyici sözlerinde yanılmaktadırlar. Yaşlılar daima farklı ve ek bilgilere (öncekine oranla evrimselleşmişliğe) sahiptirler. Yaşlılık ve olgunluk sözcüklerinin bağlantısı bu nedenle vardır.

“Millet ne güzel hayatini yasarken”
İnsanların hayatının güzel ya da çirkin olduğunu sadece dıştan bakarak anlayamazsınız. Kişilerde PE veya NE olduğunu anlamak için o kişinin ÖNCELİKLE karakterindeki pozitivite oranına, ARDINDAN yaşam standartlarına bakmak gerekir. Yani bir kişinin mütevazi şartlarda ama keyifli ve dingin bir kimlik sergilemekteyse pozitif; çarpıcı ve etkileyici şartlarda ama kavgacı, pesimist, stresli, asık yüzlü, kaba, saygısız, saldırgan, baskıcı vb. bir kimlik sergilemekteyse negatif enerji içinde olduğunu düşünebilisiniz. Bu yüzden en özenilen konumlardaki birçok insanın aslında cehennemi yaşıyor olabileceğini bilmelisiniz.

“ben asosyal bir hiç olarak becerrksiz bos biri olarak yasiyorum.”
Önce asosyallik üzerine konuşalım:
Asosyal olmak SADECE özgürce (korku yönlendirmesi olmadan) yapılan bir seçim değilse, (gerçek bir istek/kişisel ihtiyaç OLMADIĞI İÇİN) olumsuz sonuçlar doğurur. Yalnızlık son derece yapıcı olabilir ve Engin Geçtan bu duruma “yapıcı yalnızlık” demektedir. Yalnızlıktan hoşlanmak -şimdilerde moda terimi ile- “kişilik bozukluğu” DEĞİL, bir yapı, bir yapının sonucu var edilen seçimdir. Yalnız olup olmamak hakkında kararı sadece kişinin kendi verir ve bu seçimin gerisinde -korku benzeri- gizli bir yönlendirme yoksa, o insanın doğrusu ve iyisidir. Yani popüler kültürün özendirmelerine kanmayın. Nerede keyifli iseniz orada olmaktan korkmayın.

Şimdi boş ve beceriksiz olmanıza gelelim.

Yukarıda kısaca değindiğim nedenler yüzünden hiç kimse beceriksiz ve boş doğamaz.

Peki; neden bazı kişiler -belki de sizin gibi- doğal pozitif yapılarını kolayca geliştiremezler ve NE envoke ederler?

Biz bu durumu “üşütmeye” benzetiriz.

NE -tıpkı üşütme gibi- genelde dikkatsizlik, ya da özensizlik ile celp olur. Eğer soğuk havada sıkı giyinmez, belki arkadaşlar ile lafa dalıp soğukta fazla kalır, hatta fazla kar topu oynarsanız üşütürsünüz. (Ama üşütmek de her hastalık gibi geçicidir.)

Eğer kendinizi aptal ve ezik olarak görüyorsanız, bu hataya düşüyorsanız, üşütürsünüz.

Eğer insanlara ve yaşamın geneline yönelik ataerkil kandırmacalar yüzünden korkunuz ya da öfkeniz varsa yine üşütürsünüz.

Böylece celp olan NE, ezoterik değim ile auranıza, bizim sisteme (ki, ETC teorileri üzerine kuruludur) göre CEMI alanınıza (CEMI alanı ETC teorilerine aittir) dolar.

İşin kritik tarafı ise auranızdaki NEnin diğer insanlar tarafından hissedilecek olmasıdır. Bu yüzden NE oranına göre -sırasıyla- çekici olmayan, itici, rahatsız edici, hatta düşman ve tehlikeli olarak algılanırsınız. Bu durumun temelinde ise “evreni ölçüm yaratır” kuantum teorileri DEĞİL, QFT teorileri vardır. Yani artık -sizin yaratmadığınız- (ki, buna gerçek evren diyebiliriz) alanlar arası kollaborasyon söz konusudur. Bir diğer deyişle NEyi siz, hatalı bakış açılarınızla celp ederseniz, ama eğer celp çok yoğun ise diğer alanlara itici gelmeniz reeldir, gerçektir.

Sizdekiler ve benzer negatif düşüncelerden kurtulmanın yollarından biri üç beyin jimnastiğidir.

  • Beyninize hükmetmeyi öğrenmeye başlayın: Olumsuz (bunların arasında kendinizle ilgili olanlar da vardır) düşüncenin ZERRESİ aklınıza geldiğinde önceden düşünüp bulduğunuz size keyif veren düşünce parçalarını düşünmeye koyulun. Bunlar bir anı olabilir, sevdiğiniz bir filmden kareler olabilir, bir ülkü olabilir, hatta bir renk bile olabilir. Gecikmeme çok, ama çok önelidir; çünkü sizin bir saniyenizde aslında milyonlarca nöron zaten çoktan çakmaya başlamıştır.
  • Keyifli bir anınızda, yani beyin elektriğiniz pozitif olduğunda (belki tuttuğunuz takım galip geldiğinde, iyi bir haber aldığınızda, güzel bir kız/erkek size bakış attığında, güzel ve neşeli bir film izlediğinizde) hemen ileriye, çok ileriye bakın ve orada güzel renkli pırıltılar görün. Her şeyi en güzel şekilde imajine edin ve beyninizdeki -bir nedenle oluşmuş- pozitif frekansı oraya yollayın.
  • SOMUT NEDEN YOKKEN, bazı düşüncelerle içinizde -geçici de olsa- mutluluk ve sevinç yaratmayı becerin. Sevinç, heyecan gibi nitelikler nedensiz olarak yaratılabilirler.1 Anında evreninizi gelecekte “pırıl pırıl” var ettiğinize İNANIN. Bunu başarırsanız paralel evrene atladığınızı bilin. Söz konusu quantum jump’ın ezoterik bir düş olmadığını anlamak için kuantum mekaniğini okuyun.
Sürekli bu üç antrenmanı yinelemek bile beyin elektriğinizde (yani geleceğinizde) adım-adım, damla-damla da olsa değişimler yaratacaktır.

Unutmayın; kördüğüm haline getirdiğiniz ortamı çözmek kolay olmayacaktır. Bu yüzen minik başarılara odaklanın ve bu minik başarıları elde edebilmenizin, aslında bu kördüğüm ortamında büyük başarı olduğunu görebilin. Ve en önemlisi: Ataerkil martavalları -kuantum mekaniğini ÖĞRENEREK- unutun.

Her şey sadece sizin elinizdedir. Başarılardaki gecikme nedeni ise kendi bacaklarınızı bağlarken attığınız düğümleri açmanın biraz zaman almasından başka bir şey değildir. Ve de fark edin: Bu yazıyı okumak bile bir düğümü açmış olmak anlamında. Demek ki değişim başladı!

Son olarak: Bence espri yeteneğiniz var. (Bizim aksi editör Mali [Mehmet Ali], mesajınızı bana smileyler ile yollamış. Alay etme anlamda değil, komik bulduğu için...) İnsanları -istemeden bile- gülümsetebilmek, PE varlığına delildir. Yani kullanılacak bir potansiyel mevcut...



DİP NOTLAR

Düşüncenin içeriği ile beyinde olumsuz ya da olumlu ruh halleri yaratan NTler salgılanamıyor olsaydı, ataerki milleti hayatın bu kadar kötü olduğuna inandırmaya çalışmazdı. :D


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -