YANIT
Merhaba tatlı hanım.
" gözüm hep üzerinde herrrzaman okuyorum."
Bu sözünüz bizi mutlu etti.
" Sorunun ilk kisimlari site kurallarina aykiriysa mailden de olsa birseyler yazarsan sevinirim."
Aslında benim üzerinde duracağım bölüm, sorunun ilk kısmı olacak; çünkü bu bölüm çok önemli…
" Biliyorum negatif celp ediyorum, ya da beynimdeki negativiteyi gösteriyor bu durum diyeceksin:)"
İnanın bu cümle aklımın köşesinden geçmedi. Mesajınızdan üzülerek kendimizi pek anlatamadığımızı gördüm. Bu nedenle en çok şu NE celbi ile ilgili konuşmayı, bunu sizin cümleleriniz üzerinden yapmayı arzuluyorum.
Bakın:
"Janus, ben senin şu sözüne inanmıyorum"
"Janus, ben şu inandığın kavramı kendime uygun bulmuyorum"
"Janus, ben şu konuda tamamen yanıldığını düşünüyorum"
ve benzeri cümleler, bizim teoriler değil, genelin kutsal/doğru/işlevsel olarak algıladığı (belli bir din gibi) konular hakkında olsalar bile öfke, hırs, korku içermedikleri, birer seçim oldukları, sadece seçimi dile getirdikleri için NE celp etmezler.
Diyelim bizi eleştirdiniz, ama haklı olan bizleriz, teorilerimiz doğru; siz düşüncelerinizde yanılıyorsunuz. Sizin seçiminiz bizden yana olmasa, yani yanlış da olsa, eğer rahatlık içinde (strese girmeden, öfkeye kapılmadan) bunu dile getiriyorsanız, yanlış yerde duruğunuz halde onu dile getirirken NE celp ETMEZSİNİZ. Seçim yanlışsa yanlışlığı oranında olumsuzluk gelir, ancak bu bir gelişimdir; evrim böyle işler. Ama yüzleşeceğiniz olumsuzluklar sizin hatalı düşüncenizi dile getirdiğiniz için değil, uzun vadede bu düşünce yüzünden yanlış adımlar ettiğiniz içindir.
Oysa bizi okuyunca hırsa kapılıp "Şu Janus geri zekalı, haddini bildirmek gerek" (ya da "Şu falanca inanç/sistem berbat bir şey, engellenmeli" benzeri bir düşünce geçerse, hele ki "Adam baş belası" (ya da "Şu falanca inanç/sistem baş belası" dediğiniz anda "anında" NE çekersiniz.
Çünkü bu ikinci versiyonda;
1 - Öfke içindesinizdir.
2 - Öfkenizin nedeni büyük olasılıkla korkudur. Korkunuzun nedeni de sözlerimizin (ya da inancın/sistemin) sizin gerçeklik temelinize düşman olduğu, sizi konfor alanınızdan çıkarıp acı vereceği inancıdır.
Korku ve öfke şeytanın ifrtileri, yani uşaklarıdır.
Rahat ve geniş olun. Hata her an, her birimiz için var ve bu bir suç değil, doğal bir durum (çokluk gerisinde bebekliğimizden başlayarak beynimize yüklenen hatalı alanlar/doğrular var). Hata yapacak, -onlara "öğretmen" diyebileceğimiz- küçük olumsuzluklarla öğreneceğiz. Eğer öfke ve korkunuz yoksa, hatalarınızı kendi haline bırakın (çıtayı buraya kadar indirdik :) ), alacağınız küçük uyarılarla onları temizleyeceksiniz.
Yine de bu durum çok gevşek olmayı gerektirmez. Makro -çok da güzel yaşanabilecek olsa da- tehlikeli bir yerdir. Ve unutmayın: Evrim bu şabalak ortamdan fertiği çekmek anlamındadır. Bu yüzden rahat-be-rahat yaşarken, bir yandan da uyanıklıkla "ya; şunu şöyle yapmayayım artıkın, işi biraz sıkı tutayım" demek hiç de yanlış bir iş değildir.
Kendinizi kasmayın NE adına! Yapılan hatalardan SUÇLULUK duymak, şeytanın en büyük tuzağıdır. Ama suçluluk duymamak sorumsuz olmak demek HİÇ değildir. Hatanızı müşahede edin. Sollamak için gerekeni yapmaya çabalayın. Hayat hep çabadır, çaba bitince hayat biter. Bir yandan da keyfinize bakın.
Ve cümlelerinize gelelim.
" beynimdeki negativiteyi gösteriyor bu durum"
Canım tatlı kardeşim; Müslümanlığa sempati duymamak ne zaman beyindeki NE kanıtıymış? Ben böyle bir şey valla billa demedim. Müslüman, ya da pagan, veya Kabalist, şaman, inançsız olmak da birer seçimdir. Ancak herhangi bir inanca "Bu tehlikeli, gırrr" diye düşman olmak, hatta dünyayı "bu pislikten kurtarmak" adına işler yapmak, NEnin alasını çektirir, adamı gayya kuyusunun ortasında ordövr tabağı yapar.
" Seviyorum dersem yalan"
Hiçbir şeyi (genelin onayladıklarını, benimsediklerini dahi) sevmek zorunda değilsiniz. Ama sinir olmak, hele ki nefret etmek zorunda hiç değilsiniz. Ayrıca yalan söylememek çok güzel bir şeydir. Yalan, evet, NE celb eder. Ancak eğer çıkar adına yapılıyorsa! Güzel bir sonuç almak adına "tok sözlülük" ya da dürüstlük kisvesi altında doğrucu olmak da -özellikle karşı tarafta sözlerinizle acı var ediyorsanız- NE celp eder. Müslümanlıkta sulh yaratmak ya da iki kişinin arasını bulmak için gerçekleri saklamaya veya değiştirmeye cevaz vardır. (“Halkın arasını düzelten ve bunun için hayır niyetiyle söz ulaştıran veya hayır kasdıyla yalan söyleyen, yalancı değildir.” Buharî, Sulh: 2
“İnsanların söylediklerinden hiçbir şeyde yalana ruhsat verildiğini işitmedim; ancak şu üç durum müstesna: 1) Harpte, 2) İnsanlarını arasını bulmada, 3) Kadının kocasına, kocanın da karısına karşı —ailenin düzeni için söylediklerinde...” Müslim, Birr: 101.)
" Müslüman olmamama ragmen içinde yetistigimiz kültür dolayisiyla ayetel kursi esmalar gibi pozitif enerji verdigini düsündügüm seylere zaman zaman siginiyorum"
Çok da güzel yapıyorsunuz. Bence bu davranışınızın gerisinde kültürel etki değil, bazı güzellikleri hissetmek var. Ayrıca Yaratıcı, Müslümanlara göre Allah, tıpkı Yahveh gibi "Benim lafını dinlemez bana tapmazsan yakarım alimallah" diyen bir gerçek değildir. O, ilk adımda "ben hem koruyan, hem affedenim" (Rahman/Rahim) diyendir. (Yahve ise apaçık "ben kıskancım" der! Valla, bunlar kendi sözleri.
) Tanrı sizin kendisine tapınmanızı, "kul" olmanızı istemez. Yaşam içinde sadece egosantriklerde görülecek bu olumsuz tanımlamaları onun akıl almaz iyiliğine ibla etmek bizim inancımızda günahtır, yani NE celp eder. (Bu tehlikeli düşüncelerin kaynağı Yahudiliktir.) O salt sevgidir. Bizden sadece kendisine benzememizi, BÖYLECE mutlu ve sevgi ile yüklü olmamızı; keyifli, şen, heyecan dolu bir kimlik içinde yaşamamızı ve kendisi ile buluşmamızı (eski yerimize dönmemizi) arzular.
" O topluluga böyle güzel seyler gönderildigine de inanamiyorum çogu zaman"
Sevgili kardeşim, IŞID gibi bazı garip kimlikler bu dinden olduklarını iddia ederlerken, benim "Müslümanlık harika dindir" vaazımın sinek vızıltısı gibi olduğunu bilirim. Bence beyninizi çevreye kapatın ve kendi Müslümanlığınızı var edin. Tanrı hadiste dediği gibi size koşmaya başlayacaktır.
İşin kötü tarafı, IŞİD benzeri toplulukların yaptıkları eylemlere bazı ayetleri tanık göstermeleridir!
Sevgi dolu kimliği nice ayetten "taşan"
Kaf
29 Ben asla kullarıma zulmetmem
Duha
3 Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.
diyen bir tanrı,
Mâide
54 O onları sever, onlar da O’nu
denilen bir tanrı
"bizden olmayanı gördüğünüz yerde öldürün" ve benzeri -tam da Yahveh jargonuna benzeyen- laflar mı eder?
Bu çelişik kimlik pek çok araştırmacının dikkatini çekmiştir; oysa Kuran'da, Allah'ın görüşlerinde çelişki olamayacağı hakkında ayetler vardır.
Fatır
43 Hayır, sen Allah'ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın kanununda bir döneklik de bulamazsın.
Bu durumun nedenini biz üç gerçeğe bağlamaktayız.
- Kuran'ın aslı yoktur. Elimizdeki Mushaf defalarca yeniden toplanmış bir versiyondur.
- Bu toplama süreçlerinde çevrede çok sayıda Yahudi vardır.
- Ya da eksik kısımlar iyi niyete önceki tanrıların sert yaklaşımı benzeri bilgilerle onarılmaya çalışmış olabilir.
(Editörün notu:
Bu konuda bilgi edinmek için
1. Kuran'ın Toplanması
ve
2. Nesh Etme ve Mensuh Ayetler
linklerini ziyaret edebilirsiniz.)
" seslerin titresimlerinin birseyleri aktive ettigini kabul edersek türkçe okusam olmaz gibi"
Bu ciddi konu; sizi yönlendirmem. Bizler Müslümanlık araştırmacısı değiliz; Müslüman değil paganız. Kendi araştırmalarımız sürecinde Müslümanlıkta bizi şaşkınlığa uğratan güzellikler (kendi doğrularımızı, Ana Tanrıça ve Baba Tanrının öğretilerini) buldukça bu dine gönül verdik. Elimden geldiğince bunları paylaşmaktayım. Ama bu ciddi soruya yanıt vermek beni aşar.
İzin verin, kendi alanımdan yanıtlayayım.
Okült açıdan bakarsam, dediğiniz gibi, "ses vibrasyonlarını kullanmak için orijinalini, hatta olabildiğince Arapça şive ile okumak gerekir" derim.
Bir anaerkil pagan olarak soruya yanıt verirsem, "hissetmeniz önemli, Türkçesini okumanız daha iyi olur" derim.
Şunu da unutmamak gerek: Tanrı ile mükemmel bir teknik aracılığı değil, gönül ile senkronize olursunuz (kontak, beyin elektriği dalgaboyu ile kurulur); çünkü teknik, beyin elektriğini etkilemez; oysa gönülden duygulandığınızda beyin elektriğinizin pozitive olur. Pozitive olma oranı, en iyi teknik ile var ettiğiniz senkronizasyon olasılığından misli ile yüksek olacaktır.
Ve sonunda sorunuza geldim.
Havasa yakınlığımız yok. Eğer çalışan bir sistem olduğunu düşünsek, mesafeli durmazdık. Nedenlerimiz aşağıda.
- Havas, tıpkı Kabala (ya da diğer geleneksel/eski okul çalışmaları gibi) çok detaylıdır.
Oysa maji -bitmekte olan Gama Eğitiminin temelinde olduğu gibi, ki, bu sağlam nedenselliğe dayalı olsa da çok yeni ve devrimci bir metottur- çok hızlı yapılabilecek, hatta yapılması gereken bir iştir.
(Editörün notu: Bu soru 9.10.2024 tarihinde sitemize ulaşmış; yanıtlanarak 14.10.2024 tarihinde sorucuya ulaştırılmıştır. Bu gün 9.12.2024 itibarı ile eğitim (önceden belirttiğim gibi Nazar bölümü de eğitime eklenerek) tamamlanmış ve yeniden son okumalara geçilmiştir. Gama Majisi Eğitimi en geç 2025 Ocak ayında yayınlanacaktır.)
Gama eğitiminde biz nasıl çalışıyorsak, onu yansıtmaktayız. Doğrudur; o düzeye gelmek için önceden zikir, esmalar, vefkler benzeri "yardımcılara" gerek vardır. Sıfırdan başlayıp ilerlemek eğitimi güçlü kılar ve sonuç daha verimli olur. Ancak eğitimde hazırladığımız metotlar, egzersizler ve uygulamalarla (eğitim her bölümde 3 kısım) öncel eğitimleri almamış olanlar da başarı sağlayacaktırlar.
Gama eğitiminde beyinden başka hiçbir şeye gerek yoktur. Bizim düşüncemize göre Havas dahil eski okul sistemler ise detaylara gömülü (kafa karıştırıcı, adapte olunması, öğrenilmesi zor) yapıları yüzünden başarı oranını düşürmektedirler. Daha da önemlisi, öne sürdükleri bilgilerin gerçekliği ile ilgili en küçük bir kanıt, düşünce, veri sunmamaktadırlar. Maji yüzyıllar boyu hem kanıt vermeyen, hem de -bir anlamda- "Ne diyosam o" yaklaşımında olduğu için inanmak adına kanıt arayan beyinlerce safsata olarak görülmüştür. Maji bu yüzden kolay elde etmek isteyen, kolay inanan kişilerin alanına dönüşmüş, bilimsel kafalı kişilere ulaşmamıştır. Bu büyük bir eksiktir. Biz özellikle bu eğitimde verdiğimiz her egzersiz (beyni gamaya yükseltme antrenmanları) ve uygulamanın (çalışma öncesi beyni gamaya yükseltme eylemleri) kaynağı olan raporları da sunmaktayız.
- Havas, tıpkı Kabala gibi, tanrısallığın çıkar için kullanılmasıdır. Her iki sistem de bir dinin tek tanrısının metotlarını ele alıp, çokluk onun arzularına ters yönlü kullanmayı içerir. Bu bize terstir. Bizim önceki eğitimlerimizde verdiğimiz sistemlerde kullanılan esma zikri ise Müslümanlıkta onaylanan bir tapım aracıdır.
(Editörün notu: Önceki eğitimlerimiz hakkında bu linkten bilgi alabilirsiniz.)
- Havas'ın içeriği, tıpkı Kabala gibi, kuantum mekaniği gerçeklerine uygun değildir. Oysa kuantum mekaniği gerçekliğin nasıl meydana geldiğini artık ortaya çıkartmış olan bir bilim daldır. Maji ise gerçekliği arzuya göre biçimlendirmek demektir.
Ve son bir alıntı daha yapayım:
" Sorunun ilk kisimlari site kurallarina aykiriysa mailden de olsa birseyler yazarsan sevinirim"
Kurala-murala boşverin. Rahat olun sorun. Küfür bile serbest. Bizden tepki gelemez. Ama küfür eden bana değil kendine zarar verir; çünkü küfür ederken hissedilen öfke (öfke NE davetiyesi olduğu için) muhakkak başa iş açar.