722 EĞİTİMLERİ

Temel Maji   |   Manyetik Maji

Pozitif Enerji

SİTEYE ÜYE OLUN
ÜYE GİRİŞİ

MAJİ SORULARI

JANUS'a SORUNUZU SORUN!

SORULAR ANA SAYFA        |        SON EKLENEN SORU        |        TÜM MAJİ SORULARI

Önemli Açıklamalar        |        Soruların Kabul Edilme Kriterleri



= TÜM SORU KONULARI =

722 Ekolü ve Eğitimleri     |     Maji     |     Astroloji     |     Kuantum ve Bilim     |     Ezoterizm

Pozitif/Negatif Enerji     |     Müslümanlık     |     Farklı İnançlar     |     Reenkarnasyon/Ölüm Ötesi/Rüyalar     |     Fal/Tarot

Ruhsal Sorunlar     |     Yaşam ve İlişkiler     |     Özel İlişkiler     |     Janus

20 Şubat 2025
Zikir çekerken, daha yüksek sayılara çıkmak daha etki bir kontak mıdır?

Sevgili hocam,

zikir çekerken, daha yüksek sayılara çıkmak daha etki bir kontak kurmaz mı ?
Bu soru hep aklıma takılır ; bu belirtilen sayıların üstüne çıkınca olmuyor mu ?

Eminim ki bu sorunu cevabını merak eden çok fazla öğrenciniz var.

Eğer bir cevap paylaşırsanız çok mutlu oluruz.

Teşekkür ederim

YANIT

Merhaba arkadaşım.

Önce bir açıklama geçeyim: Dostlar, biliyorsunuz artık verdiğim yanıtlar sitede yayınlanmıyor. Soru soranlara kısa olarak "özelden" yanıt veriyorum, yanıtı mail ile yolluyorum, ama bu yanıtlar siteye yüklenmiyor. Ama bu sevgili öğrencimin (kimse öğrencim değil, herkes arkadaşım) uyarısı ile yanıtımı eskisi gibi göz belerten şekilde (yani uzun) yazmaya ve siteye almaya karar verdim.

Yanıta geçeyim.

Soru güzel. Aslında sözlerinizde mantıken haklısınız. Ama bence bu mantıken haklılık pek realite ile paralel değil.

Sözlerimi açayım.

Konuya klasik maji ve mantık açısından bakarsanız sözleriniz gerçektir. Madem ki zikir ile kontak kurulmaktadır, ne kadar çok zikir, o kadar yoğun kontak demektir. Zikir sayısı ilerledikçe, beyinde yaratılan -o esmayı yinelerken oluşan- vibrasyon giderek artar. Nöron çakışlarının o yönde var ettiği alan gitgide güçlenir... bu demektir ki, kontak gittikçe güçlenir. Esmayı konsantre biçimde dil değil, beyin ile tek bir kez söylediğinizde bile nöronlar ona göre çakmış, bir EM alan oluşmuştur. Bu alan ise benzeri ile senkronize olacaktır. Okültizmde buna envokasyon denir. Ve düşünün: Bunu bir daha, bir daha, bir daha, yapmaktasınız. Söz konusu durum zamanla tedrici olarak senkronizasyonu, rezonansa çevirecektir.

Ama tabidir ki bu kontak süreğen ise... yani hiç kopmamışsa.

Ben ise yarım asrı geçmiş okültistliğimde bunu beceren -kendim ve arkadaşlarım dahil- tek bir kişi (rakam ile 1 kişi) görmedim.

Beyin bu... Durmaz yerinde. Esmaya konsantrasyon içinde zihnen tekrarlamaya baskı ile yönlendirilse de, onun "aklında" ;-) daha çok yüksek gelen doğalgaz faturası, arabanın muayene zamanının geçtiği, manitanın neden aramadığı, eşin beklediği can yakıcı fiyatlı sevgililer günü armağanı, coinlerin düşmekte olması, işteki yeni atılımın sonuçlarının ne olacağı gibi son derece mundane konular vardır. Üstelik biz insanların bu asi beyni asla iki şeyi aynı anda düşünemez. Yani kafa manitaya, ya da coinlere gittiğinde, hele ki biraz uzun süre (uzundan kastim 6-7 saniye!) kaldığında ne olur dersiniz? Evet bildiniz: Kontak kopar. Tradisyonel çalışıyorsanız esmaları etkin kılmak için (esma adedini tutturmak için) zikre baştan başlamanız gerekir. Bu yüzden majisyenlerin ezici çoğunluğu (bu kadar kibar olma Janus, "neredeyse hepsi" deyiver) farkına vararak, ya da varmadan, "yaptık bir iş Allah kabul etsin" metodu ile çalışmaktadırlar.

İşte seneler evvel biz bunlara isyan ettik. "Yeter ezildiğimiz" ruh halinde ve "kısa kes Meges" itilimi ile işi kısa tutmaya ama beyni çok yoğun şekilde zorlamaya başladık.

Ve sonuç aldık.

Bu yöntemi bazı bize yakın öğrencilerimize öğrettik... Sonuç? Üzülerek söylemem gerek: Topyekun nanaydı. Biz de öğretmeyi bıraktık.

O zamanlarda zaten bilime girmiştik... ki, inanın, hiç birimizde en-en-en küçük bilim-severlik, hatta bilim merakı yoktu. Biz okült-sever olduğumuz için, başarı düşkünü olduğumuz için, hasb-el kader bilime girdik, el mahkum... Elimizden geldiğince kuantum mekaniğini öğrenmeye (ne haddimize, olabildiğince anlamaya), iyi bildiğimiz konuya, okülte perkitmeye uğraştık ve yolumuz Orch OR ve ETC'a geldi. Uzatmayayım. Varılan sonuç, ya da öğrendiğimiz gerçek şuydu: Gerçeklik (çevrenizdeki her bir şey), madde dışı bir yerde (mikrokozmos ve dalga fonksiyonu) konuşlanmış "seçenekler bulutu" denilebilecek alengirli bir şeyden (süperposiyon) seçilerek çökmekteydi (qunatum collapse). Teoriye göre bunu yapan ise beyindeki gama dalgalarıydı.

Bu aşamada gama dalgalarına yöneldik. Ve bingo: Neden bizim kısa süreli çalışmalarda başarılı olduğumuzu ama diğerlerinin olamadığının şifresini çözdük: Bizler uzun yıllar beyni majsiyen olarak kullana-kullana kendi kendine gamaya çıkmayı öğrenmiştik. Bütün numaramız buydu.

O zaman arkadaşlar, oturduk, kolları sıvadık ve "bir beyin bizim gibi senelerce çalışmadan nasıl gamaya çıkar?"a soyunduk, bunu araştırmaya koyulduk. Kendi lüksümüzü (kısa sürede orada burada, insensmiş, yok efendim, tespihmiş, vefkmiş, tılsımmış, zikirmiş kullanmadan, bizim sologan "toplu taşımada bile" maji yapma ayrıcalığımızı) herkese öğretmeye karar verdik. Gama dalgaları eğitimi böyle doğdu.

Beynini uzun süre esma zikrinde tutan öyle çalışsın. Bundan bunalan -sıktırsın- beyni gamaya çıkartmayı öğrenmeye çalışsın... sonrası ballı kebap (bunu kendim uydurdum).

Bir öğrencim bana "Zikir arasında beyinsel kontak esma alanından kopuyor, ama sözleriniz doğrultusunda olaya bakınca aklıma şu geliyor: Zaten zikirle gamadayız, arada kontak kopsa da, o bize yetmez mi?" sorusunu yöneltti. Ben ise sorusuna önce ince bir gülümseme ile yanıt verdim, sonra cevabı döşendim. "Uzun süre zikir yapan gerekli yoğunlukta gamaya çıkmayı beceriyorsa o adamın çevresine bir çizgi çek... uzaylıdır" dedim. İddia ediyorum: Hiç bir insanın beyni dalga fonksiyonunu çöktürecek güçte gama dalgasında uzun süre duramaz. Zikir işi ile uzun vadeye yayarsa gama frekansı düşer. Düşmezse, ya da beyin düşmemeye zorlanırsa, Bülent'in T.. grubunun lideri Nazım gibi çalışma sırasında hakkın rahmetine kavuşur.

Arkadaşlar, gerçeklik çöktürmek boru değildir. Muhteşem bir gama (hatta eğitimde anlattım, yeni keşfedilen daha yoğun dalga boyları) gerektirir. Başarısızlık nedenlerinin en güçlüsü budur. Majisyenlerin öğrenecekleri tek şey beyinlerini gamaya çıkartmaktır. Ondan sonra yöntem-sistem-mistem... herr bir şey palavradır. Bana "ama ben kabala çalışıyorum, saatlerce göğü katlardan geçerek zırtlayan kurbağa, gülen balık, çıplak eskimo imajinasyonları ile... ve sonuç alıyorum" diyen mi oldu? Doğrudur arkadaşım, ama başarının nedeni gerisinde Yahudilik (Yahveh ve Kabala) olan bu gülünç işler değil, senin bu gülünç işlerin çalışacağına İNANCIDIR. İnancın varsa aynen devam et. Önemli olan başarmaktır.

Ama ola ki, bizler gibi biraz tembel ve yöntem dayatılmasına kıl kapan, "ben ve kendim"ci ("ben ve beynim"ci) kimseler varsa, hatta maji denen dünyayı itici bulduğu halde (Arnold Schwarzenegger gibi) beynin kullanarak, esmaymış, zikirmiş, tılsımmış vefkmiş kullanmadan sonuç almak istiyorsa, bu zor ama kolay yolu seçmelidir. Yine de yanlış anlaşılmak istemem: Vefkler, zikirler çalışmıyor demiyorum, onun da eğitimini veriyoruz. Ama bu yöntem asla ve seyasla gama eğitimi gibi güçlü değildir... sadece majiye kolay ve yumuşak bir giriş safhasıdır.

Efendim? Şimdi de birisi "Ben bir şeyler çizmeyi, boyamayı, yaratmayı, yöntemimi belli temel metotlar çerçevesinde yaratmayı, seviyorum. Hem de paganım ve hafif yaşamayı seviyorum" mu dedi? Harika! O zaman o kişi benim yazmakta olduğum "Herkes için tılsım çizimi" adlı (daha adına karar vermedim) kitabımı beklesin. İçerikte çok tatlı, ama her zamanki gibi etkinlik nedenleri açıklanan ("bunu böyle yap, bu büyü, karışma, sorma, kabul et, o kadar!" ittirmecesi olmayan) tılsım kitabımın yayınlanmasını beklesin.

Bence benim bu tılsım eğitimim (kitabım) bizim topyekun eğitimlerden daha bi'üstün. Neden mi? Çünkü bir kere eğlenceli... ama asıl neden şu: Bizim eğitimler gibi cebi yakmıyor.

[Ama dostlar; derler ya, yiğidi öldür hakkını yeme; bizim de hakkımız yenmesin: Yıllar yılıdır eğitimlere zam yapmadık ve yeni eğitime "Yeni ve beklenen bir eğitim bu, ne fiyat versek satılır" şeklindeki ticari yaklaşımla yüksek fiyat biçmedik.

Sakata gelmeyelim diye bi' hatırlatayım dedim.
]

Ekleme:

Özelden verdiğim bir yanıttan alıntı yapayım: Bence işe Temel maji eğitimi ile girmek iyidir, sonra pozitif enerji eğitimi en sonra gamayı almak lazımdır. Manyetik? O benim göz nurum ve bence eğitimlerin mücevheri. Ama zor. Görece kolay, ama olayı başarmak (spinleri paralellemek) zor. Bana "Janus, gamaya da zor dedin! Of!" mu deniniz. Yine haklısınız. Ama gamanın zorluğu antrenmanları çalışmakta. Spor gibi. Çalıştıkça gelişiyorsunuz. Manyetik ise... o eğitimde antrenman yok, bilgi var. Ve bilgiler biraz zor. Ama -ben biliyorum, siz de itiraf edin- beni takip eden pek çok aprentisin kafasında en çok celb-i muhabbet çalışması yapma arzusu var. Manyetik de o konuda üstün.

Dostlar, bence başkasının alanına aşk için bile girmeyin. O eğitimi alırsanız, iş arkadaşlarım beni sevsin, patronla iyi geçineyim gibisinden kullanın. O ölüp bittiğiniz bebeği ya da yakışıklığı nasıl mı celp edeceksiniz? Tabi ki kendi gücünüzle. Temiz bir kalp, gerçek bir istek, karşılıksız verme arzusu, bundan zevk almak, o kişinin yanında erkek olsanız bile çiçeklenmek, onunla gerçekten mutlu ve ŞEN olmak, onu mutlu ve ŞEN yaşatmak (birlikteyken dünya işlerini aranıza sokmamak ve sadece eğlence, seks, gülüş, şarkılar, dans, romantizm gibi şeylere odaklanmak) işin sırrı. Bunları eksiksiz yapın ve o şanslı kişiyi elde edemeyin... size söz, bana yazın, size ev adresimi mailden vereceğim. Gelip kafa-göz dalmanız için.

Bana "Janus abarttın, hep eğlence ile her şey hep yolunda gidecek, öyle mi? Kim inanır buna!" dediniz şimdi de. Yanıtım hazır: Bu eylemler beyinde ödül devrlerini tetikler. Ödül devreleri tetiklenince ne olur? PE celp olur ve mucizeler yaratır. PE bir celp olsun, ister Quasimodoya benzeyin, ister Curley's Wife olun, bu -sadece şenlik, keyif, eğlence, huzur, canlılık, hareket- ile celp olan tanrısal birleştirici enerji envoke olup gerçek büyüyü yaratacak, gözlere sihirli suyu sürecek, kalpte gerçek sihri yaratacaktır.

O mucizelerini vermek değil, akıtmak için sadece ona benzemenizi istemektedir. Ona "iyi"denir... ama iyinin ne olduğu ataerkinin eline geçmiş ve gerçeğinden uzaklaştırılmıştır. Tabidir ki erdemler iyiliktir. Ama ilişkilerde "erdemli olun, PE envoke olur" lafı sadece iç bayar. Aşkın ve seksin kutsallığının gerisinde "dünya dışı" olmaları vardır. Aşıkken ve gerçekten seks yaparken ("Aleti yerleştirip patlayayım, rahatlayayım" seksi yapmazken; her iki tarafı da EŞİT ŞEKİLDE hazza gömen seksteyken, yoksa tecavüz de seks) kafaya Şeytan'ın doldurduğu "düşünceler, irdelemeler, yargılar, kaygılar, sınıflandırmalar, hesaplamalar, tasalar, endişeler" sıfırlanır.

Bakın size bir sır: Erdemler birer yol gösterici tabeladır. O yolun sonunda ise yukarıda saydığım eğlence, şenlik, canlılık, huzur gibi kavramlarla dolu mekan (beyin elektriği) vardır. Orası hem tanrının kendi, hem de Cennet'tir. Kuran'daki -pek çok aydının beğenmediği ve küçümsediği- temelinde rahatlık, yemek yemek, seks gibi Serotonin/Dopamin tetikleyici davranışlar olan Cennet betimlemeleri bu bilgileri anlatmaya çalışmaktadır.

Bu kadar lafı de "Herif eğitim satmak için laf üretiyor" diyenler olursa diye ekledim.


ANA SAYFA    |    Sorular    |    Astroloji    |    Kuantum    |    Ezoterizm    |    Filmlerimiz    |    İletişim

Dizayn: JANUS722.com    |    © 2015 -